Vebiki » Site İncelemeleri

Daha önce duyurduğumuz Yahoo değişikliğinin ardından iGoogle da tasarımını sil baştan değiştirdi…

Sistem yazılan GreaseMonkey scripti ile eski halinde döndürülebilse de kullanıcılar bu durumdan rahatsız ki Facebook grupları ve online imza kampanyaları çoktan başladı bile.

Diğer yandan Yahoo da yeni profil dolayısıyla birçok tepki aldı. Sistemin blogundaki yorumlar bölümüne yaklaşık 600 civarı şikayet yorumu geldi.

Daha önce Facebook’un da yaşadığı bu durum bize kullanıcıların alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı olduklarını gösteriyor. Bu bağlamda çıkarım yapmamız gereken nokta projelerimizde tasarıma önem vermek ve yapılan güncellemelerin kullanıcı alışkanlıklarını minumum şekilde etkilemesini sağlamak olmalıdır.

Yorumlar (0)

Flickr’a kullanıcı girişi yapanlar bugün yeni linkle karşılaşıyorlar. “Psssssst! Want a sneak peak at your new homepage?” linkine tıkladığınızda yaklaşık 5 haftadır dedikoduları gelen yeni tasarımı görebilirsiniz.

Flickr yeni tasarımıyla kullanıcılarına daha “sosyal bir ortam” sunmaya çalışmış. Sayfanızda ilk olarak eklediğiniz son fotoğrafları görürken hemen altındaysa bağlantılarınızı görebiliyorsunuz. Reklamların da sayfanın daha aşağılarına alınmış olması kullanım kolaylığı ve estetik açıdan güzel olmuş.

Bakalım Yahoo’nun bundan sonraki hareketi ne olacak?

Yorumlar (1)

  DüellogErhan‘ın friendfeed’deki paylaşımı sayesinde gördüğüm, oldukça hoşuma giden bir uygulama. Kendi deyimleri ”yeni nesil spor odaklı sosyal ağ” oldukları yönünde. Halısaha maçlarından tenise oldukça geniş bir kapsamda; oturduğun bölgeye göre insanlar bularak, onlarla gerçek hayatta maç ayarlamanı sağlıyor. Halısaha maçları yaparken adam eksik olduğunda, takımı tamamlamak için resmen kan kustuğumuz dönemleri hatırlıyorum. Gerçekten de oldukça faydalı bir modelleme yapmışlar. Lakin öyle çok büyük gelirler beklemeleri yanlış. Bir de şu an için üyelik kabul etmiyorlar. Kısa zaman içinde, testler bittikten sonra açacaklarını düşünüyorum.

  Tasarımda biraz daha açıklayıcı öğeler bulundurmaları yararlarına olur kanımca. Hem sistem hakkında, hem de kullanılış tarzı hakkında. Başarılar diliyorum kendilerine.

Yorumlar (1)

Fatih Demir, Unal Kose ve Nevzat Tuna’dan (Fatih Demir’in düzeltme isteği üzerine) Yaklaşık 20 kişilik bir ekipten oluşan tish-o, yurtdışından bildiğimiz choiceshirt‘ün Türkiye modellemesi. Aslında bu tarzda birçok site varken, neden Tish-o’yu seçtim yazmak için? Cevabı basit. Kurumsallaşmışlar, işlerini daha ciddiye alıyorlar ve işlerinin en büyük tarafı olan ”eğlence” kısmını çok iyi entegre etmişler sistemlerine; tasarımda çok az da olsa değişiklik yapmaları gerekse de. Siteye girdiğinizde site sizi çekmiyor, bakıp çıkasınız geliyor.

İçinde birçok butik bulunduran tish-o, aynı zamanda ”Nasıl dizayn edilir?” bölümünde de, oldukça açıklayıcı bir sunum hazırlamış. Tek eksileri, yaptıkları işe uygun tasarımlarının olmayışı. Haa, şu andaki kötü mü? Elbette hayır. Lakin t-shirt tasarlama işi -genel olarak- gayet eğlenceli bir iş olduğundan; daha hareketli, daha içine çekici, daha renkli bir tasarım sunulabilirmiş. Ayrıca tüm Türkiye’ye kargo ücreti 4 ytl imiş. T-shirt tasarlayıp, kafasındaki modeli giymek isteyenler buradan buyursun.

Yorumlar (0)

 Temel felsefesi başlıktaki gibi olan siteler, günümüzde sıkça karşımıza çıkar oldu. Yurtdışında, bu mantalite üzerine kurulu pek çok site var. Genelde video bazlı öğrenim/öğretim gerçekleştiriyorlar. Kabaca bizdeki UzmanTv yani. Peki nereden geldik bu konuya? Elbette knowband‘den.

