
Bildiğimiz üzere, son yıllarda markalaşma konusu bütün şirketlerin gündemini teşkil etmekte. Bütün küçük, orta ve büyük ölçekli şirketler ve kurumlar, kara kara düşünüp marka olup olmadıklarını tartışmaya başladılar. Kimisi elleri kolları bağlı oturup, çürüyüp gittiler acımasız iş dünyasında; kimileri ise markalaşmayla birlikte gelen inovasyon kavramını çok iyi anlayıp, gerekirse inovasyondan sorumlu eleman tutup, bu sorunu aştılar ve marka olma yolunda hızla ilerlediler. Peki nedir bu inovasyon?
Son yıllarda üzerinde sayısız kitap çıkan, sayısız seminerler düzenlenen, sayısız tartışmalara yol açan ve beraberinde yeni bir mesleÄŸi, inovasyon bilmeyi getiren bir terimdir. İnovasyon, aslında çok da çeliÅŸkili ve anlaşılmaz bir terim deÄŸildir. Kısaca örnekler vermek gerekirse, Pepsi’nin ÅŸiÅŸesinin ÅŸeklini deÄŸiÅŸtirmesi bir inovasyondur. Yani markanın daha akılda kalıcı olmasını saÄŸlayan yeniliklere kısaca inovasyon diyorlar.
Her yenilik bir inovasyon mudur peki? Elbette hayır. Önemli olan burada yeniliÄŸin gerçekten kendi kulvarında ”yenilik” olması, markanın daha akılda kalıcı olmasını saÄŸlaması, bilinirliÄŸini artırması ve bunları yaparken de markayı zedelememesi, giderleri fazlalaÅŸtırmaması gerekmektedir.
Gerçek bir marka olmaya verilen en bilindik örnek, Coca-Cola ÅŸiÅŸesi ve fontudur. Bu markanın ÅŸiÅŸesini üzerinde etiket ve logo olmadan da tanıyabilirsiniz. Veya o yazı tipiyle Coca-Cola yerine bıdıbıdı yazsalar da, sizin aklınıza ilk gelen ÅŸey, tabii ki Coca-Cola olur. Benzer bir örneÄŸi Google’da da verebiliriz. Google yazı tipiyle ve renkleriyle herhangi bir ÅŸey yazılmış olsa, aklımıza direk Google markası gelir. Veya birisi ”internette bir ÅŸey aramak”tan bahsederken, bizim aklımıza ilk Google gelir. İşte marka olmak budur. Marka olmak, alanında ilk akla gelen olmaktır. Güçtür.
Peki bir fikrimiz/şirketimiz/ürünümüz var. Bunun marka olmasını nasıl sağlarız?
İlk olarak ürünümüz alanında ilk mi? Önce bunu araÅŸtırmamız lazım. EÄŸer alanında ilk ise, iÅŸimiz nispeten daha kolay. Lakin bizim ürünümüzden baÅŸka markalarda piyasada birkaç tane veya daha fazla varsa, o zaman iÅŸimiz zorlaşıyor ve devreye inovasyon giriyor. İnovasyonun önemi de burada ortaya çıkıyor. Binlerce kategorinin, ürünün, markanın olduÄŸu bir dünyada, alanında ilk olacak bir ürün sunmak çok zor. Bu yüzden yeni çıkan ürünlerin, kurulan ÅŸirketlerin %99′u, piyasada taklit olarak deÄŸerlendiriliyor. Böylece inovasyonu iyi anlayıp, sistemimize iyi entegre etmek de kaçınılmaz hale geliyor.
İnovasyon konusunda eğer tecrübesizseniz ve fazla şey bilmiyorsanız; yaratıcılık konusunda da problemleriniz varsa (çünkü inovasyon demek bir nevi yaratıcılık demektir), dışarıdan destek almanız şart. Bu desteğin profesyonel olması gerekmez. Arkadaşlarınızı ve ailenizi bir odada toplayın ve ürününüzü onların önüne koyun. Onlara ne iş yaptığınızı, ürünün neler sunduğunu anlatın. Gerek ürünün ismi, gerek şekli, rengi, kokusu, çalışma sistemi vs. hakkında emin olun onlarca inovasyona yönelik fikir çıkacaktır bu konuşmadan. Unutmayın ki o kişiler arasında çocuklarınız da var, kadınlar da var, işi bilen arkadaşlarınız da var, işi hiç bilmeyen kimseler de. Ürününüz ne olursa olsun, her kesimden insanların fikirlerini almak çok faydalıdır. İnovasyon öyle bir şeydir ki, kimden geleceği belli olmaz.
Odaklanın!
Marka yaratmak üzerine yazılan en önemli kitaplardan biri de, dünya pazarlama gurusu Al Ries‘ın ”Focus” adlı kitabıdır. Focus, odaklanmak anlamına gelir ve Al Ries şöyle der özetle: ”Her iÅŸi yapmaktan kaçının. Bütün beyaz eÅŸyalar üretmek yerine, içlerinden herhangi birine odaklanın. ÖrneÄŸin klimaya”
Hatırlıyorum da, bu konuyla ilgili bir de reklam dönmüştü televizyonlarda. Bir klima markası, ”Biz sadece klima üretiyoruz” gibi bir sloganla büyük sükse yapmıştı reklam dünyasında. Evet, tahmin ediyorum ki reklam senaristi, Focus’u okudu veya okumadan da bu iÅŸin inceliklerini kaptı. Sonuç itibariyle o klima markası, büyük baÅŸarı yakaladı pazarda.
Akılda kalmak için bir şeyler yapın!
Bu, herhangi bir şey olabilir. Sadece bir veya birkaç kelime. Evet çok fazla bir şey değil. Sadece bir kelime bulun ve bu kelimenin sizinle özdeşleşmesini sağlayın. O kelimeyi duyan insanların aklına direk sizin markanızın gelmesini sağlayın. Reklamlarınızda, tanıtımlarınızda, sloganlarınızda, logolarınızda bu kelimenin üzerinde önemle durun. Reklamın iyisi fazla bütçeli olan, göze hitap eden, çok güldüren, insanların hoşuna en giden değil; en akılda kalandır. Bu konunun üzerinde önemle durun.
Markalaşma ve İnovasyon, o kadar önemli konulardır ki, bunlar hakkındaki görüşlerin kesinlikle tek bir yazıya sığması mümkün değil. İlerleyen günlerde sık sık bu konulara değineceğim. Ayrıca bir fikriniz, ürününüz, markanız varsa ve ne yapacağınızı kestiremiyorsanız, bize soru sormaktan çekinmeyin. Bu konu hakkındaki tüm bilgi ve birikimlerimizi, sevgili dostum Alaettin ile birlikte paylaşmaya hazırız.