Vebiki » EleÅŸtiri

Zaman sıkıntısı çeken ve taşınabilirliğe ihtiyaç duyanlar için derde deva olacak bir proje Laterloop.

Diyelim ki yarım saatlik bir zamanınız var. Arkadaşınız e-posta ile size okumanızı istediÄŸi makaleler göndermiÅŸ, veya RSS listenize göz gezdirdiniz ve okumak istediÄŸiniz sayfaları açtınız, veya friendfeed’den güzel makalelere rastgeldiniz. Bütün bu makaleleri yarım saat içinde yetiÅŸtiremeyeceÄŸinizden dolayı, yer imleri listenize alıp sonra okumak için saklarsınız.

Laterloop burada devreye giriyor. İstediğiniz sayfaları Laterloop hesabınıza ekleyerek, sonradan okumak üzere saklayabiliyorsunuz. Böylece bir bilgisayara bağımlı kalmayıp, cep telefonunuzdan veya herhangi bir bilgisayardan istediğiniz zaman Laterloop hesabınıza girip, bu sayfaları okuyabiliyorsunuz. Mobil tarayıcılar için sağlanan destek ile, internet bağlantısı olan bütün telefonlardan hesabınıza erişim sağlayabilirsiniz.

Laterloop çok çeÅŸitli özellikler ile geliyor. Google hesabınız ile giriÅŸ yapabilmeniz önemli bir artısı. Tarayıcınıza ekleyebileceÄŸiniz bookmarklet ile siteleri kolayca Laterloop’a ekleyebiliyorsunuz. En kolay kullanımı ile hazırladıkları firefox eklentisi ile. ” Ctrl  ” ve ” BoÅŸluk ( spacebar ) ” tuÅŸ kombinasyonu ile oldukça kolay bir kullanım saÄŸlanmış. Bunların yanında delicious gibi sitelerden veya herhangi bir RSS beslemesinden otomatik olarak Laterloop’a ekleme yapabiliyorsunuz.

Önemli özelliklerden biri, Laterloop hesabınıza eklediğiniz siteleri, bilgisayarınıza dosya olarak indirmenize imkan sağlaması. Henüz beta aşamasında olan bu özellik ile, hesabınıza eklediğiniz siteleri tek dosya olarak indirip, internete bağlı değilken okuyabilir, veya arşiv amaçlı saklayabilirsiniz.

Farkettiğim bir eksiklik, sitede eklediğiniz bağlantılara etiket veya not ekleyemiyorsunuz. Bu özelliğin eklenmesi kullanımı daha da kolaylaştıracaktır. Geri bildirimde bulundum, bekliyorum sonucunu.

Tasarım oldukça güzel. Uyumlu renkler kullanılmış. Arabirim kullanıcı dostu. Kullanıcı alışkanlıkları dikkate alınmış. Sitede kaybolmadan istediğinizi kolayca bulabiliyorsunuz. Web 2.0 mantığı ile tamamen uyumlu diyebilirim.

Bildiğiniz gibi aynı amaç için digg, delicious, stumbleupon türünde siteleri kullanabiliyorsunuz. Sitenin kurucuları amaçlarını, bu sitelerin karmaşasından uzak bir şekilde, basit bir kullanım ile zamanınızı daha verimli kullanmanıza izin vermesi olarak tanımlıyor.

Favorilerimde yerini almış olan Laterloop’u, özellikle zaman sıkıntısı çekenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Yorumlar (2)

Geçen hafta yapılan etohum buluşmasında tanıştım Takasmerkezi ile. Projenin kurucusu Önder Eren ile yaklaşık iki saat boyunca yapılan verimli bir toplantı ile proje masaya yatırıldı, artıları eksileri konuşuldu, karşılıklı fikir alışverişi yapıldı. Yeri gelmişken belirteyim, bu haftaki etohum toplantısında Televidyon projesi, Serdar Kuzuoğlu ile masaya yatırılacak. Etkinlik ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Takasmerkezi.com, sıradışı sistemi ile ülkemizde bir ilk. ” Parasız ticaretin yeni adresi ” sloganıyla yola çıkan proje, e-ticaret kavramına yeni bir boyut getirmeyi hedefliyor. Proje belirli bir seviyeye ulaÅŸtıktan sonra, ” whatswap ” adıyla yurt dışına açılması hedefleniyor.

Sistemi özetlersek, siteye koyduğunuz ürünleri satarak site üzerinden para kazanıyorsunuz. Diğer sistemlerden farkı burada başlıyor. Kazandığınız parayı nakit olarak alma imkanınız yok. Hesabınızdaki parayı siteden başka bir ürün almak için kullanabiliyorsunuz. Takas sisteminin genel amacı, cebinizden para çıkmadan işinize yaramayan bir eşyayı, ihtiyacınız olan ile değiştirmektir. Site de bu amaç doğrultusunda hareket ediyor.

Her kesimden kullanıcıya hitap edebilecek bir proje. Hepimizin evinde, artık ihtiyacımız olmayan, ancak ne yapacağımızı bilmediÄŸimiz eÅŸyalar vardır. İzlenmiÅŸ filmler, okunmuÅŸ kitaplar, eski telefonunuz, eski masaüstü bilgisayarınız… ArÅŸiv amacıyla saklanmayacak ürünler site üzerinden satılıp, karşılığında faydalı olacak ürünler alabilirsiniz. ÖrneÄŸin bir filmi izlediniz, site üzerinden sattınız ve karşılığında yeni bir film aldınız. Böylece bir film fiyatına çok sayıda film izleme imkanınız oluyor.

Sistem temel mantığı açısından güzel, bununla birlikte aşılması gereken çeşitli sorunlar bulunmakta.

Sattığınız ürünlerden kazandığınız parayı sadece site üzerinde kullanabileceÄŸiniz için, sitede ihtiyacınız olan ürünler bulunmalı ki, sistem sizin yararınıza olabilsin. Aksi halde, para sitedeki hesabınızda kalacak, ve elinizdeki ürünü boÅŸa satmış olacaksınız. Bunu düşünen insanlar, ürün satmak için önce sitenin dolmasını bekleyecektir. Böylece ” tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan ” kısır döngüsü içine giriliyor.

Aklıma takılan bir diğer nokta, sitenin kurucularının kendilerine istediği kadar para ekleyip bütün ürünleri almasını ne engelliyor sorusuydu. Bunu da şu şekilde değerlendirebiliriz. Böyle bir olay durumunda, sisteme fazla miktarda para girişi olacak, enflasyon dediğimiz başımızın belası burada da karşımıza çıkacak. Sitedeki ürünler açık arttırma üzerinden satıldığından dolayı, fiyatlar oldukça yükselecek, alım - satım duracak, ve proje bitecektir. Dolayısıyla sağlanacak kısa dönem kar karşılığında, sitenin dünya çapında kullanılması sonucunda elde edilecek kardan vazgeçilmiş olacak ki, mantıksız oluyor.

Tasarım açısından genel olarak başarılı bir yaklaşım izlenmiş. Renk seçimleri sade ve uyumlu. Bununla birlikte bu tür sitelerin sahip olduğu karmaşık yapı burada da karşımıza çıkıyor. Biraz daha yenilikçi bir yaklaşım izlenerek, minimalist bir yapı ile bir tasarım yapılması fayda sağlardı diye düşünüyorum. Ana sayfada dikkati çeken birçok etken var, bu da dikkatin dağılmasına ve odak kaybına neden oluyor. Bu konuda ilk boş zamanımda taslak bir çalışma hazırlayıp buraya koymayı düşünüyorum.

Etohum toplantısında güzel bir öneri, selcukhoca.com kurucusu Selçuk Koyuncu’dan geldi. Önerinin temelinde, sosyal etkinlikler ile projenin kullanımın arttılırması yatıyor. Örnek olarak, site üzerinden ihtiyacı olan bölgelere kitap göndermek kampanyası yapılabilir. Böylece kullanıcı, site üzerinden aldığı kitabı kampayaya bağışlayarak, kargo vb. sorunlar ile uÄŸraÅŸmadan sosyal bir alanda yardımda bulunabilir. Bu ve benzeri projeler, sitenin kullanımına bir amaç katarak, projenin büyümesine katkı saÄŸlayabilir.

Benim önereceğim konu, sitenin sistemi ile ilgili örneklerle desteklenmiş ayrıntılı tanıtım bölümlerinin hazırlanması olacaktır. Farklı bir sistem olduğundan dolayı, son kullanıcı açısından site tam anlaşılamayabilir. Özellikle sistemin hangi amaç ile ilgili kullanılabileceği konusunda örnekler verilmesi bu alanda faydalı olacaktır.

Sistemi oldukça farklı ve sıradışı olan bir proje. Görebildiğim en büyük eksiklik tasarım alanında. Umuyoruz ki, hedeflenen başarıya ulaşır, ve ülkemiz internet dünyasına katkı sağlar. Proje ile ilgili yapılan beyin fırtınasına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar (2)

Aslında baÅŸlığı biraz fazla abartılı bulacağınıza eminim. Ben ÅŸimdi bu baÅŸlık üzerinden bazı siteleri eleÅŸtireceÄŸim. Birileri çıkıp ”yahu tamam da emeÄŸe saygı be kardeÅŸim” diyecek. Hayır kardeÅŸim, ortada bir emek yoksa, emeÄŸe saygıdan da söz edemezsiniz. Klonlamanın da bir sınırı, bir etiÄŸi, bir ahlakı var.