  ODTÜ’den birkaç arkadaşımızın( her ne kadar kendileriyle pek tanışmasak da) projesi olan Knowband, geçenlerde alfa olarak yayına girdi. Biraz sonra adlarını vereceğim sitelerden pek de farklı özelliklere sahip olmasa da; elbette oldukça değerli bir proje ve diğer sitelerden farklı olarak sunduğu temel farklılıklar da mevcut. Mesela ilk gözüme çarpan, diğer sitelerin video öğrenim/öğretimine odaklı oluşu. Knowband’i ise yazılı, görsel, canlı (Knowband Live) olarak birçok farklı şekilde kullanmanız mümkün. Birkaç örnekle devam edeyim. Kısa kısa birçoğuna değinmek istiyorum.

  Henüz beta aşamasında olan 5min, gerçekten de hem içerik olarak, hem tasarım olarak ”harika” düzeyde. Ersan Özer’in bir röportajında aklıma gelmişti bu site. Ersan Bey, ”Görüntülü Wikipedia olacağız, dünyada örneği yok bunun” demişti. Benim de aklıma ilk bu site gelmişti o zaman. Adamların sloganı ”5min Life Videopedia” olduğu için, çağrışım yapmaması mümkün değildi. Tamam, UzmanTV’nin farkı, videoları gerçekten de alanında uzman kişilerin oluşturması fakat ”ilkiz” diyecek kadar da fark yok bence arada. (Edit: Az önce etohum’da Ersan Özer konuktu. Kendisi VideoJug ve About.com’dan esinlendiğini, fakat user generated content olayını Türk kullanıcılara güvenmediğinden, uzmantv’de yapmadığını söyledi.) Sadece, başlıkta da belirttiğim gibi ”herkes bir konuda uzmandır, iyidir” felsefesiyle ilerliyorlar. Knowband’in amacı çok daha farklı, en başında sunduğu olanaklar geliyor zaten. Bu yüzden o konuya hiç girmeyeceğim şu anda.

   Videojug‘un ise 5min’den hiçbir farkı yok temel olarak. Aynı işi görüyorlar. Yine bol bol ”How to…” ile başlayan videolar bulmak mümkün, sağlıktan teknolojiye kategorize edilmiş şekilde.

  SuTree ise nispeten Knowband’e daha yakın. Komünite oluşturabiliyor, widget olayına girebiliyorsunuz.

  Gelelim Sclipo‘ya. İçlerinde en beğendiğim ikinci öğren-öğret-paylaş-arkadaşlık kur sitesi. Knowband’e en yakını - benim gördüğüm kadarıyla- bu. Knowband Live olayı gibi, bunların da Sclipo Live olayı var. Yine Knowband gibi teaching ve learning üzerine kurulu. Educational Videos ve Educational Areas kısımları var. Ayrıca ”Academies” bölümünün şiddetle incelenmesini tavsiye ederim. Dil eğitimlerinden Web teknoloji kurslarına, modadan yemeklere kadar geniş bir yelpaze sunuyorlar. Lakin dediğim gibi, sadece video üzerine kurgulanmış olması, Knowband’i bir adım öteye taşıyor bence. Peki bu fark yeterli mi? Bunu zaman gösterecek.

  Expert Village ise adından da anlaşılabileceği gibi, UzmanTV modeli bir site. Onların da uzmanları var, onlar da insan! Tasarım olarak pek bir soğuk bulsam da, genel anlamda güzel modellemişler sistemi. Web 2.0 uzman sitesi yani. Basit, sade, kullanışlı.

  Graspr ise ”The Instructional Video Network” diye tanımlamış kendisini. Bize de fazla söz bırakmamış. Diğer sitelerden biraz farklı bir yol izlese de, temel mantık aynı.

  Monkeysee ise ”See how the experts do it” olarak tanımlamış kendini. Bunda da diğerlerine nazaran ekstra bir özellik göremedim.

  Gelelim Ehow‘a. Tek yapabildiğim yorum, ”adamlar yapmış abi” oldu. Gerçekten de harika bir iş çıkarmışlar. Hem yazılı, hem görsel binlerce konu, binlerce kurs var. Ben çok beğendim. Knowband ekibine -eğer incelemedilerse-  Ehow’ı incelemelerini kesinlikle öneririm. Çünkü yaptıkları iş -neredeyse- aynı.

  Wikihow ise, genelde article’lar üzerine kurulu. Vallahi ben beğenmedim. Tasarım tek kelimeyle rezalet. Her taraf Google reklamlarıyla dolu. Ne, nerede bulamadım ben. Çok amatörce çalışılmış ama görünüşe bakılırsa, dünyada bıraktığı etkiyle bende bıraktığı etki çok farklı. Bende bir yanlış var sanırım :)

  Howstuffworks ise diğerlerine nazaran biraz daha farklı. İnce eleyip sık dokumuşlar. Klasik kateorilere ek olarak ”konferanslar” da mevcut. Oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. En son $75 M yatırım almışlar ve şu anda $250 M’lık bir bakiyeye sahipler. En büyük oynayanı bu gibi içlerinde.

