Vebiki » 2008 » Temmuz

Bu sabah Webrazzi’ye girenler sunucu kaynaklı bir problemden dolayı siteye eriÅŸim olmadığını farketmiÅŸlerdir.

Birkaç saat önce Arda Kutsal, Friendfeed üzerinden burada yaptığı açıklamada, Webrazzi’nin yoÄŸun kullanım sonucu sunucuya fazla yüklenmesinden dolayı sunucu hizmeti veren firma tarafından askıya alındığını söyledi.

Hepimizin başına gelebilecek bir olay, malum milyon dolarlık yeni projeler bile aynı sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Kendilerine geçmiş olsun diyoruz.

Yorumlar (4)

Zaman sıkıntısı çeken ve taşınabilirliğe ihtiyaç duyanlar için derde deva olacak bir proje Laterloop.

Diyelim ki yarım saatlik bir zamanınız var. Arkadaşınız e-posta ile size okumanızı istediÄŸi makaleler göndermiÅŸ, veya RSS listenize göz gezdirdiniz ve okumak istediÄŸiniz sayfaları açtınız, veya friendfeed’den güzel makalelere rastgeldiniz. Bütün bu makaleleri yarım saat içinde yetiÅŸtiremeyeceÄŸinizden dolayı, yer imleri listenize alıp sonra okumak için saklarsınız.

Laterloop burada devreye giriyor. İstediğiniz sayfaları Laterloop hesabınıza ekleyerek, sonradan okumak üzere saklayabiliyorsunuz. Böylece bir bilgisayara bağımlı kalmayıp, cep telefonunuzdan veya herhangi bir bilgisayardan istediğiniz zaman Laterloop hesabınıza girip, bu sayfaları okuyabiliyorsunuz. Mobil tarayıcılar için sağlanan destek ile, internet bağlantısı olan bütün telefonlardan hesabınıza erişim sağlayabilirsiniz.

Laterloop çok çeÅŸitli özellikler ile geliyor. Google hesabınız ile giriÅŸ yapabilmeniz önemli bir artısı. Tarayıcınıza ekleyebileceÄŸiniz bookmarklet ile siteleri kolayca Laterloop’a ekleyebiliyorsunuz. En kolay kullanımı ile hazırladıkları firefox eklentisi ile. ” Ctrl  ” ve ” BoÅŸluk ( spacebar ) ” tuÅŸ kombinasyonu ile oldukça kolay bir kullanım saÄŸlanmış. Bunların yanında delicious gibi sitelerden veya herhangi bir RSS beslemesinden otomatik olarak Laterloop’a ekleme yapabiliyorsunuz.

Önemli özelliklerden biri, Laterloop hesabınıza eklediğiniz siteleri, bilgisayarınıza dosya olarak indirmenize imkan sağlaması. Henüz beta aşamasında olan bu özellik ile, hesabınıza eklediğiniz siteleri tek dosya olarak indirip, internete bağlı değilken okuyabilir, veya arşiv amaçlı saklayabilirsiniz.

Farkettiğim bir eksiklik, sitede eklediğiniz bağlantılara etiket veya not ekleyemiyorsunuz. Bu özelliğin eklenmesi kullanımı daha da kolaylaştıracaktır. Geri bildirimde bulundum, bekliyorum sonucunu.

Tasarım oldukça güzel. Uyumlu renkler kullanılmış. Arabirim kullanıcı dostu. Kullanıcı alışkanlıkları dikkate alınmış. Sitede kaybolmadan istediğinizi kolayca bulabiliyorsunuz. Web 2.0 mantığı ile tamamen uyumlu diyebilirim.

Bildiğiniz gibi aynı amaç için digg, delicious, stumbleupon türünde siteleri kullanabiliyorsunuz. Sitenin kurucuları amaçlarını, bu sitelerin karmaşasından uzak bir şekilde, basit bir kullanım ile zamanınızı daha verimli kullanmanıza izin vermesi olarak tanımlıyor.

Favorilerimde yerini almış olan Laterloop’u, özellikle zaman sıkıntısı çekenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Yorumlar (2)

Geçen hafta yapılan etohum buluşmasında tanıştım Takasmerkezi ile. Projenin kurucusu Önder Eren ile yaklaşık iki saat boyunca yapılan verimli bir toplantı ile proje masaya yatırıldı, artıları eksileri konuşuldu, karşılıklı fikir alışverişi yapıldı. Yeri gelmişken belirteyim, bu haftaki etohum toplantısında Televidyon projesi, Serdar Kuzuoğlu ile masaya yatırılacak. Etkinlik ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Takasmerkezi.com, sıradışı sistemi ile ülkemizde bir ilk. ” Parasız ticaretin yeni adresi ” sloganıyla yola çıkan proje, e-ticaret kavramına yeni bir boyut getirmeyi hedefliyor. Proje belirli bir seviyeye ulaÅŸtıktan sonra, ” whatswap ” adıyla yurt dışına açılması hedefleniyor.

Sistemi özetlersek, siteye koyduğunuz ürünleri satarak site üzerinden para kazanıyorsunuz. Diğer sistemlerden farkı burada başlıyor. Kazandığınız parayı nakit olarak alma imkanınız yok. Hesabınızdaki parayı siteden başka bir ürün almak için kullanabiliyorsunuz. Takas sisteminin genel amacı, cebinizden para çıkmadan işinize yaramayan bir eşyayı, ihtiyacınız olan ile değiştirmektir. Site de bu amaç doğrultusunda hareket ediyor.