Alaettin, günler önce zaten bu durumu eleÅŸtirmiÅŸ; daha çok Twitter’ın Türkiye uygulamalarının son durumları hakkında bilgiler vermiÅŸti. Ama insanlar hala durmuyor, birkaç gecede çıkardıkları Twitter kopyalarıyla pazarda yer edinmeye çalışıyorlar. İşin gülünç yanı; gerçekten de projelerine oldukça fazla güveniyorlar.

Fikir aşamasında olsun, geliştirme aşamasında olsun zerre emek harcanmayan, oldukça basit modüllerle kurulan bu siteler artık bakteri gibi türer kıvama geldi. Bunların isimlerini tekrar zikredelim; shuanda.net, nolyo.com, kolaygele.com ve son olarak da geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan nedurum.com. (Lütfen girip inceler misiniz? Geri dönüşlerinizi bekliyorlar)

DiÄŸerleri hakkında konuÅŸmayacağım, zaten yeterince konuÅŸuldu. Nedurum.com’dan bahsedelim biraz. GeliÅŸtiricileri gerçekten de piyasada varlıklarını hissettiren adamlar. Neden böyle ”boÅŸ” iÅŸler içerisine girdiklerini aklım almıyor. Hele bir de bu kiÅŸiler Friendfeed’de bu projeleri için geri bildirim almaya çalıştıkça, çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum. KardeÅŸim, neyin geri bildirimini istiyorsun? Ne temaya emek harcamışsın, ne sitene emek harcamışsın, fikir aÅŸamasından bahsetmiyorum bile. Tasarım felaket. BildiÄŸin Wordpress’imsi bir ÅŸey. Gerçi aldığım duyumlara göre geliÅŸtiricileri bayağı hummalı çalışıyorlarmış. Yeni eklentiler, özellikler olacakmış, bekleyip göreceÄŸiz bunları. Lakin ÅŸu an için konuÅŸuyoruz elbet, önümüzde bu var.

Türk kullanıcısının Twitter mantığını anlayamamasına; onu chat gibi kullanmasına zerre ÅŸaşırmıyorum. Zira bunun olacağı başından beri belliydi. Peki Twitter modellemeleri yapan bu kiÅŸiler de mi bu olayın farkında deÄŸil. Yahu her ÅŸeyi anladım, tamam yapın vazgeçtim her ÅŸeyden. Ama içine de biraz yaratıcılık serpiÅŸtirin, klasik chat yapılmasını önleyin. Zira Mirc’deki ana sayfada dönen toplu chatlerden ne farkı kaldı ÅŸimdi sizin yaptığınızın? Kullanıcılar ne verirseniz yiyen bir kitle olabilir - ki yemediler bunu, akıllanıyorlar yavaÅŸ yavaÅŸ -  fakat sizin adınızı kirletmenizin, küçük duruma düşmenizin ne alemi var? 150-200 kiÅŸi kullansın bari diyerek site yapılırsa bu ülkede, ve bu sitelere de yeni bir startup gibi davranılırsa, nasıl ilerleyecek bu Türk interneti. Nasıl çöplük haline gelmeden büyüyüp, dünyada adından söz ettirecek? Kaldı ki midemin bulantısının nedeni sadece Twitter modellemeleri deÄŸil, bu tarz yapılan bütün iÅŸler.

Bu arada, söylediklerimden yanlış anlamlar çıkarılmasın. Ben yurtdışında başarıya ulaşmış bir modeli ülkemizde yapmayalım demiyorum. Zira bu, piyasada yapılabilecek en karlı işlerden biridir. Benim takıldığım nokta, bu modellerin uygulanacağı ülkenin kullanıcı kimliğinin, sosyal yaşamının, kısacası komple pazarın gözardı edilmesi.

Onu bunu bilmem, benim midem gerçekten bulanıyor artık. Yaratıcılıktan uzak projeler görmeye, bu klon iÅŸleri büyütüp onlara ”gerçek birer proje” gibi davrananlarla karşılaÅŸmaya daha fazla dayanamıyorum. Kekik suyu? Evet, iyi gelir…

Yorumlar (9)

Türk semantik arama motoru Hakia, ”Türkçeyi Öğreniyor” sloganıyla Türkiye pazarına hızlı bir giriÅŸ yaptı. Lakin gerçekten de sloganları anlamlı olmuÅŸ. Hakia’nın gerçekten de Türkçe’yi iyi öğrenmesi lazım. (ÖrneÄŸin sloganlarını aynen yazdım, kesme iÅŸareti kullanılmamış) Bunun gibi birçok yazım ve noktalama hatası var Hakia’da. Birkaç örnek vermek gerekirse; aynı arama yapanlarla tanışın bölümünün adını deÄŸiÅŸtirip ”Sizin gibilerle tanışın” yapmışlar. İtici bir isim gibi geldi bana. Ne demek sizin gibilerle tanışın? Kötü bir tercih olmuÅŸ. Arda Kutsal’ın da dediÄŸi gibi Türk pazarına gayet uygun bir isim olan ”Aynı telden çalanlar” iyi bir tercih olabilirmiÅŸ. Ayrıca site Türkçe açılıyor lakin sayfanın en altındaki ”hakia club”a tıkladığınızda ingilizce bir sayfa geliyor. Hayır, hakia club sayfası TürkçeleÅŸtirilmemiÅŸ olsaydı anlardım ama Türkçesi de var zaten. Hakia club sayfasında da can alıcı yazım hataları mevcut. SaÄŸ tarafta ”Bunu biliyormuydunuz?” diye bir bölüm var. Yazım hatasını siz de farkettiniz elbet. Bir blog vs. olsa yazım hataları olması normal karşılanabilir lakin burası bir arama motoru. İnsanların gözlerinin önünde bu kadar fazla kalacağını planladığınız bir sitenin diline de çok daha fazla dikkat etmelisiniz. Bundan ziyade, ”Bunu biliyormuydunuz?” bölümünde  ”Google’ın yenik düştüğü pazarlar hızla artıyor” diyerekten birkaç örnek verilmiÅŸ ve kanımca çok aÅŸağılıkça, ucuzca bir reklam çalışmasına girilmiÅŸ. Bu konuda daha fazla hiçbir açıklama yapmıyor ve midemin bulandığını belirtmek istiyorum.

Hayır dayanamıyorum söyleyeceÄŸim bir ÅŸeyler. KardeÅŸim, Google kim, sen kimsin? Senin yaptığın iÅŸ semantik arama. Bu alana yoÄŸunlaÅŸsana sen. Ne yapacaksın Google’ı. Ayrıca yaptığın iÅŸi de düzgün yaptığın söylenemez ÅŸu ana kadar. 21 milyon dolar yatırım almışsın. Aranızda bir tek kiÅŸi bile mi yok ”kardeÅŸim bu böyle mi yazılır?” diyecek. Google’ı böyle lanse ederek pazarlama yaptığınızı mı sanıyorsunuz? Marka ve pazarlama danışmanınız/ilgili yöneticiniz kim çok merak ediyorum. Kendinizi Google’a sattırmak için uÄŸraÅŸmayın. İşinizi iyi yapın, ilgilenen ilgilenir zaten. Anlam merkezli arama motorumuz Türkçe’yi yavaÅŸ yavaÅŸ öğreniyor diyorsun, önce sen öğren Türkçe’yi, motorun da zaten öğrenir.

Böyle büyük projelerde böyle büyük amatörlükler görünce gerçekten de tüylerim ürperiyor, içim kan ağlıyor. Amacım kesinlikle bağcıyı dövmek değil, daha yeni (sayılır) başlayan bir projeyi de emeklerken tekmelemek hiç değil. Sadece yanlış yapılan bir şeylerin derhal düzeltilmesi adına bahsediyorum bunlardan.

Aramıza hoşgeldin Hakia, ama önce git bir elini yüzünü yıka gel.

Edit: Bir okuyucumdan edindiÄŸim bilgiye göre (yorumlarda mevcut), Hakia’nın ”Türkçeyi”  yazımında bir yanlışlık yokmuÅŸ. Düzeltme yapma gereÄŸi duydum. Neyse ki birçok yazım hatası mevcut olduÄŸundan Hakia’da, yazının da öneminde bir azalma olmadı :) Böyle yorumlar oldukça bizim yazılarımızın daha da kalitelileÅŸeceÄŸine inancım giderek artıyor. TeÅŸekkürler.