  About.com‘un ise pek bu kulvarda olmasa da incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yakın sayılır yaptıkları iş. Amaç bilgi paylaşımı olduğunda, About.com’dan söz etmemek imkansız.

  instructables.com, diğerleriyle hemen hemen aynı işi görse de; onlardan biraz daha farklı geldi gözüme. Kategori sayılarını oldukça azaltmışlar ve videolara ek olarak, bir de slayt işine girmişler. Güzel bir ayrıntı olmuş. Konuyla ilgilenenlerin incelemesi gerektiğini düşünüyorum.

  Her ne kadar logosundaki H harfinin şeklinden gıcıklansam da, Howcast de bu işi iyi yapanlardan. Site, 4 ana bölümden oluşuyor. Videos, Wiki Guides, Categories, Community. Hem görsel, hem de yazılı eğitim amaçlanmış. Gayet de başarılı olunmuş kanımca. İçlerinde en beğendiğim tasarım (gerek görsel, gerekse de yerleşim ve kullanım kolaylığı açısından) Howcast’inki oldu. Tek kelimeyle harika! (Logodaki H dışında :) )

  Wonderhowto ise yine UzmanTV’ye benzer bir yapıda. Ek olarak Firefox için sidebar yapmışlar, güzel de olmuş.

  Watchdoit ise bana diğerlerinden pek farklı gelmedi. Yine video odaklı, yine kategoriler üzerinden ilerleyen, kötü bir tasarıma sahip ama oldukça kullanılan bir diğer görüntülü öğrenme sitesi.

  Son olarak benim en çok hoşuma giden MindBites‘a geldi sıra. ”Learn what you need, publish what you know” sloganıyla piyasada bulunan bu adamlar, gerçekten de işlerinin ehli gibi duruyor. Gerek görsellik, gerekse kurdukları düzen açısından çok beğendim. Iphone kullanıcıları da çok sevecekler bu siteyi. Bir de ”Wanted” bölümü var ki, işte budur diyorum. Benzerlerinden direk sıyrılmışlar. Sitede mevcut olmayan, ama istediğiniz bir konuyu belirtiyorsunuz. Diğer kullanıcılar da ”me too!” tuşuna bastıkça, sitede olma şansı artıyor istediğiniz dersin, sunumun, videonun vs.  Gerçekten hoş. Kendileri 3 ana başlıkta tanımlarını yapmışlar zaten. ”Learn something new, Share what you know, Connect with others”

  Sonuç olarak Knowband‘in, her ne kadar bir Türk ve aynı zamanda bir ODTÜ’lü olarak benim gözümde yeri ayrı olsa da, benzer işi yapan, benzer uygulamalar sunan rakipleri de azımsanacak düzeyde değil. Elbette Knowband’in sunduğu çok çeşitli ve farklı uygulamalar da var. Lakin bunu kullanıcılara çok iyi anlatmaları lazım. Özellikle de Türkiye dışındakilere. Ben Knowband’i seviyorum. Siz de sevin. :) Başarılar arkadaşlar.

Yorumlar (3)

Bugün bir mail aldık, sendesor.com yöneticilerinden sayın Oya Sarıer tarafından gönderilmiş. Yazılarımızı ve site incelemelerimizi çok değerli ve faydalı bulduğunu söylüyor kısaca. Biz de kendilerine bir teşekkür mahiyetinde, sendesor.com’u incelemeye alalım dedik bu yazıda. Her zaman olduğu gibi içten ve konuşur  gibi bir dille yazmaya özen göstereceğim. Tabii yine her zaman olduğu gibi tasarım ve konsept açısından eksikler/hatalar üzerinde duracağım. Çünkü bu tarz eleştirilerin ne kadar faydalı olduğunun herkes gibi kendileri de farkında. Mailden de anlaşılıyor bu zaten.

Siteyi daha önceden duymuştum ve girip bakmıştım. Açıkçası o zaman ”inceleme” amacıyla girmediğim için, gezinip çıkmıştım. Bugün tekrar girdim siteye ve her zaman olduğu gibi eleştirel gözlerle önce bir süzdüm. Açıkçası ilk dikkat çeken şey, herkeste olduğu gibi bende de tasarım oluyor. Sen de sor sitesinin tasarımı, Web 2.0 renkleri diye tabir edebileceğimiz renklerden oluşmuş. Açıkçası bu konu hakkında kendilerine bir şey diyemem, onların tercihidir. Sakın yanlış anlamasınlar, lafım onlara değil, elbette trende uymak zorundalar her açıdan. Lafım daha çok Türk internet sektöründeki proje geliştiricilere ve tasarımcılara. Sizce de Web 2.0′ın biraz suyunu çıkarmadık mı? Neredeyse her yeni çıkan projede bu tip renkler, tasarımlar kullanılıyor. Böylece biz eleştiricilere de (daha eleştirmen olduğumuzu düşünmüyorum) pek geniş alanlar bırakılmıyor. Ne diyelim yani? Tasarım olmamış desek tüm web 2.0 anlayışını karşımıza almış olacağız. Bence biraz özgün çalışmak lazım artık. Zira her site birbirine benzemeye başladı tasarım ve renk kombinasyonları açısından. Bu durum ayrı bir inceleme konusu tabii.