Her kesimden kullanıcıya hitap edebilecek bir proje. Hepimizin evinde, artık ihtiyacımız olmayan, ancak ne yapacağımızı bilmediÄŸimiz eÅŸyalar vardır. İzlenmiÅŸ filmler, okunmuÅŸ kitaplar, eski telefonunuz, eski masaüstü bilgisayarınız… ArÅŸiv amacıyla saklanmayacak ürünler site üzerinden satılıp, karşılığında faydalı olacak ürünler alabilirsiniz. ÖrneÄŸin bir filmi izlediniz, site üzerinden sattınız ve karşılığında yeni bir film aldınız. Böylece bir film fiyatına çok sayıda film izleme imkanınız oluyor.

Sistem temel mantığı açısından güzel, bununla birlikte aşılması gereken çeşitli sorunlar bulunmakta.

Sattığınız ürünlerden kazandığınız parayı sadece site üzerinde kullanabileceÄŸiniz için, sitede ihtiyacınız olan ürünler bulunmalı ki, sistem sizin yararınıza olabilsin. Aksi halde, para sitedeki hesabınızda kalacak, ve elinizdeki ürünü boÅŸa satmış olacaksınız. Bunu düşünen insanlar, ürün satmak için önce sitenin dolmasını bekleyecektir. Böylece ” tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan ” kısır döngüsü içine giriliyor.

Aklıma takılan bir diğer nokta, sitenin kurucularının kendilerine istediği kadar para ekleyip bütün ürünleri almasını ne engelliyor sorusuydu. Bunu da şu şekilde değerlendirebiliriz. Böyle bir olay durumunda, sisteme fazla miktarda para girişi olacak, enflasyon dediğimiz başımızın belası burada da karşımıza çıkacak. Sitedeki ürünler açık arttırma üzerinden satıldığından dolayı, fiyatlar oldukça yükselecek, alım - satım duracak, ve proje bitecektir. Dolayısıyla sağlanacak kısa dönem kar karşılığında, sitenin dünya çapında kullanılması sonucunda elde edilecek kardan vazgeçilmiş olacak ki, mantıksız oluyor.

Tasarım açısından genel olarak başarılı bir yaklaşım izlenmiş. Renk seçimleri sade ve uyumlu. Bununla birlikte bu tür sitelerin sahip olduğu karmaşık yapı burada da karşımıza çıkıyor. Biraz daha yenilikçi bir yaklaşım izlenerek, minimalist bir yapı ile bir tasarım yapılması fayda sağlardı diye düşünüyorum. Ana sayfada dikkati çeken birçok etken var, bu da dikkatin dağılmasına ve odak kaybına neden oluyor. Bu konuda ilk boş zamanımda taslak bir çalışma hazırlayıp buraya koymayı düşünüyorum.

Etohum toplantısında güzel bir öneri, selcukhoca.com kurucusu Selçuk Koyuncu’dan geldi. Önerinin temelinde, sosyal etkinlikler ile projenin kullanımın arttılırması yatıyor. Örnek olarak, site üzerinden ihtiyacı olan bölgelere kitap göndermek kampanyası yapılabilir. Böylece kullanıcı, site üzerinden aldığı kitabı kampayaya bağışlayarak, kargo vb. sorunlar ile uÄŸraÅŸmadan sosyal bir alanda yardımda bulunabilir. Bu ve benzeri projeler, sitenin kullanımına bir amaç katarak, projenin büyümesine katkı saÄŸlayabilir.

Benim önereceğim konu, sitenin sistemi ile ilgili örneklerle desteklenmiş ayrıntılı tanıtım bölümlerinin hazırlanması olacaktır. Farklı bir sistem olduğundan dolayı, son kullanıcı açısından site tam anlaşılamayabilir. Özellikle sistemin hangi amaç ile ilgili kullanılabileceği konusunda örnekler verilmesi bu alanda faydalı olacaktır.

Sistemi oldukça farklı ve sıradışı olan bir proje. Görebildiğim en büyük eksiklik tasarım alanında. Umuyoruz ki, hedeflenen başarıya ulaşır, ve ülkemiz internet dünyasına katkı sağlar. Proje ile ilgili yapılan beyin fırtınasına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar (2)

Aslında baÅŸlığı biraz fazla abartılı bulacağınıza eminim. Ben ÅŸimdi bu baÅŸlık üzerinden bazı siteleri eleÅŸtireceÄŸim. Birileri çıkıp ”yahu tamam da emeÄŸe saygı be kardeÅŸim” diyecek. Hayır kardeÅŸim, ortada bir emek yoksa, emeÄŸe saygıdan da söz edemezsiniz. Klonlamanın da bir sınırı, bir etiÄŸi, bir ahlakı var.

Alaettin, günler önce zaten bu durumu eleÅŸtirmiÅŸ; daha çok Twitter’ın Türkiye uygulamalarının son durumları hakkında bilgiler vermiÅŸti. Ama insanlar hala durmuyor, birkaç gecede çıkardıkları Twitter kopyalarıyla pazarda yer edinmeye çalışıyorlar. İşin gülünç yanı; gerçekten de projelerine oldukça fazla güveniyorlar.

Fikir aşamasında olsun, geliştirme aşamasında olsun zerre emek harcanmayan, oldukça basit modüllerle kurulan bu siteler artık bakteri gibi türer kıvama geldi. Bunların isimlerini tekrar zikredelim; shuanda.net, nolyo.com, kolaygele.com ve son olarak da geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan nedurum.com. (Lütfen girip inceler misiniz? Geri dönüşlerinizi bekliyorlar)

DiÄŸerleri hakkında konuÅŸmayacağım, zaten yeterince konuÅŸuldu. Nedurum.com’dan bahsedelim biraz. GeliÅŸtiricileri gerçekten de piyasada varlıklarını hissettiren adamlar. Neden böyle ”boÅŸ” iÅŸler içerisine girdiklerini aklım almıyor. Hele bir de bu kiÅŸiler Friendfeed’de bu projeleri için geri bildirim almaya çalıştıkça, çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum. KardeÅŸim, neyin geri bildirimini istiyorsun? Ne temaya emek harcamışsın, ne sitene emek harcamışsın, fikir aÅŸamasından bahsetmiyorum bile. Tasarım felaket. BildiÄŸin Wordpress’imsi bir ÅŸey. Gerçi aldığım duyumlara göre geliÅŸtiricileri bayağı hummalı çalışıyorlarmış. Yeni eklentiler, özellikler olacakmış, bekleyip göreceÄŸiz bunları. Lakin ÅŸu an için konuÅŸuyoruz elbet, önümüzde bu var.