Yorumlar (6)

Profesyo.net‘in kurucuları BaÅŸar BaÅŸaran ve ÇaÄŸan Åžentürk; bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce(bildiÄŸim kadarıyla), ÅŸu anda aralarında bulunmayan ilab ortağı Cem SertoÄŸlu ile birlikte Mondus.net‘i kurdular. Eminim birçoÄŸunuz yeni duyuyorsunuz Mondus.net’i. Size hak veriyorum. Çünkü gerek gazetelerde, gerek çeÅŸitli dergi ve internet sitelerinde oldukça tanıtımı yapılmasına raÄŸmen ”Türkiye’nin Facebook’u” ÅŸeklinde, bir türlü istediÄŸi ivmeyi yakalayamadı Mondus.net. Ve bir buçuk yıl gibi bir sürede bence çok çok daha baÅŸarılı olmalıydı bu kadar tanıtıma raÄŸmen. (Reklam yaptılar mı bilmiyorum ama tanıtımın tatmin edici düzeyde yapıldığı kesin).

Bu durumun birkaç nedeni olabilir. ÖrneÄŸin Mondus.net adını duyduÄŸunuzda aklınıza ”ne sitesi olduÄŸuna dair” hiçbir çaÄŸrışım yapmaması buna önemli bir örnek. Tabii tasarımın oldukça kötü olması, içeriÄŸindeki özelliklerin hemen hemen bu tarz her sitede olan, gereksiz özellikler olması oldukça etkili. Profesyo.net aracılığıyla tanıştığım BaÅŸar BaÅŸaran‘ın ne kadar sıcak bir kiÅŸiliÄŸi olduÄŸunu ve Türk internet dünyasında iyi niyetle bir ÅŸeyler yapmaya çalıştığını farketmem uzun sürmedi. ÇaÄŸan Åžentürk ise, ilgili yazıma yaptığı yorumuyla, hakkında BaÅŸar Bey ile ilgili düşündüklerimden farklı ÅŸeyler düşünmememi saÄŸladı. Her zaman açık sözlü biri olarak yine açık sözlü olmaya çalışacağım. Elbette kendileriyle iletiÅŸim kurmasaydık, Mondus hakkında oldukça ağır bir eleÅŸtiri yazısı yazar, hiçbir öneri yapmadan postu sonlandırırdım. BaÅŸlığım da bu ÅŸekilde olmazdı elbet. Ama gördüğüm iyi niyet, oldukça faydalı olacağını düşündüğüm öneri dizisine dönüştürdü yazımı.

İlk olarak Mondus.net isminden bahsedeyim. Birçok blogda çokça tartışıldı ismin doÄŸru isim olup olmadığı. Benim bu konudaki görüşüm, markalaÅŸma adına her isim ”doÄŸru kullanıldığı” takdirde etkili olabilir. Mondus ismi, bir ÅŸey çaÄŸrıştırmıyor  ”arkadaÅŸlık sitesi/portalı adına”  kafalarda. Ha, bu çok önemli bir eksi midir? Hayır. Lakin, com uzantısının popülerliÄŸi su götürmez bir gerçek. Net, org gibi uzantılar da ”eÄŸer isim çok güzel ve etkiliyse, com’u da bizim yaptığımız bir alanda iÅŸ yapmıyorsa veya park edilmiÅŸse” kullanılmalıdır diye düşünüyorum. Com’u parkedilmiÅŸ ama sırf Mondus ismini kullanmak için net uzantısını kullanmayı göze almak doÄŸru bir hareket miydi? İçeriÄŸi düşünüldüğünde Mondus.net için, hayır. Bu arada bilgilendirme için, Mondus ismi, Latince’de dünya anlamına gelen ”mundus”tan türemiÅŸ. KeÅŸke mondus.net’in genel kitlesi olarak kabul ettiÄŸimiz son kullanıcılar açısından düşünülseydi isim bir de.

İsim konusunda öneri: Yazılı ve görsel basında sıkça lanse edilen Mondus.net, ilk çıktığı zaman oldukça etkili oldu aslında. Medyada yer almasının bunda büyük payı var. Lakin ÅŸu sıralar biraz unutuldu diye dişünüyorum. Mondus’ta üyeliÄŸi olan kiÅŸilerin bile ÅŸifrelerini unutmuÅŸ olabileceÄŸini sanıyorum. Kendini medyada unutturan Mondus, tekrar medyada yer almak için bir isim yarışması düzenlemeli. Bu isim yarışmasının bütçe doÄŸrultusunda büyük sayılabilecek bir de ödülü olmalı ki, haber niteliÄŸi olsun. Biliyorum, kendi projeleri olduÄŸundan ve hem çevreleriyle, hem de kendi aralarında sıkça bu ismi telaffuz etmelerinden dolayı mondus.net onlara çok güzel bir isim gibi geliyor hala, ve eminim deÄŸiÅŸtirmek istemeyeceklerdir. Ama profesyonellik, yapılan bazı yanlışlardan dönme cesaretini gösterebilmektir. Profesyo.net’in kurucularından da bu olgunluÄŸu göstermelerini bekliyorum açıkçası. Ayrıca böyle bir ÅŸeyin Mondus’un tekrar tanıtımına oldukça katkı saÄŸlayacağını düşünmekteyim. Ödül olarak (tamamen atıyorum) Mondus.net’te yöneticilik-moderatörlük, 1 ay ücretsiz reklam yapma hakkı, Play Station 3 :) , Laptop, MediaCat (veya baÅŸka) kitap dizileri… olabilir. Bunlardan birkaçı kullanılarak bir ödül sepeti oluÅŸturulursa daha iyi olacağını düşünüyorum. Tabii baÄŸlantıların kullanılarak bu yarışmanın medyada haber niteliÄŸi kazanmasını saÄŸlamak lazım. Burası çok önemli. Ben bile heyecanlandım düşününce Mondus.net adına :)

Gelelim sitenin tasarımına. Gerçekten çok amatörce yapılmış. Ben, tasarım konusunda ”web&grafik tasarımcılığı” gibi bir mesleÄŸin hala hazmedilemediÄŸine inanıyorum. İnsanlar, tasarıma çok da büyük paralar harcamamak için, ”burda bu olsun, ÅŸurda ÅŸu olsun, renk de bu olsun, tamamdır” gibi bir yaklaşım sergiliyorlar. Tasarım, sadece bunlardan ibaret deÄŸildir. En küçük sitenin bile tasarım süreci, zorlu bir süreçtir. Bir kere renkler birbiriyle tamamen uyumsuz. Bölüm baÅŸlıkları iÄŸrenç bir kırmızı, göz yoruyor. Ne, nerede belli deÄŸil. Siteye üye olmayan insanların, üye olmuşçasına bir ekranla karşılaÅŸmalarını hoÅŸ bulmuyorum. Siteyi ilk açtığınızda, sol tarafta onlarca ikon sizi karşılıyor. (Yanlış saymadıysam tam olarak 29 adet) . Bunların oldukça küçük yapılmış olması, tasarımın güzel olduÄŸu kanısına kaptırmış tasarımcıyı; bence bunların hiç olmaması gerekirdi. Aynı ÅŸekilde Mondus’taki gruplardan, üyelerden kesitler sunulmuÅŸ. Daha üye bile deÄŸilim siteye, aÄŸzında lolipopla çirkin bir kız görmek zorunda da deÄŸilim üye bile olmadan. Bu konudaki önerim, sade bir giriÅŸ sayfası, mondus’ta neler yapabileceÄŸinize ait kısa bir özet hem siteye kaliteli bir hava kadar, hem de daha üye olmadan yormaz kullanıcıyı. Ayrıca bunlara ek olarak marjinal de bir Mondus tanıtım videosu konursa ana sayfaya, ÅŸahane olur farklılık ve tasarım açısından. Birazcık merak ettirmek lazım kiÅŸileri içeride ne olduÄŸuna dair diye düşünüyorum.

Üye olduktan sonra da durum pek farklı deÄŸil. Gerekli gereksiz birçok özellik barındırıyor içerisinde ve her ÅŸey her yerde. Ne, nerede belli deÄŸil. Ayrıca bu tarz ”çok özellik barındıran” sitelerde ajax sisteminin yer yer kullanılması gerektiÄŸini düşünüyorum. Tabii doÄŸru yerlerde.

Dikkatimi çeken bir baÅŸka nokta da, Mondus’un çok soru sorduÄŸu. SaÄŸ tarafta kırmızı kocaman yazılarla ”Nasıl hissediyorsunuz, Ne dinliyorsunuz?, Ne okuyorsunuz?” diye 3 tane soru var. Bunların her birinin altında da oraya ne okuduÄŸunuzu, dinlediÄŸinizi, nasıl hissettiÄŸinizi yazmanız için boÅŸluk konulmuÅŸ. (Buralarda ajax kullanılmalıydı). Bunların gereksiz yer kapladığı yetmiyormuÅŸ gibi, bir de bunların her birinin altında ”Ne okuduÄŸunuzu bilmiyoruz, ne dinlediÄŸinizi bilmiyoruz, nasıl hissettiÄŸinizi bilmiyoruz” gibi ifadeler var. Bunaldım, inceleme yazısı yazmak için içerde bulunmuyor olsam, anında terkederdim.