Renkler açık mavi, açık yeşil ve beyaz üzerine. Uyumlular kendi aralarında. Lakin sitenin en üzerinde bulunan sen de sor animasyonu, reklam gibi duruyor. Çünkü genelde oralarda başka sitelerden alınan reklamlar sergilenir ve sen de sor, kendi reklamını kendisi yapıyormuş gibi bir hava yaratmış. Açıkçası o bölge için farklı bir alternatif düşünülmesi gerek diye düşünüyorum.

Bildiğimiz üzere, yıllardır piyasada olan ”Yahoo Answers” var. Tam olarak da aynı mantıkla düzenlenmiş site. Ben, bu olaya biraz daha inovatif özellikler katılması gerektiğini düşünüyorum. Kategoriler vs. aynı mantıkla oluyor. Biraz daha kullanışlı hale getirmek lazım. Ayrıca sitenin ana teması, soru sormak üzerineyken, klasik bir iletişim formu yerine ‘’sen de sor yöneticilerine sorun” gibi bir bölüm yapılsaydı, amaçla daha bütünleşmiş ve farklı bir özellik olabilirdi.

Dikkatimi çeken başka bir durum ise, sorulardaki yazım hataları. Elbette hepsini düzenlemeleri imkansız fakat o kadar çok gördüm ki, ben bu durumla hiç ilgilenmediklerini düşünüyorum. En azından birkaç moderatör, bu konu üzerine dikkatle eğilmeli.

Soruların font boyutları fazla büyük olmuş gibime geldi. Ayrıca soruların üzerine tıkladığınızda font daha da büyüyor, fazlasıyla göz yoruyor.

Reklamlar konusunda ise kanımca daha tutarlı olunması lazım. Ortalık Google reklamlarından geçilmiyor. Solda, soruların içerisinde, ortalarda. Biraz daha azaltmak lazım diye düşünüyorum. Çoğu zaman Google reklamlarının hiç olmaması gerektiğini savunurum. Fakat bu tarz sitelerde olması gerek. Çünkü her alanda sorular sorulabiliyor ve Google reklamları da önem kazanıyor haliyle. Lakin dediğim gibi, biraz daha azaltmak ve denge sağlamak gerekiyor. Sorulara tıkladığınızda gelen sayfadaki büyük kare içindeki ”oyunlu reklamlar” ise her zaman olduğu gibi burada da midemi bulandırdı. Bunda Sen de Sor’un bir suçu yok tabii, sonuçta reklamlar önemli gelir kaynaklarıdır. Sırf bu tip reklamlar yüzünden farklı bir reklam anlayışı üzerindeki çalışmalarımı hızlandıracağım.

Bir de site, milyonlarca sorunun döndüğü bir platform değil. Kategorileri neden daha da detaylandırıp tekrar kendi içerisinde kategorilendirmişler anlayamadım. Örnek vermek gerekirse sol tarafta ”ulaşım” diye bir kategori var. Tıklıyorsunuz, alta doğru bir kategori dizini daha açılıyor ”uçak, otobüs, tren yolu vs.” gibi. Siteyi daha da karmaşıklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor kanımca. Diğer kategorilere tıklayınca da aynı durum söz konusu.

Yazım tahmin ettiğimden kısa sürdü. Tabii benden kaynaklı bir sorun değil bu. Daha birçok öneri, eleştiri yapacaktım lakin sitenin sunucularında an itibariyle bir sorun var. Siteye ulaşamıyorum. Sunucu çok geç cevap veriyor veya başka bir sorun oldu sanırım. Yaklaşık yarım saattir deniyor ve sabrediyorum ama olmuyor, diğer sitelerde tabir-i caizse çatır çatır gezebildiğim halde, sendesor.com’da bir kere sayfa yeniledim ve pişman oldum. Sayfa görüntülenemedi ve ulaşamıyorum siteye. Site yöneticilerinin bu duruma da en kısa zamanda bir çare bulacağını düşünüyorum. Belki de küçük bir istisnai duruma denk gelmişimdir, bilemiyorum.

Yukarıda söylediklerimin haricinde, genel olarak iyi bir hava veriyor site. Daha da geliştirilmesi ve birkaç siteyle ortaklık içine girmeleri gerekiyor. Sanıyorum şöyle bir reklam ve tanıtım çalışması içine girebilirler. Yoğun olarak girilen komünite sitelerine küçük bir eklenti yapılır, sorular orada ”reklam gibi” belirir ve kullanıcılar cevap vermek için tıkladığında siteye yönlenirler. Veya farklı bir şekilde, daha da detaylı bir çalışma yapılırsa (yapılabilirlik durumunu bilmiyorum), daha önce üye olan kişiler, sen de sor’da kişisel bir ayar yapabilirler bu yönde. Yani farklı sitelerde gezerken gelen sen de sor sorularına, o siteden çıkmadan cevap verebilme üzerine yapılabilecek bir ayar. Böylece sitenin kullanımı artar, inovatif bir özellik sahibi olunmuş olur. Ayrıca söylediğim tarzda -sanıyorum- ilerde birçok site benzer ortaklıklara girişecekler. Yani siz Vebiki’de gezerken, Sen de sor sitesine hiç gitmeden, Vebiki üzerinden sorulara anlık cevaplar verebileceksiniz. Bu, daha gündemde olmayan bir konu lakin geleceğin trendlerinden birinin bu olacağını düşünüyorum. Çünkü gidişat bunu gösteriyor; friendfeed, twitter gibi sitelerin popülerliği göz önünde bulundurulduğunda. Bir de sitelerin sayısı gün geçtikçe arttığından dolayı. Tabii söylediğim şey Friendfeed tarzının bir üst versiyonu gibi görünüyor. Nasıl yapılır, nasıl edilir, bunu zaman gösterecek.

