Vebiki » MarkalaÅŸma

Bu yıl ikincisi düzenlenen Mashable Open Web Awards’ın adaylık baÅŸvurularından sonra bugün oylamalara geçildi.
Toplam 43.000 civarında baÅŸvurunun yapıldığı yarışmanın 100′den fazla uluslararası blog partneri var. Türkiye’den tek partnerse Vebiki :)

Her gün sadece bir kez oy verebildiÄŸiniz oylamalarda tüm kategorilere katılabilir ya da sadece ilgilendiÄŸiniz konudaki web siteleri arasında oy verebilirsiniz. 26 kategorinin bulunduÄŸu yarışmada oylamalar 30 Kasım’a kadar sürecek. 3 Aralık’ta final oylamaları yapılacak ve ardından 16 Aralık’ta sonuçlar açıklanacak.

İyi olan kazansın :)

Yorumlar (1)

RSS okuyucuma yaklaşık bir hafta önce düştü Posterous haberi. Kısaca bahsedersek Posterous, e-mail aracılığıyla blog yazabilmenizi saÄŸlıyor. post@posterous.com adresine yazmak istediÄŸiniz yazıyı yazıp gönderiyorsunuz ve yazınız blogunuzda yayınlanıyor. Posterous’un bir diÄŸer yeniliÄŸiyse “registration” adımı. Yazmak istediÄŸiniz yazıyı belirttiÄŸim adrese yolluyorsunuz ve üye artık üyesiniz. Daha sonra yönetim panelinize gidip düzenlemelerinizi yapabilirsiniz. Basit ve kolay.

Ancak meselemiz Posterous deÄŸil pek bu sefer. Sevgili Erhan ErdoÄŸan Webrazzi’deki ÅŸu yazısında Posterous’u incelemiÅŸ. Görünce Michael Arrington’ın TechCrunch’daki yazısını okumak istedim tekrar. Yazıyı okuduktan sonra yorumlara bakarken ÅŸu yorum çarptı gözüme:

Posterous was able to get MA’s attention in simplicity. Great job on that posterous team.

MessageDance has been doing this for more than 8 months. Unfortunately you do not get mentioned or get covered in TC if you are not funded or under reputed name like Y-Combinator. Oh well, this comment is not for that, but this one is to let people know MessageDance does social media messaging via email. Also people who love their WordPress or Blogger blog, we keep them there and send blog posts via email to their WP/Blogger blog along with all the attachments in the email as Blog attachments. Bloggers get more traffic to their existing site plus we send copy to all their social destinations (support on 10 + social media destinations).

Kısaca çevirmek gerekirse:

Evet Posterous basitliÄŸi nedeniyle Michael Arrington’un dikkatini çekti. Harika iÅŸ Posterous takımı.

MessageDance bunu 8 ayı geçkin bir süredir yapıyor. Yazık ki Y-Combinator gibi ünlü bir ismin altında anılmaz ya da mali destek bulamazsanız TechCrunch’da sizden bahsedilmez. Bu mesajın amacı bunu belirtmek deÄŸil, MessageDance’ın “Sosyal Medya MesajlaÅŸma” iÅŸlemini yaptığını insanların bilmesini saÄŸlamak. Ayrıca WP/Blogger gibi servislere de mail yoluyla post gönderme iÅŸlemini saÄŸlıyoruz.

ÅŸeklinde uzayıp giden bir yorum. Bunun üzerine MessageDance’ı biraz inceledim ve yorumları okumaya devam ettim. Kimisi Posterous’a methiyeler düzüp MessageDance’ı kötülerken kimisi de “hakkaten yahu” demiÅŸ. MessageDance’ın tasarımı o kadar iyi deÄŸil, çok aktif olduÄŸu da söylenemez. Ancak asıl meselesi fikre doÄŸru ÅŸekilde yoÄŸunlaÅŸmamış olması. Yeterince iyi pazarlayamamış olması.

1- Artık her ÅŸeyi aynı anda yapan siteler yerine daha “yoÄŸunlaÅŸmış” siteler tercih ediliyor. Artık haber okumak için MyNet’i kullanmıyoruz, e-posta için de video izlemek için de… Haberi baÅŸka bir sitede okuyor, e-posta için gmail’i kullanıyor, video için YouTube’a giriyoruz. İnsanlar artık portal türü siteleri sevmiyorlar. Bunu kabul etmek gerekiyor.