Orta kısım da pek farklı deÄŸil aslında. ”Neler oldu?” diye bir soru daha karşılıyor bizi ki, soru iÅŸaretini parayla kullandırmak lazım gerektiÄŸini düşündüm ilk. Oldukça gereksiz bir özellik, daha farklı bir ÅŸekilde, benzer iÅŸi gören farklı bir özellik konulabilirdi. Onun altında da ”niyet çekin” gibi bir özellik var. Niyetlerin içeriÄŸini kullanıcılar oluÅŸturuyor. Bu güzel bir ÅŸey. Fakat bu özelliÄŸin ana sayfada ‘’sitenin önemli bir kozuymuşçasına” bulunmasına bir anlam veremedim. Bu çok küçük bir özellik ve bunun gibi ”içeriÄŸini kullanıcıların oluÅŸturduÄŸu” birçok özelliÄŸin de olması gerektiÄŸi kanaatindeyim. Tabii kullanıcıların gözlerinin önünde deÄŸil. Niyet çekin kısmının altında da beÄŸenilen sözler var. Bu da oraya hiç olmamış. Bence bu özelliÄŸin kendisi sitede olmamış. Ana sayfada olmasına bunun da bir anlam veremedim.

Soldaki 29 adetlik ikon grubunun altında bir soru daha gördüm ve artık ÅŸaşırmadım. ”Neredesiniz?” diyorlar ve altında da yine bizi ÅŸaşırtmayan ”nerede olduÄŸunuzu bilmiyoruz” yazıyorlar. ”Yerinizi belirtin” kısmına tıkladığımızda ise seçmeli bir bölüm açılıyor. ”AlışveriÅŸteyim, dersteyim, toplantıdayım, kampüsteyim, evdeyim, iÅŸteyim, sinemadayım” gibi seçenekler konmuÅŸ. Yahu herkes taşınabilir cep bilgisayarı mı kullanıyor? AlışveriÅŸteyim, sinemadayım, kampüsteyim, dersteyim gibi seçeneklerin ne iÅŸi var orada? Bence oraya bir de ”isyanlardayım” seçeneÄŸi eklenmeliydi ki, kesin onu iÅŸaretlerdim. :) Ayrıca ”neredesin?” gibi özellikler, site çok çok kalabalıklaÅŸtıktan ve çok kullanıldıktan sonra koyulması gereken özellikler.
Yonja bile hala ÅŸu kullanım sıklığındayken, ben böyle bir özelliÄŸin Yonja’nın bile iÅŸine yaramayacağını düşünüyorum. DoÄŸru kullanım zamanı, insanların siteye her gün, her an girdikleri, sitenin bu popülariteye ulaÅŸtığı zamandır. Yani bir nevi geçtiÄŸimiz aylardaki ”facebook etkisi” gibi. Yonja’nın eski halleri gibi. Bunun da ayrı bir bölüm olarak deÄŸil, Facebook’taki kiÅŸisel ileti ÅŸeklinde yapılması lazım. Veya aynı iÅŸi gören baÅŸka bir ÅŸekilde.

Gelelim ”neredesiniz?” kısmının altındaki arkadaÅŸlarınızı davet edin bölümüne. Biraz fazla büyük olmuÅŸ. Bunun dışında da eleÅŸtirebileceÄŸim bir yönü yok, diÄŸer sitelerin hepsinde böyle zaten davet sistemi. Lakin ben Mondus’un davet sistemi konusunda inovatif bir sistem geliÅŸtirmesi gerektiÄŸini düşünüyorum. Çünkü buna ihtiyaçları var. ”Bunu öneriyorsun da bir bildiÄŸin mi var?” diye soracak olursanız, evet, bu konuda da bir önerim olabilir. Biraz alışık olmadığımız bir davet sistemi, benim de aklıma ÅŸimdi geldi (bu konuda örnekler vardır belki bilemiyorum, araÅŸtırmadım). KiÅŸiler arkadaÅŸlarının yerine profil oluÅŸturabilsinler. ÖrneÄŸin ben Alaettin’in profilini oluÅŸturabileyim, resmini, kiÅŸisel bilgilerini girebileyim. Bir de mail adresini gireyim, o mail adresine uyarı gitsin atıyorum ” Taci Yalçın, Mondus’ta sizin profilinizi oluÅŸturdu. Profilinizi görüp, sahiplenmek için buraya; yok kardeÅŸim bana ne olur mu öyle ÅŸey, iptal edeyim diyorsanız da buraya tıklayınız” gibi. Sonuçta her ihtimalde siteye gelecek kullanıcı, belki sever profilini sahiplenir, belki sevmez ama yine de gelir ve görür; kendisi oluÅŸturmak ister profilini. Tabii benim oluÅŸturduÄŸum Alaettin Ayar profilini, Alaettin mailden gelip onaylayana kadar sadece moderatörler ve ben görebilmeliyim. Böyle bir sistemle hem klasik davet sisteminin kuralları yıkılmış olur, hem insanlar birilerini davet ederken eÄŸlenirler (sonuçta babasının hayrına davet ediyor kullanıcılar birbirlerini ÅŸu anda), hem de siteye ciddi ÅŸekilde kullanıcı akışı saÄŸlanmış olur. Yine kullanıcıların bu sistemi etkin kullanması açısından, her ay en çok ”arkadaÅŸ profili” oluÅŸturan üyelere de çeÅŸitli ödüller verilebilir. (Birçok somut ödülün yanında reklam yapma hakkı, moderatörlük hakkı verilebilir. Çünkü birçok bölüm var ve her bölüme bir moderatör tayin edilse 2 yılı rahat çıkarır 24 bölümden)

Oyunlar bölümüne gelince, önemli ölçüde geliÅŸtirilmeli. Bugün Yahoo’nun, Mynet’in ve büyük portalların en önemli kullanıcı yüzdesi, sadece oyun oynamak için geliyor (oyun.mynet.com’un verilerini bir incelemenizi öneririm). Mondus’un hitap ettiÄŸi kitle de düşünülürse, bence oyun kategorisine ”fazlasıyla” ağırlık verilmeli.
Çünkü Mondus’un hitap ettiÄŸi kitle, itiraf ve kabul edelim ki, çoÄŸunlukla alt kesim gibi. Bu kötü bir ÅŸey deÄŸil, her sitenin kullanıcı portföyü vardır. Önemli olan sitenizi bu portföye göre düzenlemenizdir. Birçok oyun eklenebilir. Ayrıca Mondus’a özgü basit oyunlar da yapılabilir. Tamamen atıyorum, Monopoly’nin Mondus versiyonu Mondusopoly, tombalanın mondus versiyonu, çiz bakalım‘ın mondus versiyonu gibi birçok oyun geliÅŸtirilebilir.

Başka bir önerim de, Google reklamlarının kaldırılması yönünde olacak. Burası bir blog vs. benzeri bir site değil. Burası insanların çokça zaman geçirmesini dilediğiniz bir site. Onlara mümkün olduğunca rahat bir ortam sağlamalısınız. Google reklamlarından oldum olası nefret ettim. Siteye getirisi ne olursa olsun, bundan feragat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zaten öyle kullanıcıların rahatını bozmayı göze alacak kadar da büyük gelir getirmedikleri bilinen bir gerçek.

Hazır reklamdan konu açılmışken, bir önerim de bu alanda olsun. Tabii bunun için daha çok erken. BaÅŸar ve ÇaÄŸan beylerin en az 1 tane daha ”niÅŸ” sosyal aÄŸları olması lazım. (Bunun için de bir önerim olabilir, yalnız maalesef bunu da burada paylaÅŸamayacağım). Ellerinde 3 sosyal aÄŸ olduÄŸunu düşünelim. Küçük bir reklam departmanı kurarak, bu 3 sosyal aÄŸ arasında reklam trafiÄŸi organize edilmeli ve çok küçük fiyatlarla oldukça çok reklam alınması saÄŸlanmalı bu yol aracılığıyla. Bunu da kullanıcının gözünü yoran ”banner” yoluyla deÄŸil, daha farklı bir sistem geliÅŸtirerek yapmalılar. Bunun birçok yolu olabilir. Hayır, kafamdaki ÅŸeyi sizlerle paylaÅŸmayacağım sevgili okuyucular :)

Åžu anda Mondus’a üye giriÅŸi yapmış durumdayım ve karşımda kocaman bir ”profil resminizi yüklemediniz” bölümü bulunuyor. Yüklemek istemiyor olabilirim, Mondus hayatım boyunca o ÅŸey karşımda mı duracak merak ediyorum. Bu alanda da bir düzenleme yapılmalı. Zira Mondus, gerek düzensiz özellikleriyle, gerek kötü tasarımıyla, gerek Google reklamlarıyla, gerekse bir sürü ikonuyla kullanıcıyı yeterince rahatsız ediyor zaten. Mondus.net’i Türkiye’nin en rahatsız edici sosyal ağı ilan ediyorum; tıpkı Profesyo.net’i Türkiye’nin en rahat ve kullanılabilir ”İş Sosyal Ağı” olarak ilan ettiÄŸim gibi.