Tam yazımı sonlandıracakken, sendesor.com’a ulaşmış bulunmaktayım. Lakin daha fazla yazacak hem zamanım, hem de takadim kalmadı. Kendilerinden özür diliyorum daha detaylı bir inceleme yazısı yazamadığım için. Fakat üzerinde durduğum konulara daha fazla dikkat ederlerse, daha iyi sonuçlar alacaklarına eminim. Bakalım Sen de sor’un başarısı ne olacak, sorulan sorular cevapsız kalacak mı bunu zaman gösterecek. Kendilerine tüm içtenliğimizle başarılar diliyoruz.

Not: Aynı işlevi gören ”bisorusor.com”dan gerek tasarım, gerekse de kullanım kolaylığı açısından çok çok öndeler. Fakat bisorusor’un da artıları var. Sorular göz yoracak biçimde değil ve reklam konusunda bir şey göremedim. Elbette reklam alacaklardır, Google reklamlarıyla dolduracaklardır siteyi fakat söylediğim gibi, dengenin tutturulması, kantarın topuzunun kaçırılmaması lazım diye düşünüyorum.

Yorumlar (2)

Kişisel not:

İnceleme için öncelikle üç site belirlemiştim. Ning, Wetpaint, ve Grou.ps. Daha sonra Mixxt‘in Türkiye pazarına girmesiyle listeye onu da ekledim.. Yazıyı yazmadan önce tüm bu sitelerde grup/ağ oluşturdum. Daha sonra da “kullanıcı deneyimi” adına bu servislerde oluşturulmuş, üye sayısı belirli rakamlara ulaşmış gruplara da üye oldum. İnceleme kurucu ve kullanıcı deneyimleri olarak iki başlıkta toplanmıştır. Yine bu başlıklar altında bulunan alt başlıklarla sistemlerin tüm artı ve eksi yönleri tartışılmıştır.

Son günlerde artık daha da spesifik gruplara hitap eden sosyal ağ oluşturma siteleri açıldıkça görüyoruz ki bu alanda rekabet gittikçe kızışıyor. Grou.ps’un aldığı son yatırım, Mixxt’in Türkiye pazarına girmesi bu alanda yaşanan son gelişmelerden bazıları. Ben de tüm bunlar üzerine “kapak konusu” kıvamında uzun ve ayrıntılı bir yazı yazmaya karar verdim. Buyrun başlayalım:

Küçük Notlar:

Ning: Ning şu ana dek $104 milyon yatırım almış, 2.5 milyon üzerinde kullanıcı sayısına sahip bir social network oluşturma servisi. Bu alanda kendisi için “lider” sıfatını kullanabiliriz.

Wetpaint: Wetpaint şu ana dek $39.8 milyon yatırım almış. Her ne kadar site üzerinde 1 milyon network bulunduğu söylense de aktif kullanıcısı 700.000 civarında.

Grou.ps: Emre Sokullu tarafından kurulan servis şu ana dek Golden Horn Ventures’dan $1.1 milyon yatırım aldı. Aktif kullanıcı sayısı 200.000′ün üstünde.

Mixxt: Mixxt’in yatırım ve kullanıcı sayısına dair herhangi bir bilgi bulamadım. Mixxt 800.000 Euro yatırım aldı. Almanya’dan 10.000 üzerinde üyesi mevcut. Mixxt sitesini Türkçeleştirerek Türkiye pazarına girdi. Türkiye müdürü ise Şekip Can Gökalp.

Kurucu Deneyimi

Bu bölümde ağ/grup kurucularına sağlanan özellikler çeşitli başlıklar altında incelenecektir.

Tasarım:

Ning:

Ning’de sayfa dört bölümden oluşuyor. Kuracağınız komüniteye göre sunulan özellikleri sol ya da orta bölümde sürükle bırak özelliğiyle dilediğiniz yere yerleştirebiliyorsunuz. Bunun yanında 57 farklı şablon sunuluyor. Bu şablonlar üzerinde bir panel yardımıyla düzenleme yapabiliyorsunuz. Daha profesyoneller içinse CSS kodlarınızı girebileceğiniz bir bölüm mevcut.