2- Fikir. Fikir iÅŸlemlerinizi e-posta adresiyle halletmeniz. Ancak MessageDance’da iÅŸler karışık. Facebook bir yanda twitter bir yanda. Posterous ise sadece tek bir meseleye odaklanmış, blogging. Üstelik çok basit bir yapıyla.

Ayrıca Posterous kurucularından Sachin Agarwal‘in TechCrunch’daki ÅŸu yorumu da “simplicity” denileni özetliyor:

Email is the way everyone knows how to communicate and share files. If I go on vacation and download my photos into Picasa, iPhone, Lightroom, etc, every one of these apps has an email button built into it.

So I take a trip, download 50 photos to my computer, select all, hit email, hit send. And I have a 50 photo image gallery up in seconds (well, upload time).

Try posting 50 photos with any other service and you’ll see why email does make this service much more usable than the usual suspects.

Çevirirsek:

E-posta iletişim ve dosya paylaşımı için herkesin bildiği bir yol. Eğer ben bir tatile gidersem ve fotoğraflarımı Picasa, iPhone, Lightroom, vb. programlara indirirsem, bu programların hepsinin bir e-posta butonu var.

O zaman bir geziye gittim, 50 fotoğrafı bilgisayara indir, hepsini seç, e-postana ekle, gönder! Ve şu an saniyeler içinde 50 fotoğraflık bir galerim oldu.

50 fotoğrafı başka bir servisle göndermeyi deneyin, e-postanın neden bu servisi diğerlerinden daha kullanışlı kıldığını göreceksiniz.

Sonuç olarak:

Posterous bize fikrin tek başına yeterli olmadığını, onu nasıl ÅŸekillendirip hangi yollarla pazarlamamız gerektiÄŸini bir kez daha kanıtlıyor. Ancak MessageDance‘ın da gerekli tanıtım ve kullanışlılık bazında bazı deÄŸiÅŸikliklerle iyi bir noktaya gelmemesi için hiçbir sebep yok. Bu arada kimler EmailTwitter‘dan haberdar el kaldırsın! TechCrunch’da üçüncü parti birçok twitter eklentisi/yazılımı yayınlandı ama EmailTwitter, yok.

Yorumlar (0)

Bildiğimiz üzere, son yıllarda markalaşma konusu bütün şirketlerin gündemini teşkil  etmekte. Bütün küçük, orta ve büyük ölçekli şirketler ve kurumlar, kara kara düşünüp marka olup olmadıklarını tartışmaya başladılar. Kimisi elleri kolları bağlı oturup, çürüyüp gittiler acımasız iş dünyasında; kimileri ise markalaşmayla birlikte gelen inovasyon kavramını çok iyi anlayıp, gerekirse inovasyondan sorumlu eleman tutup, bu sorunu aştılar ve marka olma yolunda hızla ilerlediler. Peki nedir bu inovasyon?

Son yıllarda üzerinde sayısız kitap çıkan, sayısız seminerler düzenlenen, sayısız tartışmalara yol açan ve beraberinde yeni bir mesleÄŸi, inovasyon bilmeyi getiren bir terimdir. İnovasyon, aslında çok da çeliÅŸkili ve anlaşılmaz bir terim deÄŸildir. Kısaca örnekler vermek gerekirse, Pepsi’nin ÅŸiÅŸesinin ÅŸeklini deÄŸiÅŸtirmesi bir inovasyondur. Yani markanın daha akılda kalıcı olmasını saÄŸlayan yeniliklere kısaca inovasyon diyorlar.

Her yenilik bir inovasyon mudur peki? Elbette hayır. Önemli olan burada yeniliÄŸin gerçekten kendi kulvarında ”yenilik” olması, markanın daha akılda kalıcı olmasını saÄŸlaması, bilinirliÄŸini artırması ve bunları yaparken de markayı zedelememesi, giderleri fazlalaÅŸtırmaması gerekmektedir.

Gerçek bir marka olmaya verilen en bilindik örnek, Coca-Cola ÅŸiÅŸesi ve fontudur. Bu markanın ÅŸiÅŸesini üzerinde etiket ve logo olmadan da tanıyabilirsiniz. Veya o yazı tipiyle Coca-Cola yerine bıdıbıdı yazsalar da, sizin aklınıza ilk gelen ÅŸey, tabii ki Coca-Cola olur. Benzer bir örneÄŸi Google’da da verebiliriz. Google yazı tipiyle ve renkleriyle herhangi bir ÅŸey yazılmış olsa, aklımıza direk Google markası gelir. Veya birisi ”internette bir ÅŸey aramak”tan bahsederken, bizim aklımıza ilk Google gelir. İşte marka olmak budur. Marka olmak, alanında ilk akla gelen olmaktır. Güçtür.