DoÄŸum günü bölümünün de kaldırılması gerektiÄŸini düşünüyorum. Zaten Mondus.net kullanıcılarının büyük çoÄŸunluÄŸunun Facebook’u var. Bu özellik orada zaten iÅŸlerine yarıyor. Bir de Mondus’ta olması anlamsız olur diye düşünüyorum. Zaten sitenin üzerinde ”kocaman” bir Facebook etiketi var. N’olur yaptığınız iÅŸlerle daha fazla alet olmayın, sadece ‘’sosyal aÄŸ” kavramı yönünden Facebook ile benzer olmaya bakın. ÖrneÄŸin network oluÅŸturma sistemi, her sosyal aÄŸda olduÄŸu gibi Mondus’ta da ”bulunduÄŸu yere” göre yapılmış. Artık çok sıkıldı kullanıcılar, bu alanda da bir deÄŸiÅŸiklik, inovasyon olması gerektiÄŸini düşünüyorum. ÖrneÄŸin kullanıcıların karakter özelliklerine göre networkler, dinlediÄŸi müzik tarzına göre networkler vs. oluÅŸturulabilir. OturduÄŸu yer, sadece oturduÄŸu yer olarak kalmalıdır kanımca. Hepimiz internetteyiz, kimin nerede oturduÄŸunun tabii ki önemi var ama ”network kuracak kadar” bir önemi yok artık. Burası mirc deÄŸil ve biz de ”asl” sorabileceÄŸimiz bir platformda deÄŸiliz. Mondus’un bir ‘’sosyal aÄŸ” deÄŸil de tamamen bir arkadaÅŸlık sitesi kimliÄŸi olsaydı kabul ederdim, lakin burası bir sosyal aÄŸ, ya da yapılmak istenen ÅŸey bu.

Dertler kısmı çok kötü olmuÅŸ. AÄŸlama duvarı türevi orjinal ve anlamı veren isimlerle daha farklı bir model yapılabilir. Ayrıca (hitap ettiÄŸi kitleyi göz önüne alarak söylüyorum, yoksa normalde nefret ederim), günlük fal olayının eklenmesi lazım. İsmi tamamen atıyorum ”Falcı Karı” modülü bir köşe yaparak, oraya da bot bir falcı karı koyarak herkesin günlük kahve vs. falı baktırması saÄŸlanabilir. Falcı karı olmadı yalnız isim olarak:)

Diyelim ki Mondus’ta birini beÄŸendiniz. BeÄŸendim kısmına tıklıyorsunuz. Ama onun haberi olmuyor. Lakin o da sizi beÄŸenirse, her iki tarafa da mail gidiyor. Ondan sonra da ”olanlar oluyor.” Lakin ”olanların olması” için TC kimlik no vermeniz lazımmış. Ne alaka anlamadım. Mondus.net, onların yerine nikah dairesinden gün mü alacak nedir?

Sinema bölümü de var Mondus’ta. Bu iyi bir ÅŸey. Lakin piyasada ÅŸu an birçok sitenin sinema sayfası var. Bunların yanında birçok sinema odaklı site var. Neden bu alanda ”tiyatro” da düşünülmüyor. Tamam, elbette kullanıcı çekmek açısından etkili olmaz ve site kullanıcılarının oldukça kullanacağı bir bölüm olmaz, lakin sitenin kaliteli olmasını ve en azından birkaç önemli yerde adının geçmesini saÄŸlar diye düşünüyorum. En azından farklılık olur ve farklılık da iyi bir ÅŸeydir.

Kafamda kullanıcıları oldukça cezbedecek ve siteyi sevmesini, sitede kalmasını sağlayacak bir özellik var lakin onu da burada paylaşmak istemiyorum. Söylemek istediğim, kullanıcıya daha fazla kendini sevdirmek gerektiği.

Bir önerim de yatırım alanında. Hayvan dostluÄŸuyla ilgili sitelerin inanılmaz kullanıcı kitleleri var. Böyle bir kategori yapılırsa Mondus’a pek etkili olmaz lakin piyasada var olan pet arkadaÅŸ sitelerinden birinin satın alınıp, bir bölüm olarak Mondus’a entegre edilmesi, çok ciddi bir kullanıcı potansiyeli saÄŸlar. ”Pet arkadaÅŸ sitelerini kaç kiÅŸi kullanır ki?” gibi sorular kafanızda dönüyor biliyorum. İsterseniz bir tanesine girin, inceleyin ve hayret edin :) . Ayrıca bu sitelerin tek gelirleri de oldukça düşük fiyatlara sundukları banner reklamları ve Google reklamları. Çok az kazanıyorlar. Bu kadar büyük kullanıcı portföyüne sahip ama az kazanan bir sitenin de satın alımının zor ve pahalı olacağını hiç sanmıyorum. Böyle bir satın alım hem sitenin kullanıcı portföyünü geniÅŸletir, hem içeriÄŸi zenginleÅŸtirir, hem de Mondus’un bir satın alımı olarak medyaya yansır. Unutmayalım ki, bir sitenin bir siteyi satın alması, onun büyük bir site olduÄŸu fikrini pekiÅŸtirir. Böyle ufak tefek satın alımlarla portföyü geniÅŸletmek lazım diye düşünüyorum.

Gelelim Mondus Sözlük olayına. Sözlük gibi artık terkedilmeye yüz tutmuÅŸ, eskisi kadar cezbetmeyen bir tarzı, sırf ‘’sözlük severler de gelsin diye” Mondus’un içine entegre etmek, markalaÅŸma adına ÅŸu ana kadar yaptıkları en ölümcül hata. Derhal kaldırılması gerektiÄŸini düşünüyorum.

Sonuç olarak birçok yeni özellik önerdim. Birçok da özelliÄŸin çöpe atılması gerektiÄŸini söyledim. Çünkü bir sitede çok fazla özellik olması iyi bir ÅŸey deÄŸildir. BaÅŸar ve ÇaÄŸan beyler üslubumu bağışlasınlar, daha farklı yazamıyorum ama emin olsunlar ki en seyreltilmiÅŸ halde yazdım :) . Bana kalırsa Mondus.net, çok baÅŸarılı olabilir bu alanda çünkü Türkiye’de sosyal aÄŸ kavramı halen tam oturmadı. Oturmaya baÅŸladığı zamanda da birçok sosyal aÄŸ türeyecek, ÅŸu anlarda da türediÄŸi gibi. Elbette en baÅŸarılısı da, o ana kadar belli bir kullanıcı portföyü oluÅŸturmuÅŸ; belli geçmiÅŸi olan siteler olacak. Tıpkı Mondus.net gibi, tabii doÄŸru yolda giderlerse. Ben biraz sıkıldıklarını düşünüyorum Mondus konusunda. Çok eleÅŸtirildi çünkü. Ama sorunların üzerine gidilirse sorunlar hallolur. Mondus.net’in ÅŸu anki hali onları tatmin ediyorsa bir ÅŸey diyemeyeceÄŸim lakin çok daha iyi yerlere gelebilecek bir platformun da önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor.

Başarılar Mondus.net! Yoksa başka bir isim mi demeliydim :)

Yorumlar (8)

Standart bir arkadaşlık sitesi ( sosyal ağ diyemiyorum, nedenini açıklayacağım ) formatını ( misal Yonja ) müzik ile buluşturursanız ne olur ?

Goldenhorn Ventures destekli Soundklan olur.

Geri sayım sona erdi ve müzik tabanlı sosyal ağ fikri üzerine kurulan Soundklan beta yayınına başladı.

İki büyük ilgi alanım olan müzik ve internet dünyası üzerine bir proje olduğundan dolayı, ilk duyduğum zamandan beri ilgimi çekiyordu bu proje. Açılması ile birlikte, hemen üye olup keşfe başladım.

Sitenin sistemi için yapımcıları tebrik etmek isterim, kullanımı oldukça kolaylaştırmışlar. Üyelik işlemi yeterince basit, gerekli yerler ajax ile desteklenmiş, hoş olmuş. Sitenin arayüzüde aynı şekilde kullanıcı dostu. Özellikle diğer sitelerde arayıp genelde bulamadığınız bir özellik olan üye sonlandırma gibi hesabınız ile ilgili işlemlere kolayca ulaşabiliyorsunuz.

BelirlediÄŸiniz favori gruplara göre sitenin üst kısmında yer alan oynatıcıdan ÅŸarkıları dinleyebiliyorsunuz. İsterseniz bu oynatıcıyı tam ekran yapıp, siteyi sadece bir radyo olarak kullanmak da mümkün. Sitedeki sanatçılar/gruplar da oldukça çeÅŸitli. Metal’den tutun Arabeske, Türk Sanat MüziÄŸi’ne kadar her çeÅŸit tarz eklenmiÅŸ.

Projenin çok çeÅŸitli diller ile yayınlanması da, hedef olarak sadece Türkiye yerine dünya’nın seçildiÄŸinin göstergesi.

Buraya kadar her ÅŸey güzel ve etkileyici. Ama…

Yukarıda da belirttiÄŸim gibi, siteye sosyal aÄŸ yerine arkadaÅŸlık sitesi demek daha doÄŸru olur. ” İliÅŸki durumu, profilime kim baktı, ” gibi özellikler sosyal aÄŸ yerine arkadaÅŸlık üzerine yoÄŸunlaÅŸmış sitelerde sık rastlanır özellikler.