Türk kullanıcısının Twitter mantığını anlayamamasına; onu chat gibi kullanmasına zerre ÅŸaşırmıyorum. Zira bunun olacağı başından beri belliydi. Peki Twitter modellemeleri yapan bu kiÅŸiler de mi bu olayın farkında deÄŸil. Yahu her ÅŸeyi anladım, tamam yapın vazgeçtim her ÅŸeyden. Ama içine de biraz yaratıcılık serpiÅŸtirin, klasik chat yapılmasını önleyin. Zira Mirc’deki ana sayfada dönen toplu chatlerden ne farkı kaldı ÅŸimdi sizin yaptığınızın? Kullanıcılar ne verirseniz yiyen bir kitle olabilir - ki yemediler bunu, akıllanıyorlar yavaÅŸ yavaÅŸ -  fakat sizin adınızı kirletmenizin, küçük duruma düşmenizin ne alemi var? 150-200 kiÅŸi kullansın bari diyerek site yapılırsa bu ülkede, ve bu sitelere de yeni bir startup gibi davranılırsa, nasıl ilerleyecek bu Türk interneti. Nasıl çöplük haline gelmeden büyüyüp, dünyada adından söz ettirecek? Kaldı ki midemin bulantısının nedeni sadece Twitter modellemeleri deÄŸil, bu tarz yapılan bütün iÅŸler.

Bu arada, söylediklerimden yanlış anlamlar çıkarılmasın. Ben yurtdışında başarıya ulaşmış bir modeli ülkemizde yapmayalım demiyorum. Zira bu, piyasada yapılabilecek en karlı işlerden biridir. Benim takıldığım nokta, bu modellerin uygulanacağı ülkenin kullanıcı kimliğinin, sosyal yaşamının, kısacası komple pazarın gözardı edilmesi.

Onu bunu bilmem, benim midem gerçekten bulanıyor artık. Yaratıcılıktan uzak projeler görmeye, bu klon iÅŸleri büyütüp onlara ”gerçek birer proje” gibi davrananlarla karşılaÅŸmaya daha fazla dayanamıyorum. Kekik suyu? Evet, iyi gelir…

Yorumlar (9)

GeçtiÄŸimiz haftalarda paraya kıyarak en son müjdesini duyurdu Türk Telekom, Türkiye’ye: VDSL2. NeymiÅŸ? Çok yüksek hızda internet saÄŸlayacakmış kullanıcılara. Yurtdışındaki baÄŸlantı hızlarına eriÅŸecek, bir nevi “muasır medeniyetler seviyesine” ulaÅŸacakmışız. Fazla uzatmadan Telekom’un VDSL2 için söylediklerine bir bakalım.

“…

Bu büyük yenilik ile:

• Türkiye’de DSL teknolojisi ile sunulan internet erişiminin 8 kata kadar arttırılması,

• Avrupa ülkeleri erişim hızlarıyla kıyaslandığında, Türkiye olarak uluslararası standartlarda bir konuma ulaşılması,

• GeliÅŸen teknoloji ile yüksek bant geniÅŸliÄŸi ihtiyacı duyulan Katma DeÄŸerli Hizmetler’e gereken altyapının hazırlanması saÄŸlanmaktadır…”

Büyüksün be Türk Telekom demeden önce, bir soluklanın derim. Esasında ilk maddede gizlice verilen bir mesaj var. Nedir o?

Türkiye’de DSL teknolojisi ile sunulan internet eriÅŸiminin 8 kata kadar arttırılması”

Bir ÅŸey ifade etmedi mi yoksa? Fazla gizemli takılmadan açıklık getireyim hemen. SaÄŸlanacak olan hız artışı yalnızca yurt içindeki baÄŸlantı hızında olacak. Yani Türk Telekom, yurtdışı internet çıkış hızında bir artış yapmıyor. Sözün özü, Google’a yine aynı sürede girecek, Facebook’ta beÄŸendiÄŸimiz bir kızın resmini aynı sürede download edeceÄŸiz. Ya da p2p download programlarında yabancı kullanıcılardan indirdiÄŸimiz ÅŸarkılar daha hızlı falan inmeyecek.

Kaldı ki, hızın artması kotalı internet kullanıcılarının kotalarında bir artış da saÄŸlamıyor. Bir açıdan baktığımızda daha kötü sonuçlar doÄŸurabileceÄŸini bile söyleyebiliriz. Kotalı bir kullanıcı, yurtiçinden bir download’a baÅŸladı mı, çatır çatır download edip, hızlı bir biçimde kotasını bitirecektir, pekala.