Peki bir fikrimiz/şirketimiz/ürünümüz var. Bunun marka olmasını nasıl sağlarız?

İlk olarak ürünümüz alanında ilk mi? Önce bunu araÅŸtırmamız lazım. EÄŸer alanında ilk ise, iÅŸimiz nispeten daha kolay. Lakin bizim ürünümüzden baÅŸka markalarda piyasada birkaç tane veya daha fazla varsa, o zaman iÅŸimiz zorlaşıyor ve devreye inovasyon giriyor. İnovasyonun önemi de burada ortaya çıkıyor. Binlerce kategorinin, ürünün, markanın olduÄŸu bir dünyada, alanında ilk olacak bir ürün sunmak çok zor. Bu yüzden yeni çıkan ürünlerin, kurulan ÅŸirketlerin %99′u, piyasada taklit olarak deÄŸerlendiriliyor. Böylece inovasyonu iyi anlayıp, sistemimize iyi entegre etmek de kaçınılmaz hale geliyor.

İnovasyon konusunda eğer tecrübesizseniz ve fazla şey bilmiyorsanız; yaratıcılık konusunda da problemleriniz varsa (çünkü inovasyon demek bir nevi yaratıcılık demektir), dışarıdan destek almanız şart. Bu desteğin profesyonel olması gerekmez. Arkadaşlarınızı ve ailenizi bir odada toplayın ve ürününüzü onların önüne koyun. Onlara ne iş yaptığınızı, ürünün neler sunduğunu anlatın. Gerek ürünün ismi, gerek şekli, rengi, kokusu, çalışma sistemi vs. hakkında emin olun onlarca inovasyona yönelik fikir çıkacaktır bu konuşmadan. Unutmayın ki o kişiler arasında çocuklarınız da var, kadınlar da var, işi bilen arkadaşlarınız da var, işi hiç bilmeyen kimseler de. Ürününüz ne olursa olsun, her kesimden insanların fikirlerini almak çok faydalıdır. İnovasyon öyle bir şeydir ki, kimden geleceği belli olmaz.

Odaklanın!

Marka yaratmak üzerine yazılan en önemli kitaplardan biri de, dünya pazarlama gurusu Al Ries‘ın ”Focus” adlı kitabıdır. Focus, odaklanmak anlamına gelir ve Al Ries şöyle der özetle: ”Her iÅŸi yapmaktan kaçının. Bütün beyaz eÅŸyalar üretmek yerine, içlerinden herhangi birine odaklanın. ÖrneÄŸin klimaya”

Hatırlıyorum da, bu konuyla ilgili bir de reklam dönmüştü televizyonlarda. Bir klima markası, ”Biz sadece klima üretiyoruz” gibi bir sloganla büyük sükse yapmıştı reklam dünyasında. Evet, tahmin ediyorum ki reklam senaristi, Focus’u okudu veya okumadan da bu iÅŸin inceliklerini kaptı. Sonuç itibariyle o klima markası, büyük baÅŸarı yakaladı pazarda.

Akılda kalmak için bir şeyler yapın!

Bu, herhangi bir şey olabilir. Sadece bir veya birkaç kelime. Evet çok fazla bir şey değil. Sadece bir kelime bulun ve bu kelimenin sizinle özdeşleşmesini sağlayın. O kelimeyi duyan insanların aklına direk sizin markanızın gelmesini sağlayın. Reklamlarınızda, tanıtımlarınızda, sloganlarınızda, logolarınızda bu kelimenin üzerinde önemle durun. Reklamın iyisi fazla bütçeli olan, göze hitap eden, çok güldüren, insanların hoşuna en giden değil; en akılda kalandır. Bu konunun üzerinde önemle durun.

Markalaşma ve İnovasyon, o kadar önemli konulardır ki, bunlar hakkındaki görüşlerin kesinlikle tek bir yazıya sığması mümkün değil. İlerleyen günlerde sık sık bu konulara değineceğim. Ayrıca bir fikriniz, ürününüz, markanız varsa ve ne yapacağınızı kestiremiyorsanız, bize soru sormaktan çekinmeyin. Bu konu hakkındaki tüm bilgi ve birikimlerimizi, sevgili dostum Alaettin ile birlikte paylaşmaya hazırız.

Yorumlar (1)