Ancak asıl dikkat çekmek istediÄŸim nokta, arama bölümü. Sayfanın hemen sağında bulunan arama bölümünden, ” profilinde resimi bulunan, 18 - 25 yaÅŸ arası, Ankara’da oturan, iliÅŸki durumu ” Çok yalnız ” olan, bayanları bul ” ÅŸeklinde bir arama yapmanız mümkün. Bununla birlikte ” Ankara’da klasik rock türünde çalan amatör gruplar ” veya ” Anathema ile ilgilenen üyeler ” ÅŸeklinde bir aramayı, ne kadar uÄŸraÅŸsam da yapamadım. Müzik üzerine olduÄŸunu umut ettiÄŸim bir sitede böyle bir durumun olması ise beni oldukça ÅŸaşırtmış durumda. Proje müzik üzerine sosyal aÄŸ ÅŸeklinde duyurulmuÅŸ, e bende haliyle müzik zevkim üzerinden paylaşım yapabileceÄŸim, kendi müzik çalışmalarımı paylaÅŸabileceÄŸim bir site bekliyordum. Ancak bulduÄŸum site Anatolianrock ve Yonja’nın yeni birleÅŸip yeni bir arayüz ile sunulması. Yahu böyle bir arama özelliÄŸinin, müzik üzerinden yola çıkan bir sitede ne iÅŸi var ?

Buradan ÅŸu sonucu çıkarıyorum ki, sitenin yapımcıları, müzik ile yeterince kullanıcıyı çekemeyiz, abaza kesime de hitap etmemiz gerekiyor ÅŸeklinde bir yol izleyip projeyi oluÅŸturmuÅŸlar. Zira bu ÅŸekilde, müzik ile ilgilenen insanlardan daha çok, eÅŸ (!) arayan insanları kendine çekecektir bu proje. Bu da, sadece müzik ile ilgilenmek isteyen kiÅŸileri Soundklan’dan soÄŸutacaktır zannımca.

Eğer ki projenin sahiplerinin hedefleri müzik üzerinde paylaşım sağlayarak ilerlemek ise, birkez daha düşünmelerini tavsiye ediyorum. Ha eğer arkadaşlık sitesi formatından giderek müzik ile alakalı alakasız herkese ulaşmak ise niyetleri, kesinlikle doğru yolda gidiyorlar. Tabi bu bahsettiklerim Türkiye için. Dünya genelinde proje popüler olur mu, olursa bu bahsettiğim durum nasıl karşılanır bilemiyorum.

Yorumlar (6)

Son zamanlarda fazlasıyla hararetli bir ÅŸekilde tartışılmaya baÅŸlandı ”Blog’a Türkçe karşılık bulmak” mevzusu. Önceden de tartışılırdı lakin son günlerde iyice gündeme geldi. Bir blog yazarı olarak, ben de bu konu hakkındaki düşüncelerimi belirtmezsem olmaz sanırım.

Artık bu konunun suyunun çıkarıldığını, cıvıtıldığını düşünüyorum. Bir karşılık bulamıyorsak, demek ki en uygunu orjinal halidir diye düşünüyorum. Birçok karşılık önerildi. Bunlardan en uygunu olarak da ”günlük” belirlendi birçok blogda. Misal Yakuter‘de. (Çok takip edemiyorum, yanılıyorsam lütfen düzeltsin Erhan Bey)

Yahu kardeÅŸim, iyi güzel de günlük ile blog kelimesinin ne alakası var ki? Günlük baÅŸka bir ÅŸeydir, blog baÅŸka ÅŸey.  Benzer yorumu, Yakuter’de bir yazıda da yapmıştım. Umarım bir cevap gelir kendisinden.

Sonuna kadar Türkçe’yi savundum her platformda. Ama benim savunduÄŸum ÅŸey aslında ”DoÄŸru Türkçe.”  İngilizce’den veya baÅŸka dillerden geçen sözcüklere ‘’sırf TürkçeleÅŸtirmek adına” saçma sapan karşılıklar bulmak deÄŸil. Bazıları öyle komik oluyor ki, insanın Türkçe’yi kullanası gelmiyor. Gülsek mi aÄŸlasak mı bilemiyorum.

Diyelim ki blog kelimesine anlamı tam karşılayan bir karşılık bulduk. Kaç kiÅŸi kullanacak bu yeni kelimeyi? Kaç kiÅŸi o bulduÄŸumuz kelimeyi kullanacak ”blog” yerine; birkaç Türkçe gönüllüsünden baÅŸka?

Türkçe’yi savunmak, yabancı dilden geçen hiçbir kelimeyi kullanmamak, her yabancı kökenli sözcüğe anlamı karşılasa da karşılamasa da bir karşılık bulmak deÄŸildir. Türkçe’yi böyle bir alanda savunmak, ancak doÄŸru karşılıklarla olur. DoÄŸru karşılığı bulamadığın zaman da, yabancı kökenli kelimeyi kullanmaktır; saçma sapan karşılıklar bulup, Türkçe’yi komik duruma düşürmek deÄŸil!

Yorumlar (5)

Uptime süresi? Bir web sitesinin online olma süresi için kullanılan bir terimdir. Uptime süresi önemlidir çünkü kullanıcı siteye istediÄŸi zaman ulaÅŸmak ister. Bunun önemine dair en basit örneÄŸimizse son günlerin popüler sitesi: Twitter. Twitter’ın uptime problemlerini fırsat bilen bir çok twitter muadili açıldı.

twitter is down

Sevimli(!) balinasıyla Twitterın şu an kapalı olduğunu belirten bu sayfaysa kullanıcılar arasında artık geyik malzemesi oldu. Ancak bu yazının asıl çıkış noktası bu değil.

Şurada gördüğüm bir Linux Sunucu Yönetimi yazılımı hakkında daha detaylı bilgi almak amacıyla sitelerine girmeyi denedim. Ancak site o an için kapalıydı. Bu yazıyı yazarken bir yandan tekrar deneyip diğer yandan arkadaşlarıma denemelerini söylüyorum ancak durum farklı değil. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç şudur ki eğer vadettiğiniz hizmeti kendiniz yapmıyorsanız ya da kullanıcınıza sunmuyorsanız kazanmanız için hiçbir sebep yoktur. Bu bağlamda daha önce Projelerinizde Hosting Etkeni başlıklı yazımda belirttiğim gibi siteniz için en önemli etkenlerden biri uptime süresidir. Zira Google bile bu konuda çok katı.

Yorumlar (2)

Uzun zamandır internette faaliyet gösteren bir siteydi Facebook. Türkiye’ye biraz gecikmeli de olsa, bomba gibi düştü resmen. ”Facebook’ta ebemi de bulacam, ilkokul arkadaşımı da bulacam, herkes orda” zihniyeti çok iyi aşılandı Türk kullanıcısına gerek yazılı, gerekse görsel medya tarafından. Zaten millet olarak yapımız çok elveriÅŸli sosyal aÄŸlara. Misafirperverlik özelliÄŸimizle biliniriz, Facebook’u da hemen basıverdik baÄŸrımıza.

Türkçe dil eklentisi olmamasına raÄŸmen, halkımız çok sevdi onu. Arkadaşını poke’lamalar, bira yollamalar, ”Aaa Ebru Ahmet’ten ayrılmış” türevi haberleri görebilmeler çok çekti bizi. Gerçekten de öyleydi. Bilgisayarımızı ilk açtığımızda ilk iÅŸimiz Facebook’a girmek oluyordu. ArkadaÅŸlarımızı bulmak için, onların isimlerini yazıp ya biz teklif yolluyorduk, ya da uzun zamandır görmediÄŸimiz, konuÅŸmadığımız arkadaÅŸlarımızdan gelen arkadaÅŸlık ekleme taleplerini gördüğümüzde mutlu oluyorduk. Sonuç olarak Facebook, gerçekten de her girdiÄŸimizde bizleri sürprizlerle karşılayan bir platformdu. Bir giriÅŸimizde arkadaşımız resmimize yorum yapıyordu, bir giriÅŸimizde mesaj kutumuz dolu oluyordu vs.

Bugünlere geldiÄŸimizde ise, artık Facebook deryası durulmuÅŸ gibi görünüyor. (Her ne kadar Alexa bize öyle söylemese de. Åžu Alexa’ya da güvenemedim gitti) Bunlar için birkaç neden sıralayabiliriz. Facebook’un hala Türk kullanıcısını yok sayması, dil desteÄŸini vermemesi -ki bu saatten sonra verse de çok fazla kıpırdatamaz- arkadaÅŸ listeleri dolan insanların, artık ekleme talebi almamaya baÅŸlaması, gerekli gereksiz gelen grup ekleme talepleri ve gruplardan gelen mesajlar, Facebook uygulamalarının artık çoÄŸu insanı tatmin etmemesi, çok daha farklı sitelerin ve sosyal networklerin türemesi vs.