O zaman neden yapılıyor bu tantana? Onun da açıklaması 3. maddede var aslında;

Gelişen teknoloji ile yüksek bant genişliği ihtiyacı duyulan Katma Değerli Hizmetler’e gereken altyapının hazırlanması

Hımmm… Garip iÅŸler bunlar. Åžimdi Türk Telekom geçtiÄŸimiz günlerde bir link daha koymuÅŸtu sitesine. “IP TV”

Şöyle de bir açıklama yapmışlar IP TV hakkında;

“AkÅŸam iÅŸten eve döndünüz, yorgunsunuz kahvenizi aldınız dinlenmek için televizyonun başına geçtiniz. Kumandanın tuÅŸlarına bastınız, istediÄŸiniz dizi yada program baÅŸlamamış… Kumandanız ile kanallar arasında dolaÅŸmaya baÅŸladınız ama karşınızda birbirinin aynı programlar. Bunların arasından beÄŸenmek zorundasınız. Peki artık bu zorunluluÄŸunuz yakında kalkacak dersek? Televizyonun kumandasını aldınız, düğmeye bastınız karşınıza bir menü çıktı. Menü?den haberleri seçtiniz. Fakat haber saatini daha var. Hiç sorun deÄŸil. Haberler hemen karşınızda. Hatta kiÅŸisel haber akışınızı bile hazırlayabilirsiniz. ÖrneÄŸin çocuÄŸunuz baÅŸka bir ÅŸehirde üniversitede okuyor. Ve siz o ÅŸehirle ilgili haberleri merak ediyorsunuz. Yada memleketinizdeki haberler ilginizi çekiyor. Bunun için tek yapmanız gereken televizyonunuza ilgi alanlarınız ile ilgili ipuçları vermek. Hangi diziyi seviyorsunuz, hangi takımı tutuyorsunuz, hangi video klibi izlemek istiyorsunuz, hangi filmler ya da belgeseller hoÅŸunuza gidiyor, hepsi emrinizde.. Hayal gibi diyorsanız hiç de bile deÄŸil..

IPTV ile hepsi artık evinizde..

BaÅŸta Fransa olmak üzere avrupa?nın belli baÅŸlı ülkeleri ile Japonya ve Amerika?da baÅŸlayan IPTV ve isteÄŸe baÄŸlı tv TvoD (TV on Demand) uygulamaları sayesinde kiÅŸisel televizyonunuz artık emrinizde olacak.”

Durun yahu, bunları okuyup hemen ayakta alkışlamaya kalkışmayın Telekom’u :)

Ciddi bir kurumun sitesindeki bir yazıda bu kadar yoğun bulunan yazım ve noktalama hatalarını görmezlikten gelip, içerikle ilgilenelim.

IP TV için dolaÅŸan çok efsane var ÅŸu günlerde. Kimisi, “iÅŸte budur abi, helal olsun” derken, kimileri olayı, baÅŸka ÅŸekilde yorumluyor. Bu baÅŸka ÅŸekil(!) de, VDSL2′yi medya patronlarının getirttiÄŸi, ve amacın internet üzerinde de medya tekelinin temellerini atmak olduÄŸu. Biraz düşününce gayet mantıklı gelen bu fikir, açıkçası midemi bulandırmaya yetiyor. ÅŸimdi buradan isim verip, kimseyi rencide etmek istemiyorum :) İlk yazımla beraber “Bu siteye eriÅŸim mahkeme kararıyla engellenmiÅŸtir” diye bir yazı görmek de diÄŸer yazarların beni dövmesine neden olur. Ama iÅŸte, ne bileyim, garip bir küf kokusu almıyor deÄŸilim bu VDSL2 konusunda. Umarım burnum yanılıyordur…

Yorumlar (3)

Google kullanıcıları son 2-3 gündür Türkiye’den eriÅŸim sıkıntısı yaşıyor. TTNet’in dnslerinde bir sorun olacağını düşünerek dns ayarlarımı deÄŸiÅŸtirip girmeyi denedim. Ancak sorun aynı. Google’a www.google.com adresinden girmeye çalıştığınız takdirde sayfa hata ile sonuçlanıyor. Eskiden google.com’a tıkladığınızda com.tr’ye yönlenen sistem ÅŸimdi hata veriyor. Google.com.tr‘den girdiÄŸinizdeyse eriÅŸimde dns kullanın ya da kullanmayın bir sıkıntı söz konusu deÄŸil. Ayrıca Google’ın diÄŸer dillerde hizmet verdiÄŸi adreslerde de bir sıkıntı söz konusu deÄŸil. Herhangi bir proxy sitesi kullanarak Google.Com’a girildiÄŸinde de sorun yok. Kullanılan proxy sitesine göre de Google.com.tr’ye yönlendirilebiliyorsunuz. Ben bu duruma pek bir anlam verebilmiÅŸ deÄŸilim açıkçası. Google’ın .com uzantısı için bir planı var mı bilinmez ancak bir ÅŸeyler olduÄŸu kesin. Bu konuda bilgisi olanlar lütfen bizi de bilgilendirsinler…

Yorumlar (2)

Google tarafından satın alınan Blogger yoluyla yaygınlaÅŸan blog kullanımının ardından Wordpress ilk önce kendi blogunuzu barındırabilmeniz için açık kaynak kodlu kodlarını dağıtmaya baÅŸladı daha sonra bu kodları kendisi barındırarak ücretsiz blog servisi saÄŸlamaya baÅŸladı. Bugün Blogger’ın ardından ikinci en büyük blog servisi.

Peki SweetCron da aynı başarıyı yakalayabilecek mi?

SweetCron, FriendFeed’in kiÅŸisel versiyonu. Yani? Yani SweetCron kodlarını alıp sisteminize kuruyorsunuz ve sistem FriendFeed gibi tüm aktivitelerinizi web üzerinden kullanıcılara ulaÅŸtırıyor. Bir nev’i kiÅŸisel FriendFeed aslında.  GeliÅŸtiricinin kendisi için kurduÄŸu ÅŸu sayfada sistemin demosunu görebilirsiniz.