WetPaint:

Wetpaint kullanıcılara toplamda 24 farklı tasarım sunuyor. Modüllerin yerleşimi, Css ya da kişisel düzenlemeler için izin vermiyor. Sadece 24 tasarım sunması, şablon düzenlemeye izin vermemesi ve modül yerleşiminin seçilmesine izin vermemesi tasarım anlamında wetpaint’in eksik noktaları.

Grou.ps:

Grou.ps modül ve butonların yerlerinin değiştirilmesine izin vermiyor. Ancak 29 farklı tasarımının yanında web programcılarının sevdiği bir şablon sistemi olan Smarty ile çok farklı tasarımlar oluşturma imkanı veriyor kuruculara. Grou.ps’un bu şablonlar üzerine kurucunun Google Adsense reklamları eklemesine izin vermesiyse diğer servislerde bulunmayan artı özelliklerinden biri.

Mixxt:

Mixxt, 24 güzel tasarıma sahip. Sistem bu tasarımların bir panel yoluyla düzenlenmesine de izin veriyor. Modül yerleşimleriyse Ning’in sistemi gibi sürükle-bırak yöntemiyle rahat bir şekilde halledilebiliyor.

Yetkilendirme:

Ning:

Ning’de ayrıntılı bir yetkilendirme sistemi mevcut değil. Daha çok kurucu odaklı bilgilerle oluşturulabilen bir sisteme sahip. Ancak kullanıcılar Ning ağlarında resim, video ve bloglar oluşturabiliyor.

Wetpaint:

Wetpaint daha çok sistemini bir wiki’ye benzetiyor. Bu bağlamda yetkilendirme bölümü yine çok kısıtlı. Sistem üç seçenek sunuyor kurucuya. Ya herkes sistemde düzenleme yapabilir, ya kayıtlı kullanıcılar ya da davet edilmiş kullanıcılar. WetPaint bu yönüyle de diğer servislere oranlandığında sınıfta kalıyor.

Grou.ps:

Grou.ps yetkilendirme anlamında yeterince ayrıntılı özellikler sunuyor kurucuya. Modül izinleri başlığı altında modüllere göre okuma ve içerik ekleme izinleri yeterince tatmin edici.

Mixxt:

Yine Mixxt de kullanıcı izinleri için Gizlilik isimli menü altında ayrıntılı bir panel sunuyor. Bunun yanında üye alımlarının da onaylı/onaysız olmasına kurucu karar verebiliyor. Mixxt bu konuda da tatminkar.

Esneklik:

Esneklik açısından bu dört servisi iki gruba ayırabiliriz. Wetpaint ve Grou.ps tasarım ve modül bazında pek de esnek değil. Ancak yine bu iki servis ağınızın türüne göre site hazır oluşturulmuş modül şablonları sunuyor. Ning ve Mixxt ise bu tasarım ve modül anlamında daha esnek denebilir.

Ekstra özellikler:

Ning:

Ning diğer servislere göre ekstra özellik anlamında Language Editor isimli bir bölüm sunuyor ağ kurucusuna. Böylece serviste ağınız sunum dili mevcut değilse bu bölümden sisteminizi kendi dilinize çevirebiliyorsunuz.

WetPaint:

WetPaint sisteme Google Analytics ya da Sitemeter istatistikleri eklenmesine izin veriyor. Böylece kurucu kurduğu ağın istatistiklerini izleme olanağına sahip oluyor.

Grou.ps:

Grou.ps daha önce de belirttiğim üzere kurulan ağa Google Adsense reklamları eklenmesine izin veriyor. Bu yönüyle diğer servislere oranla tarafını kullanıcı olarak seçiyor Grou.ps. Ayrıca Harita özelliği de diğer servislerde bulunmayan bir seçenek.

Mixxt:

Mixxt ise diğer servislere oranla birçok ekstra özelliğe sahip. Google Analytics ile istatistikleri tutma imkanı, üye başvuru formlarına soru ekleme özelliği ve bu özelliklerin profillerde gösterim olanağı, grup mesajı, dürtmece Mixxt’in sunduğu extra özellikler.

Kullanıcı Deneyimi:

Kullanıcı deneyimleri tüm servislerde neredeyse aynı. Wetpaint, Grou.ps ve Mixxt gibi servislerde sisteme bir kez üye olduğunuz takdirde hem yeni ağlar oluşturabiliyor hem de aynı üyelik hesabıyla diğer ağlara katılabiliyorsunuz. Ning ise bu konuda biraz daha merkeziyetçi. Ning üzerinden herhangi bir ağa üye olduğunuz takdirde üyeliğiniz sadece o ağda geçerli oluyor. Bu üyelikle yeni bir ağ oluşturabiliyor ancak ikinci bir ağa katılamıyorsunuz.

Yine bu servislerde kullanıcının içeriğe katkısı izinlere göre %100 oranına çıkıyor.