Facebook da bu tehlikenin farkına vardı aslında aylar önce. Sitede fazla zaman geçirmediÄŸini anladığı kullanıcılarını sitede daha fazla tutmak için, chat eklentisini koydu. Sonuç? Kaç kiÅŸi kullanıyor bu chati? Chat eklentisinin Facebook’a tek getirisi (aslında götürü de diyebiliriz), kullanıcılarını kaçırmamak için duyduÄŸu telaşı sergilemesi oldu. Elbette kullananlar var, lakin hiçbir zaman yeterli potansiyele ulaÅŸtığını düşünmüyor, sanmıyorum. Çevremdeki çoÄŸu insandan gözlemlediÄŸim kadarıyla, Facebook artık sadece ”bir göz atılıp çıkılan” bir site kıvamına geldi. Tabii mail inbox’ınıza gelen Facebook mesajları, sizi hala sitede tutmaya çalışsa da, siz o mesajları görünce ilgili linke tıklayıp, iÅŸinizi bitirip çıkıyorsunuz. Facebook’ta zaman geçirmek için bir nedeniniz var mı bunu bir düşünün. Facebook, artık mail gibi ”günlük kontrol edilip, terkedilen” bir site oldu.

Dünyada da durum farklı deÄŸil aslında. Twitter ve Friendfeed‘in de -her ne kadar iÅŸlevsel olarak Facebook’la zerre benzemeseler de- patlama yapmalarının bunda büyük etkisi olduÄŸunu düşünüyorum. Sonuçta amaç insanlarla bir arada olmak, iletiÅŸime geçmek olduÄŸunda, profilinizi bir anda baÅŸka bir yeni trend sitesine taşıyıveriyorsunuz. Bana kalırsa dünyada hala bir yeni trend boÅŸluÄŸu var bu alanda. Tıpkı ÅŸu an Türkiye’de olduÄŸu gibi. Hele hele Twitter ve FriendFeed dalgalarının Türkiye’ye pek yansımadığını düşünürsek, Türkiye’de nasıl bir boÅŸluk olduÄŸunu varın siz hesap edin. ÖrneÄŸin ben geçenlerde hiç istemeden 1-2 yıldır girmediÄŸim Yonja hesabıma göz attım. Bunu eminim birçok Türk kullanıcısı yapıyordur ÅŸu an. Yonja’nın bu aralar üzerinde büyük bir misyon var. Bunun kendileri de farkında. ÇeÅŸitli eklentiler, deÄŸiÅŸiklikler yapmışlar ama bence hala bir ÅŸeyler eksik. Hem Yonja’da, hem de Türk sosyal aÄŸ dünyasında.
Tabii ki sosyal ağlarımız Yonja ile sınırlı değil. İrili ufaklı birçok arkadaşlık sitesi mevcut. Ama hiçbiri büyük bir etki yaratamıyor. Bu konuda birkaç önerim olacak aslında.

Artık herhangi bir internet kullanıcısına yeni bir internet sitesini (hele arkadaÅŸlık sitesiyse) benimsetmek çok zor. Eskiden saÄŸlam reklam yoluyla birçok kullanıcıya ulaşılabiliyordu. Fakat artık bizim kullanıcımız da reklamları ”pis, kaka” olarak görmeye baÅŸladı. Bu durumda elindeki kullanıcı potansiyelini deÄŸerlendirmesi gereken birçok kurum çıkıyor karşımıza. VereceÄŸim örnekler birbiriyle çok alakasız olacak. Türkiye’nin en büyük portalı Mynet bunlardan biri. İçinde çeÅŸitli inovasyonlar barındıran bir arkadaÅŸlık sitesi yapsa tamamen Mynet’ten bağımsız gibi görünen, tamamiyle Türk kullanıcısına hitap eden; Mynet kullanıcı hesabıyla direk girilse (Google’ın ÅŸu anda yaptığı gibi) çok çok etkili olabilirdi. Neden Yonja’ya ortak olmayı seçti, onu pek kestiremedim açıkçası. Sektördeki ”ortak olma, satın alma” modasına uymak istediler herhalde. Bence gerçekten de baÅŸarısız bir yatırım oldu onlar için. Ha, yeri gelmiÅŸken deÄŸineyim, önceleri Expredo olarak lanse edilen, ÅŸimdilerde ise eksenim.mynet.com adresine yönlenen sosyal networkümsü ÅŸeyden bahsetmiyorum. Çünkü benim bahsettiÄŸim ÅŸey bu deÄŸil. Eksenim, Mynet’in bir uzantısı olmuÅŸ. Ben Mynet’ten  ”tamamen” bağımsız, sadece Mynet portföyünü deÄŸerlendiren bir projeden bahsediyorum. Benim için beyazperde.mynet.com‘dan zerre farkı yok açıkçası. KeÅŸke ilk haliyle kalsaydı. Sosyal aÄŸların, arkadaÅŸlık sitelerinin en önemli yanı, kullanıcıya kendini sevdirmesidir. EÄŸer sevdiremezse, aÄŸzıyla kuÅŸ da tutsa baÅŸarılı olamaz. E ÅŸimdi eksenim.mynet.com adresinden girilen ve gerek içerik, gerekse tasarım olarak bir ÅŸeye benzemeyen bu ÅŸey size ne kadar sevimli geliyor sorarım.

İkinci örneÄŸe geçmeden Mynet’e bir öneri: ”Türkiye’de genelde kullanıcıların ilk tanıdığı site olan ve çoÄŸunun da hala hesabı bulunan bir portal Mynet. Neden Türk internet piyasası bu kadar kızışmışken, bir Openid modellemesini yapmıyor Türkiye’ye merak ediyorum. Yapılır mı, maliyeti, yapılabilirliÄŸi nedir, teknik olarak mümkün müdür bilemiyorum. Teknik konularla dostlarım ilgileniyor, sanırım bir cevap verirler bana yazımı okuduktan sonra :) Lakin birçok siteye Mynet hesabıyla girilmesini saÄŸlamak, hem Mynet’in kullanıcısını artırır, hem Mynet’i Türk internetinde eriÅŸilmez bir noktaya getirir, hem de sahibi Emre Bey’in belirlediÄŸi 100 milyon dolar civarı fiyatını daha da artırır diye düşünüyorum.
İkinci vereceÄŸim örnek ise Nokta A.Åž. KeÅŸke elindeki binlerce kullanıcıyı bir arkadaÅŸlık sitesinde buluÅŸturabilseler. Elbette burada sıradan bir arkadaÅŸlık sitesinden bahsetmiyorum. Yonja’nın ve Facebook’un inovatif modellemelerinden bahsediyorum. Sonuç olarak ellerinde büyük bir potansiyel var. Tabii Mynet’in Eksenim olayına benzemezse iyi olur. Sanıyorum Nokta, bu aralar böyle bir çalışma yapıyordur. Türkiye’deki bu piyasanın durumundan haberdardır zaten onlar da. Tahminimce ya bu yönde bir satın alım yapacaklar, ya da sıfırdan bir projeyle meydana çıkacaklar.

Ellerinde çok büyük potansiyel olmayıp da, bu alanda soyunan şirketler/firmalar da yok değil. Sinerji İnteraktif de bunlardan biri. Konuyla ilgili şu yazımı okursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Onların bu alanda yaptıkları işler ya amatörce bitirilmeden planlanmış, ya da 3.sınıf internet
kullanıcılarına hitap ediyor. Åžu yazımda ise, baÅŸka bir arkadaÅŸlık sitesi olan Mondus.net‘e ufaktan deÄŸinmiÅŸtim geçtiÄŸimiz günlerde. Sosyal aÄŸ kavramına içlerinde en yakını Mondus.Net bence; ama, onlar da beceremedi bu iÅŸi pek. Yalan oldular.

Türkiye’deki sosyal aÄŸ ihtiyacını karşılamayan ama bu alandaki liderlerden olan baÅŸka bir site ise Siberalem.com. Bu konunun üzerinde de fazla durmak istemiyorum, zira herkesin bir fikri var SiberAlem hakkında. Artık zamanla terkedilmeye baÅŸladığını düşünmekteyim. En son kendilerini sattırmaya çalışıyorlardı. Ne oldu hiç bilmiyorum.

Sonuç olarak daha birçok arkadaÅŸlık sitesi ve sosyal aÄŸ örneÄŸi verebiliriz. Sayısız hem de. Lakin hiçbirinin de tam anlamıyla ”yeni bir trend” yarattığını sanmıyorum. Bunu; SiberAlem.Com’un çırpınışlarından, Yonja’ya yapılan yatırımlardan ve Yonja’ya eklenen birçok özellikten de rahatlıkla anlayabiliriz. Facebook, mahallenin sevilmeyen çocuÄŸu oldu yani. Aldı topu, kaçtı. Türk sosyal aÄŸları ve arkadaÅŸlık siteleri ise arkasından afallamasıyla kaldı. Bir süre de toparlanamazlar gibime geliyor.

Önemli Notlar: Yazımda sosyal aÄŸ ve arkadaÅŸlık sitesi kelimelerini ”birbirinden tamamen farklı kavramlar oldukları halde”  bilerek ve isteyerek birbirlerinin yerlerine kullandım. Çünkü Türkiye’de ÅŸu an için tam oturmayan sosyal aÄŸ anlayışı, arkadaÅŸlık sitesi anlamına geliyor ne yazık ki.