%100 düzenlenebilir olması avantajının yanında göz dolduran tasarımıyla YongFook’un ÅŸimdilik bir gelir modeli yok gibi görünüyor. Ancak Wordpress gibi kodların yaygınlaÅŸmasının ardından (ya da hemen) ücretsiz bir servisle hiç kod bilgisi olmayan birinin bile kullanabileceÄŸi hale getirildiÄŸinde baÅŸarılı olmaması için bir sebep görmüyorum. SweetCron’un çıkış tarihi için e-posta listesine katılabilirsiniz.

Yorumlar (3)

Bugün bir mail aldık, sendesor.com yöneticilerinden sayın Oya Sarıer tarafından gönderilmiÅŸ. Yazılarımızı ve site incelemelerimizi çok deÄŸerli ve faydalı bulduÄŸunu söylüyor kısaca. Biz de kendilerine bir teÅŸekkür mahiyetinde, sendesor.com’u incelemeye alalım dedik bu yazıda. Her zaman olduÄŸu gibi içten ve konuÅŸur  gibi bir dille yazmaya özen göstereceÄŸim. Tabii yine her zaman olduÄŸu gibi tasarım ve konsept açısından eksikler/hatalar üzerinde duracağım. Çünkü bu tarz eleÅŸtirilerin ne kadar faydalı olduÄŸunun herkes gibi kendileri de farkında. Mailden de anlaşılıyor bu zaten.

Siteyi daha önceden duymuÅŸtum ve girip bakmıştım. Açıkçası o zaman ”inceleme” amacıyla girmediÄŸim için, gezinip çıkmıştım. Bugün tekrar girdim siteye ve her zaman olduÄŸu gibi eleÅŸtirel gözlerle önce bir süzdüm. Açıkçası ilk dikkat çeken ÅŸey, herkeste olduÄŸu gibi bende de tasarım oluyor. Sen de sor sitesinin tasarımı, Web 2.0 renkleri diye tabir edebileceÄŸimiz renklerden oluÅŸmuÅŸ. Açıkçası bu konu hakkında kendilerine bir ÅŸey diyemem, onların tercihidir. Sakın yanlış anlamasınlar, lafım onlara deÄŸil, elbette trende uymak zorundalar her açıdan. Lafım daha çok Türk internet sektöründeki proje geliÅŸtiricilere ve tasarımcılara. Sizce de Web 2.0′ın biraz suyunu çıkarmadık mı? Neredeyse her yeni çıkan projede bu tip renkler, tasarımlar kullanılıyor. Böylece biz eleÅŸtiricilere de (daha eleÅŸtirmen olduÄŸumuzu düşünmüyorum) pek geniÅŸ alanlar bırakılmıyor. Ne diyelim yani? Tasarım olmamış desek tüm web 2.0 anlayışını karşımıza almış olacağız. Bence biraz özgün çalışmak lazım artık. Zira her site birbirine benzemeye baÅŸladı tasarım ve renk kombinasyonları açısından. Bu durum ayrı bir inceleme konusu tabii.

Renkler açık mavi, açık yeşil ve beyaz üzerine. Uyumlular kendi aralarında. Lakin sitenin en üzerinde bulunan sen de sor animasyonu, reklam gibi duruyor. Çünkü genelde oralarda başka sitelerden alınan reklamlar sergilenir ve sen de sor, kendi reklamını kendisi yapıyormuş gibi bir hava yaratmış. Açıkçası o bölge için farklı bir alternatif düşünülmesi gerek diye düşünüyorum.

BildiÄŸimiz üzere, yıllardır piyasada olan ”Yahoo Answers” var. Tam olarak da aynı mantıkla düzenlenmiÅŸ site. Ben, bu olaya biraz daha inovatif özellikler katılması gerektiÄŸini düşünüyorum. Kategoriler vs. aynı mantıkla oluyor. Biraz daha kullanışlı hale getirmek lazım. Ayrıca sitenin ana teması, soru sormak üzerineyken, klasik bir iletiÅŸim formu yerine ‘’sen de sor yöneticilerine sorun” gibi bir bölüm yapılsaydı, amaçla daha bütünleÅŸmiÅŸ ve farklı bir özellik olabilirdi.

Dikkatimi çeken başka bir durum ise, sorulardaki yazım hataları. Elbette hepsini düzenlemeleri imkansız fakat o kadar çok gördüm ki, ben bu durumla hiç ilgilenmediklerini düşünüyorum. En azından birkaç moderatör, bu konu üzerine dikkatle eğilmeli.

Soruların font boyutları fazla büyük olmuş gibime geldi. Ayrıca soruların üzerine tıkladığınızda font daha da büyüyor, fazlasıyla göz yoruyor.

Reklamlar konusunda ise kanımca daha tutarlı olunması lazım. Ortalık Google reklamlarından geçilmiyor. Solda, soruların içerisinde, ortalarda. Biraz daha azaltmak lazım diye düşünüyorum. ÇoÄŸu zaman Google reklamlarının hiç olmaması gerektiÄŸini savunurum. Fakat bu tarz sitelerde olması gerek. Çünkü her alanda sorular sorulabiliyor ve Google reklamları da önem kazanıyor haliyle. Lakin dediÄŸim gibi, biraz daha azaltmak ve denge saÄŸlamak gerekiyor. Sorulara tıkladığınızda gelen sayfadaki büyük kare içindeki ”oyunlu reklamlar” ise her zaman olduÄŸu gibi burada da midemi bulandırdı. Bunda Sen de Sor’un bir suçu yok tabii, sonuçta reklamlar önemli gelir kaynaklarıdır. Sırf bu tip reklamlar yüzünden farklı bir reklam anlayışı üzerindeki çalışmalarımı hızlandıracağım.