Sonuç:

Bu dört serviste geçirdiğim uzun zamanlar sonucu her bir servisin farklı site türleri için daha uygun olduğu algısı ortaya çıktı bende. Ning fan grupları için, Wetpaint kullanıcı tarafından oluşturulmuş içerikle dolu niche wiki oluşturmak için, Grou.ps açık kaynak yazılım gruplarının iletişim ve koordinasyonu için, Mixxt ise öğrenci grupları, oyun klanları ve popüler kültür ile ilgili gruplar için kullanılabilir. Elbette bu servislerin tümünün böyle spesifik kitlelere hitap etmek gibi bir düşünceleri yok ancak geçirilen uzun süreden sonra insanda böyle bir kanı ortaya çıkabiliyor.

Yorumlar (9)

Profesyo.net‘in kurucuları Başar Başaran ve Çağan Şentürk; bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce(bildiğim kadarıyla), şu anda aralarında bulunmayan ilab ortağı Cem Sertoğlu ile birlikte Mondus.net‘i kurdular. Eminim birçoğunuz yeni duyuyorsunuz Mondus.net’i. Size hak veriyorum. Çünkü gerek gazetelerde, gerek çeşitli dergi ve internet sitelerinde oldukça tanıtımı yapılmasına rağmen ”Türkiye’nin Facebook’u” şeklinde, bir türlü istediği ivmeyi yakalayamadı Mondus.net. Ve bir buçuk yıl gibi bir sürede bence çok çok daha başarılı olmalıydı bu kadar tanıtıma rağmen. (Reklam yaptılar mı bilmiyorum ama tanıtımın tatmin edici düzeyde yapıldığı kesin).

Bu durumun birkaç nedeni olabilir. Örneğin Mondus.net adını duyduğunuzda aklınıza ”ne sitesi olduğuna dair” hiçbir çağrışım yapmaması buna önemli bir örnek. Tabii tasarımın oldukça kötü olması, içeriğindeki özelliklerin hemen hemen bu tarz her sitede olan, gereksiz özellikler olması oldukça etkili. Profesyo.net aracılığıyla tanıştığım Başar Başaran‘ın ne kadar sıcak bir kişiliği olduğunu ve Türk internet dünyasında iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığını farketmem uzun sürmedi. Çağan Şentürk ise, ilgili yazıma yaptığı yorumuyla, hakkında Başar Bey ile ilgili düşündüklerimden farklı şeyler düşünmememi sağladı. Her zaman açık sözlü biri olarak yine açık sözlü olmaya çalışacağım. Elbette kendileriyle iletişim kurmasaydık, Mondus hakkında oldukça ağır bir eleştiri yazısı yazar, hiçbir öneri yapmadan postu sonlandırırdım. Başlığım da bu şekilde olmazdı elbet. Ama gördüğüm iyi niyet, oldukça faydalı olacağını düşündüğüm öneri dizisine dönüştürdü yazımı.

İlk olarak Mondus.net isminden bahsedeyim. Birçok blogda çokça tartışıldı ismin doğru isim olup olmadığı. Benim bu konudaki görüşüm, markalaşma adına her isim ”doğru kullanıldığı” takdirde etkili olabilir. Mondus ismi, bir şey çağrıştırmıyor  ”arkadaşlık sitesi/portalı adına”  kafalarda. Ha, bu çok önemli bir eksi midir? Hayır. Lakin, com uzantısının popülerliği su götürmez bir gerçek. Net, org gibi uzantılar da ”eğer isim çok güzel ve etkiliyse, com’u da bizim yaptığımız bir alanda iş yapmıyorsa veya park edilmişse” kullanılmalıdır diye düşünüyorum. Com’u parkedilmiş ama sırf Mondus ismini kullanmak için net uzantısını kullanmayı göze almak doğru bir hareket miydi? İçeriği düşünüldüğünde Mondus.net için, hayır. Bu arada bilgilendirme için, Mondus ismi, Latince’de dünya anlamına gelen ”mundus”tan türemiş. Keşke mondus.net’in genel kitlesi olarak kabul ettiğimiz son kullanıcılar açısından düşünülseydi isim bir de.

İsim konusunda öneri: Yazılı ve görsel basında sıkça lanse edilen Mondus.net, ilk çıktığı zaman oldukça etkili oldu aslında. Medyada yer almasının bunda büyük payı var. Lakin şu sıralar biraz unutuldu diye dişünüyorum. Mondus’ta üyeliği olan kişilerin bile şifrelerini unutmuş olabileceğini sanıyorum. Kendini medyada unutturan Mondus, tekrar medyada yer almak için bir isim yarışması düzenlemeli. Bu isim yarışmasının bütçe doğrultusunda büyük sayılabilecek bir de ödülü olmalı ki, haber niteliği olsun. Biliyorum, kendi projeleri olduğundan ve hem çevreleriyle, hem de kendi aralarında sıkça bu ismi telaffuz etmelerinden dolayı mondus.net onlara çok güzel bir isim gibi geliyor hala, ve eminim değiştirmek istemeyeceklerdir. Ama profesyonellik, yapılan bazı yanlışlardan dönme cesaretini gösterebilmektir. Profesyo.net’in kurucularından da bu olgunluğu göstermelerini bekliyorum açıkçası. Ayrıca böyle bir şeyin Mondus’un tekrar tanıtımına oldukça katkı sağlayacağını düşünmekteyim. Ödül olarak (tamamen atıyorum) Mondus.net’te yöneticilik-moderatörlük, 1 ay ücretsiz reklam yapma hakkı, Play Station 3 :) , Laptop, MediaCat (veya başka) kitap dizileri… olabilir. Bunlardan birkaçı kullanılarak bir ödül sepeti oluşturulursa daha iyi olacağını düşünüyorum. Tabii bağlantıların kullanılarak bu yarışmanın medyada haber niteliği kazanmasını sağlamak lazım. Burası çok önemli. Ben bile heyecanlandım düşününce Mondus.net adına :)