Bu yazı bir ”Facebook bitti” yazısı deÄŸildir, Facebook’un bitmediÄŸini hepimiz biliyoruz. Üzerinde durduÄŸum nokta, Facebook’un eski etkisinin kalmadığı ve artık fazla kullanılmadığı.

Özet olarak söylemek istediÄŸim, Türkiye’deki bu anlayışı kıracak bir platform lazım. Yok diye düşünüyorum. Varsa da ben göremedim, lütfen yorumlarda gözüme gözüme sokunuz.

Yorumlar (2)

İnternet dünyasında son dönemlerde sıkça duyduÄŸumuz laflardan biri de, ”Türk internet piyasasının oldukça hareketli olduÄŸu ve dünya internetine damga vurabilecek büyük bir potansiyele sahip olduÄŸu” yönünde. Lakin biraz gerçeklere sarılarak düşündüğümüzde, ”büyük genç nüfusumuzdan” baÅŸka övünülecek hiçbir ÅŸeyimiz yok. Msn, Facebook, Mirc, Chat siteleri, Social Network çeÅŸitlerinde büyük bir Türk kullanıcı kitlesi varmış. Evet doÄŸru, var ama bu övünülecek bir ÅŸey midir? Bu durum, Türk internetinin çok çok büyük potansiyellere sahip olduÄŸunu mu göstermektedir. Açıkçası biraz düşününce bunun sonu tek bir yere çıkıyor.

Abazalığa! Kim, neyi inkar edebilir Allah aÅŸkına? Millet olarak her türlü platforma saldırıyoruz resmen. Kız msni var mı? deyiÅŸleri hala internet cafe gençliklerinin 1 numaralı iletiÅŸim sözü. Bu ”büyük” potansiyele sahip Türk internet kullanıcılarının yüzde 80′ini internet cafe gençliÄŸi oluÅŸturuyor. İnternet cafelerde de ya komünsel oyunlar oynanır, ya (hala) mirc’e girilir, ya da social networklerde zaman geçirilir. Aksini iddia eden varsa buyurun buluÅŸup gidelim istediÄŸiniz bir internet cafeye. Türklerdeki bu potansiyeli kullanıcı sayısına deÄŸil de, Türk internetinde yapılan iÅŸlere bakarak söylüyoruz diyenler varsa da, onlara da inanmıyorum, inanamıyorum.

Bunca yıldır bizi global anlamda dünya internetinde söz sahibi yapacak kaç tane projemiz, internet sitemiz var? Global anlamda söz sahibi olmak isteyen Türk internet kullanıcıları elbette mevcut. Ben de bunlardan biriyim. Ama ne yapıyorlar? Ne yapıyoruz? Herkes aÄŸzına dolamış bir ”Türkiye’de potansiyel çok fazla” sözünü. Herkes bir ÅŸeyler yapmaya çalışıyor internette. Dolayısıyla Türkiye de yavaÅŸ yavaÅŸ site çöplüğü olmuÅŸ durumda.

İğneyi kendimize batıralım önce. Bir bakalım neler yapıyoruz taklit etmekten baÅŸka. Exoin.Com diye bir proje var. Hakkında bir ton yazıldı, çizildi. Anlamıyorum, anlayamıyorum. Twitter diye bir proje çıktı, hemen uyarlamaya baÅŸladık Türkiye’ye. Bu sistem ülkemize uyar mı, uymaz mı, pazar potansiyeli nedir, ne ÅŸekilde yapılması gerekir hiçbir araÅŸtırma yapmadan; ya tutarsa mantığıyla bir ÅŸeyler yapıyoruz. Tabii ki taklitlere alışığız, bunları yapanlar elbette olacak, ama neden bu kadar büyütüyoruz? Exoin üzerinden gittim, sadece bununla sınırlı da deÄŸil taklitler. Åžu yazıyı okursanız, ne demek istediÄŸimi daha iyi anlayacaksınız.

Hadi geçelim taklitleri, global anlamda iÅŸ yapmaya, pazar kapmaya çalışan giriÅŸimcilerimiz de var. Emre Sokullu da bunlardan biri. Fikirlerine ve hırsına büyük saygı duyduÄŸum bir insan. Grou.ps projesiyle gündemde bayağıdır. Lakin gerçekten Emre Sokullu’ya yakıştıramadığım amatörlükler barındırıyor. Dünya internetinde bu kadar büyük ses getirmiÅŸ bir projeye de, sadece Türk bir yatırımcıdan, sadece 1.1 milyon$ yatırım alması oldukça düşündürücü. Alaettin’in ilerleyen günlerde bu konuyla ilgili bir inceleme yazısı yazacağını sanıyorum; zira kendisi Grou.ps’u uzun süredir takip etmekte. Grou.ps’u pek bilmeyenlere ve Emre Sokullu’yu tanımayanlara, ÅŸu yazıyı okumalarını kesinlikle tavsiye ederim.

Gelelim bir baÅŸka büyük(!) projeye. Mondus.net‘e. Ülkemizde ”Türkiye’nin yerel Facebook’u” olarak lanse edildi uzun süredir. Cem SertoÄŸlu, Türkiye’ye Amerika’dan dönüş yapmış, orada büyük projelerde yer alıp, önemli iÅŸlere imzasını atmış ve deÄŸerli tecrübeler kazanmış bir isim. Mondus.net gibi bir projeyi ”çekip çevirememesi” gerçekten de bende hayal kırıklığı yarattı. Zaten Mondus, aynı hayal kırıklığını kendisinde de yaratmış olacak ki; Mondus’tan ayrıldı kendisi evvel zaman içinde. Mondus.net ile ilgili Webrazzi‘deki bir yazıya yorum yapmıştım. Aynı ÅŸeyleri tekrar tekrar yazmayı sevmem, yorumumu aynen kopyalıyorum buraya:

Öncelikle iyi günler dilerim. Cem Bey’in açıklamaları çok yerinde olmuş. Lakin Mondus’u incelediğimde, kafamda bazı soru işaretleri oluştu. Bunlardan biraz bahsetmek isterim.

Siteye girdiğimde, ’sanki üye girişi yapmışım gibi’ bir tabloyla karşılaştım. Sol tarafta tam tamına 29 adet ikon grubu var ve bu bence büyük bir karmaşa yaratmış. Hangisine tıklasam ‘üye olmanız gerekmekte’ ibaresiyle karşılaştım. Yani madem bunlara tıklayamıyorum, neden orada onları görmek zorundayım sormak istiyorum. Ayrıca site üyesi değilim, sadece ‘üye olmak için’ biraz fikir edinmek vesilesiyle gezmek istiyorum. Burada büyük bir tasarım hatası yapılmış. Sadece görsel tasarımdan bahsetmiyorum. İçeriksel tasarım olarak da hatalı. İçeriksel tasarımın en iyi olduğu durum, kuşkusuz ‘’site tour�? kavramının en iyi şekilde yaşatılmasıdır kullanıcılara farkettirmeden. Ben sitede bırakın tur yapmayı, sadece birkaç grup ve üye fotoğrafı görmekten başka bir şey yapamadım ‘akışkanlık’ adına.

Sözlük olayına gelince. Markalaşma adına ölümcül bir hata yapıldığını söylemeliyim. ‘Odaklanma’ kavramından tamamen uzak, sırf içerik zenginleştirilsin, sözlük severler de Mondus’a üye olsun amacı güdülmüş. Kaldı ki sözlük formatı Türkiye’de fazlasıyla eskidi ve artık unutulmaya yüz tutmuş bir tarzı, markayı baltalamak uğruna sisteme entegre etmenin; alınmaması gereken bir risk olduğunu düşünüyorum.

Amacım kesinlikle kötülemek değil Mondus’u. Lakin bunlar, Cem Sertoğlu gibi tecrübeli bir ismin yapmaması gereken hatalar. Yine söylüyorum, bunların hata olduğunu sadece ben düşünüyorum. Başkalarına göre hata olmayabilir, ama açıkçası benim ilk izlenimlerim bu yönde.

İsim konusuna gelince, Google gibi bir örnek varken, her isim markalaÅŸtırılabilir. Önemli olan reklamdan önce ‘tanıtımın’ profesyonelce yapılması.”

Yani sonuç olarak demek istediÄŸim, Türk internetini biraz fazla mı abartıyoruz ne? Arda Kutsal’ın da kiÅŸisel blogunda deÄŸindiÄŸi gibi, ”global proje üretmek gerekiyor” . Gerekli zeka, inanç, (aranırsa bulunacak) gerekli yatırım, vizyon, kurnazlık… Hepsine sahibiz. Yeter ki artık taklit etmeyi bırakalım ve ”Türkiye’de çok büyük potansiyel var” zırvalıklarını bırakalım. Global anlamda bir ÅŸeyler yapmak istiyorsak, ”Dünyada çok büyük potansiyel var” demeye baÅŸlayalım.

Yorumlar (11)