Bir de site, milyonlarca sorunun döndüğü bir platform deÄŸil. Kategorileri neden daha da detaylandırıp tekrar kendi içerisinde kategorilendirmiÅŸler anlayamadım. Örnek vermek gerekirse sol tarafta ”ulaşım” diye bir kategori var. Tıklıyorsunuz, alta doÄŸru bir kategori dizini daha açılıyor ”uçak, otobüs, tren yolu vs.” gibi. Siteyi daha da karmaşıklaÅŸtırmaktan baÅŸka hiçbir iÅŸe yaramıyor kanımca. DiÄŸer kategorilere tıklayınca da aynı durum söz konusu.

Yazım tahmin ettiÄŸimden kısa sürdü. Tabii benden kaynaklı bir sorun deÄŸil bu. Daha birçok öneri, eleÅŸtiri yapacaktım lakin sitenin sunucularında an itibariyle bir sorun var. Siteye ulaÅŸamıyorum. Sunucu çok geç cevap veriyor veya baÅŸka bir sorun oldu sanırım. Yaklaşık yarım saattir deniyor ve sabrediyorum ama olmuyor, diÄŸer sitelerde tabir-i caizse çatır çatır gezebildiÄŸim halde, sendesor.com’da bir kere sayfa yeniledim ve piÅŸman oldum. Sayfa görüntülenemedi ve ulaÅŸamıyorum siteye. Site yöneticilerinin bu duruma da en kısa zamanda bir çare bulacağını düşünüyorum. Belki de küçük bir istisnai duruma denk gelmiÅŸimdir, bilemiyorum.

Yukarıda söylediklerimin haricinde, genel olarak iyi bir hava veriyor site. Daha da geliÅŸtirilmesi ve birkaç siteyle ortaklık içine girmeleri gerekiyor. Sanıyorum şöyle bir reklam ve tanıtım çalışması içine girebilirler. YoÄŸun olarak girilen komünite sitelerine küçük bir eklenti yapılır, sorular orada ”reklam gibi” belirir ve kullanıcılar cevap vermek için tıkladığında siteye yönlenirler. Veya farklı bir ÅŸekilde, daha da detaylı bir çalışma yapılırsa (yapılabilirlik durumunu bilmiyorum), daha önce üye olan kiÅŸiler, sen de sor’da kiÅŸisel bir ayar yapabilirler bu yönde. Yani farklı sitelerde gezerken gelen sen de sor sorularına, o siteden çıkmadan cevap verebilme üzerine yapılabilecek bir ayar. Böylece sitenin kullanımı artar, inovatif bir özellik sahibi olunmuÅŸ olur. Ayrıca söylediÄŸim tarzda -sanıyorum- ilerde birçok site benzer ortaklıklara giriÅŸecekler. Yani siz Vebiki’de gezerken, Sen de sor sitesine hiç gitmeden, Vebiki üzerinden sorulara anlık cevaplar verebileceksiniz. Bu, daha gündemde olmayan bir konu lakin geleceÄŸin trendlerinden birinin bu olacağını düşünüyorum. Çünkü gidiÅŸat bunu gösteriyor; friendfeed, twitter gibi sitelerin popülerliÄŸi göz önünde bulundurulduÄŸunda. Bir de sitelerin sayısı gün geçtikçe arttığından dolayı. Tabii söylediÄŸim ÅŸey Friendfeed tarzının bir üst versiyonu gibi görünüyor. Nasıl yapılır, nasıl edilir, bunu zaman gösterecek.

Tam yazımı sonlandıracakken, sendesor.com’a ulaÅŸmış bulunmaktayım. Lakin daha fazla yazacak hem zamanım, hem de takadim kalmadı. Kendilerinden özür diliyorum daha detaylı bir inceleme yazısı yazamadığım için. Fakat üzerinde durduÄŸum konulara daha fazla dikkat ederlerse, daha iyi sonuçlar alacaklarına eminim. Bakalım Sen de sor’un baÅŸarısı ne olacak, sorulan sorular cevapsız kalacak mı bunu zaman gösterecek. Kendilerine tüm içtenliÄŸimizle baÅŸarılar diliyoruz.

Not: Aynı iÅŸlevi gören ”bisorusor.com”dan gerek tasarım, gerekse de kullanım kolaylığı açısından çok çok öndeler. Fakat bisorusor’un da artıları var. Sorular göz yoracak biçimde deÄŸil ve reklam konusunda bir ÅŸey göremedim. Elbette reklam alacaklardır, Google reklamlarıyla dolduracaklardır siteyi fakat söylediÄŸim gibi, dengenin tutturulması, kantarın topuzunun kaçırılmaması lazım diye düşünüyorum.

Yorumlar (2)

Bugün Reuters ajansının duyurduÄŸu habere göre, Amerika’nın en büyük internet servis saÄŸlayısı ve medya ÅŸirketi AOL‘nin sahibi Time Warner ÅŸirketi, AOL’nin internet bölümünü Yahoo veya Microsoft’a satabilirmiÅŸ.

Haberin kısaca özertlersek, Yahoo’nun 1 AÄŸustos’da yapacağı ortaklar toplantısı öncesinde böyle bir söylenti ortalığı hareketlendirdi. Time Warner ve Microsoft ÅŸirketi yetkilileri böyle bir söylentiyi yalanlamışlar, Yahoo’dan ise henüz bir açıklama gelmemiÅŸ.

BildiÄŸiniz gibi, Microsoft’un son teklifini Yahoo reddetmiÅŸ, yeni yönetim kuruluna raÄŸmen anlaÅŸma saÄŸlanamamıştı.

AOL’nin satın alma konusunda pazara girmesi ise ortalığı cidden kızıştıracak bir olay. Google’ın açık farkla lider olduÄŸu internet üzerinden arama konusunda, Microsoft ve Yahoo pay kapmak için sürekli uÄŸraÅŸ içindeler.

Google’ın yeni projeler satın alarak diÄŸer alanlara girmesi de, diÄŸer firmaları gelecek konusunda endiÅŸelendiren bir etken.

Yahoo yeni yönetim kurulu ile birlikte büyük adımlar atma hazırlığında ancak diÄŸer devlerin büyümesi ÅŸirketin kar oranlarını tehlikeye atıyor. Yönetim kurulu ve hissedarlar bu durumun farkında. Dİğer yanda ise Microsoft Live Search projesi ile istediÄŸi baÅŸarıyı yakalayamamasından dolayı, Yahoo’nun tamamını veya sadece arama bölümünü satın alarak, zayıf olduÄŸu internet sektöründe ileri çıkma çabasında. Dolayısıyla sahip olduÄŸu geniÅŸ müşteri kitlesi ve servisleri ile AOL, her iki firmanında ilgisini fazlasıyla çekecektir.

Kendi önermelerime gelince ;

EÄŸer Microsoft satın alırsa, muhtemelen Yahoo’ya olan hevesinden vazgeçecek ve politikalarını AOL üzerinden güçlendirme yoluna gidecektir. Yahoo ise geride kalmamak için, lider olduÄŸu alanlarda üstünlüğünü korumak için çalışırken, yeni duyurduÄŸu BOSS projesi ve Google ile yaptığı anlaÅŸma sayesinde arama motoru alanında kendini güçlendirmek için çalışacak, bu konuda yeni projeler geliÅŸtirecektir.

EÄŸer Yahoo satın alırsa, bu Microsoft’a kapılarını tamamen kapattığı anlamına gelecektir, Microsoft olmadan da ayakta kalabileceÄŸini göstermek için AOL üzerinden kendini güçlendirecektir. Microsoft ise, yakın zamanda duyurduÄŸu semantik arama motoru Powerset’i alımı gibi çeÅŸitli alımlarla, kendini güçlendirmek için çalışacaktır.

Google ise zaten yeni atılımlar ile liderliğini sürdürmek için çalışıyor. Böyle bir satın alma durumunda, kendini güçlendirmek amacı ile daha küçük şirketler ile kendine güç katabilir.

Sektör devleri arasında sıkı bir rekabet var ve olası bir AOL satın alımı veya Microsoft - Yahoo birlikteliği durumunda büyük taşlar yerinden oynayacak.

Yorumlar (1)

KiÅŸisel not:

İnceleme için öncelikle üç site belirlemiÅŸtim. Ning, Wetpaint, ve Grou.ps. Daha sonra Mixxt‘in Türkiye pazarına girmesiyle listeye onu da ekledim.. Yazıyı yazmadan önce tüm bu sitelerde grup/aÄŸ oluÅŸturdum. Daha sonra da “kullanıcı deneyimi” adına bu servislerde oluÅŸturulmuÅŸ, üye sayısı belirli rakamlara ulaÅŸmış gruplara da üye oldum. İnceleme kurucu ve kullanıcı deneyimleri olarak iki baÅŸlıkta toplanmıştır. Yine bu baÅŸlıklar altında bulunan alt baÅŸlıklarla sistemlerin tüm artı ve eksi yönleri tartışılmıştır.

Son günlerde artık daha da spesifik gruplara hitap eden sosyal aÄŸ oluÅŸturma siteleri açıldıkça görüyoruz ki bu alanda rekabet gittikçe kızışıyor. Grou.ps’un aldığı son yatırım, Mixxt’in Türkiye pazarına girmesi bu alanda yaÅŸanan son geliÅŸmelerden bazıları. Ben de tüm bunlar üzerine “kapak konusu” kıvamında uzun ve ayrıntılı bir yazı yazmaya karar verdim. Buyrun baÅŸlayalım:

Küçük Notlar:

Ning: Ning ÅŸu ana dek $104 milyon yatırım almış, 2.5 milyon üzerinde kullanıcı sayısına sahip bir social network oluÅŸturma servisi. Bu alanda kendisi için “lider” sıfatını kullanabiliriz.

Wetpaint: Wetpaint şu ana dek $39.8 milyon yatırım almış. Her ne kadar site üzerinde 1 milyon network bulunduğu söylense de aktif kullanıcısı 700.000 civarında.

Grou.ps: Emre Sokullu tarafından kurulan servis ÅŸu ana dek Golden Horn Ventures’dan $1.1 milyon yatırım aldı. Aktif kullanıcı sayısı 200.000′ün üstünde.

Mixxt: Mixxt’in yatırım ve kullanıcı sayısına dair herhangi bir bilgi bulamadım. Mixxt 800.000 Euro yatırım aldı. Almanya’dan 10.000 üzerinde üyesi mevcut. Mixxt sitesini TürkçeleÅŸtirerek Türkiye pazarına girdi. Türkiye müdürü ise Åžekip Can Gökalp.

Kurucu Deneyimi

Bu bölümde ağ/grup kurucularına sağlanan özellikler çeşitli başlıklar altında incelenecektir.

Tasarım:

Ning:

Ning’de sayfa dört bölümden oluÅŸuyor. Kuracağınız komüniteye göre sunulan özellikleri sol ya da orta bölümde sürükle bırak özelliÄŸiyle dilediÄŸiniz yere yerleÅŸtirebiliyorsunuz. Bunun yanında 57 farklı ÅŸablon sunuluyor. Bu ÅŸablonlar üzerinde bir panel yardımıyla düzenleme yapabiliyorsunuz. Daha profesyoneller içinse CSS kodlarınızı girebileceÄŸiniz bir bölüm mevcut.

WetPaint:

Wetpaint kullanıcılara toplamda 24 farklı tasarım sunuyor. Modüllerin yerleÅŸimi, Css ya da kiÅŸisel düzenlemeler için izin vermiyor. Sadece 24 tasarım sunması, ÅŸablon düzenlemeye izin vermemesi ve modül yerleÅŸiminin seçilmesine izin vermemesi tasarım anlamında wetpaint’in eksik noktaları.

Grou.ps:

Grou.ps modül ve butonların yerlerinin deÄŸiÅŸtirilmesine izin vermiyor. Ancak 29 farklı tasarımının yanında web programcılarının sevdiÄŸi bir ÅŸablon sistemi olan Smarty ile çok farklı tasarımlar oluÅŸturma imkanı veriyor kuruculara. Grou.ps’un bu ÅŸablonlar üzerine kurucunun Google Adsense reklamları eklemesine izin vermesiyse diÄŸer servislerde bulunmayan artı özelliklerinden biri.

Mixxt:

Mixxt, 24 güzel tasarıma sahip. Sistem bu tasarımların bir panel yoluyla düzenlenmesine de izin veriyor. Modül yerleÅŸimleriyse Ning’in sistemi gibi sürükle-bırak yöntemiyle rahat bir ÅŸekilde halledilebiliyor.

Yetkilendirme:

Ning:

Ning’de ayrıntılı bir yetkilendirme sistemi mevcut deÄŸil. Daha çok kurucu odaklı bilgilerle oluÅŸturulabilen bir sisteme sahip. Ancak kullanıcılar Ning aÄŸlarında resim, video ve bloglar oluÅŸturabiliyor.

Wetpaint:

Wetpaint daha çok sistemini bir wiki’ye benzetiyor. Bu baÄŸlamda yetkilendirme bölümü yine çok kısıtlı. Sistem üç seçenek sunuyor kurucuya. Ya herkes sistemde düzenleme yapabilir, ya kayıtlı kullanıcılar ya da davet edilmiÅŸ kullanıcılar. WetPaint bu yönüyle de diÄŸer servislere oranlandığında sınıfta kalıyor.

Grou.ps:

Grou.ps yetkilendirme anlamında yeterince ayrıntılı özellikler sunuyor kurucuya. Modül izinleri başlığı altında modüllere göre okuma ve içerik ekleme izinleri yeterince tatmin edici.

Mixxt:

Yine Mixxt de kullanıcı izinleri için Gizlilik isimli menü altında ayrıntılı bir panel sunuyor. Bunun yanında üye alımlarının da onaylı/onaysız olmasına kurucu karar verebiliyor. Mixxt bu konuda da tatminkar.

Esneklik:

Esneklik açısından bu dört servisi iki gruba ayırabiliriz. Wetpaint ve Grou.ps tasarım ve modül bazında pek de esnek değil. Ancak yine bu iki servis ağınızın türüne göre site hazır oluşturulmuş modül şablonları sunuyor. Ning ve Mixxt ise bu tasarım ve modül anlamında daha esnek denebilir.

Ekstra özellikler:

Ning:

Ning diğer servislere göre ekstra özellik anlamında Language Editor isimli bir bölüm sunuyor ağ kurucusuna. Böylece serviste ağınız sunum dili mevcut değilse bu bölümden sisteminizi kendi dilinize çevirebiliyorsunuz.

WetPaint:

WetPaint sisteme Google Analytics ya da Sitemeter istatistikleri eklenmesine izin veriyor. Böylece kurucu kurduğu ağın istatistiklerini izleme olanağına sahip oluyor.

Grou.ps:

Grou.ps daha önce de belirttiğim üzere kurulan ağa Google Adsense reklamları eklenmesine izin veriyor. Bu yönüyle diğer servislere oranla tarafını kullanıcı olarak seçiyor Grou.ps. Ayrıca Harita özelliği de diğer servislerde bulunmayan bir seçenek.

Mixxt:

Mixxt ise diÄŸer servislere oranla birçok ekstra özelliÄŸe sahip. Google Analytics ile istatistikleri tutma imkanı, üye baÅŸvuru formlarına soru ekleme özelliÄŸi ve bu özelliklerin profillerde gösterim olanağı, grup mesajı, dürtmece Mixxt’in sunduÄŸu extra özellikler.

Kullanıcı Deneyimi:

Kullanıcı deneyimleri tüm servislerde neredeyse aynı. Wetpaint, Grou.ps ve Mixxt gibi servislerde sisteme bir kez üye olduğunuz takdirde hem yeni ağlar oluşturabiliyor hem de aynı üyelik hesabıyla diğer ağlara katılabiliyorsunuz. Ning ise bu konuda biraz daha merkeziyetçi. Ning üzerinden herhangi bir ağa üye olduğunuz takdirde üyeliğiniz sadece o ağda geçerli oluyor. Bu üyelikle yeni bir ağ oluşturabiliyor ancak ikinci bir ağa katılamıyorsunuz.

Yine bu servislerde kullanıcının içeriğe katkısı izinlere göre %100 oranına çıkıyor.

Sonuç:

Bu dört serviste geçirdiğim uzun zamanlar sonucu her bir servisin farklı site türleri için daha uygun olduğu algısı ortaya çıktı bende. Ning fan grupları için, Wetpaint kullanıcı tarafından oluşturulmuş içerikle dolu niche wiki oluşturmak için, Grou.ps açık kaynak yazılım gruplarının iletişim ve koordinasyonu için, Mixxt ise öğrenci grupları, oyun klanları ve popüler kültür ile ilgili gruplar için kullanılabilir. Elbette bu servislerin tümünün böyle spesifik kitlelere hitap etmek gibi bir düşünceleri yok ancak geçirilen uzun süreden sonra insanda böyle bir kanı ortaya çıkabiliyor.

Yorumlar (9)