Gelelim sitenin tasarımına. Gerçekten çok amatörce yapılmış. Ben, tasarım konusunda ”web&grafik tasarımcılığı” gibi bir mesleğin hala hazmedilemediğine inanıyorum. İnsanlar, tasarıma çok da büyük paralar harcamamak için, ”burda bu olsun, şurda şu olsun, renk de bu olsun, tamamdır” gibi bir yaklaşım sergiliyorlar. Tasarım, sadece bunlardan ibaret değildir. En küçük sitenin bile tasarım süreci, zorlu bir süreçtir. Bir kere renkler birbiriyle tamamen uyumsuz. Bölüm başlıkları iğrenç bir kırmızı, göz yoruyor. Ne, nerede belli değil. Siteye üye olmayan insanların, üye olmuşçasına bir ekranla karşılaşmalarını hoş bulmuyorum. Siteyi ilk açtığınızda, sol tarafta onlarca ikon sizi karşılıyor. (Yanlış saymadıysam tam olarak 29 adet) . Bunların oldukça küçük yapılmış olması, tasarımın güzel olduğu kanısına kaptırmış tasarımcıyı; bence bunların hiç olmaması gerekirdi. Aynı şekilde Mondus’taki gruplardan, üyelerden kesitler sunulmuş. Daha üye bile değilim siteye, ağzında lolipopla çirkin bir kız görmek zorunda da değilim üye bile olmadan. Bu konudaki önerim, sade bir giriş sayfası, mondus’ta neler yapabileceğinize ait kısa bir özet hem siteye kaliteli bir hava kadar, hem de daha üye olmadan yormaz kullanıcıyı. Ayrıca bunlara ek olarak marjinal de bir Mondus tanıtım videosu konursa ana sayfaya, şahane olur farklılık ve tasarım açısından. Birazcık merak ettirmek lazım kişileri içeride ne olduğuna dair diye düşünüyorum.

Üye olduktan sonra da durum pek farklı değil. Gerekli gereksiz birçok özellik barındırıyor içerisinde ve her şey her yerde. Ne, nerede belli değil. Ayrıca bu tarz ”çok özellik barındıran” sitelerde ajax sisteminin yer yer kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Tabii doğru yerlerde.

Dikkatimi çeken bir başka nokta da, Mondus’un çok soru sorduğu. Sağ tarafta kırmızı kocaman yazılarla ”Nasıl hissediyorsunuz, Ne dinliyorsunuz?, Ne okuyorsunuz?” diye 3 tane soru var. Bunların her birinin altında da oraya ne okuduğunuzu, dinlediğinizi, nasıl hissettiğinizi yazmanız için boşluk konulmuş. (Buralarda ajax kullanılmalıydı). Bunların gereksiz yer kapladığı yetmiyormuş gibi, bir de bunların her birinin altında ”Ne okuduğunuzu bilmiyoruz, ne dinlediğinizi bilmiyoruz, nasıl hissettiğinizi bilmiyoruz” gibi ifadeler var. Bunaldım, inceleme yazısı yazmak için içerde bulunmuyor olsam, anında terkederdim.

Orta kısım da pek farklı değil aslında. ”Neler oldu?” diye bir soru daha karşılıyor bizi ki, soru işaretini parayla kullandırmak lazım gerektiğini düşündüm ilk. Oldukça gereksiz bir özellik, daha farklı bir şekilde, benzer işi gören farklı bir özellik konulabilirdi. Onun altında da ”niyet çekin” gibi bir özellik var. Niyetlerin içeriğini kullanıcılar oluşturuyor. Bu güzel bir şey. Fakat bu özelliğin ana sayfada ‘’sitenin önemli bir kozuymuşçasına” bulunmasına bir anlam veremedim. Bu çok küçük bir özellik ve bunun gibi ”içeriğini kullanıcıların oluşturduğu” birçok özelliğin de olması gerektiği kanaatindeyim. Tabii kullanıcıların gözlerinin önünde değil. Niyet çekin kısmının altında da beğenilen sözler var. Bu da oraya hiç olmamış. Bence bu özelliğin kendisi sitede olmamış. Ana sayfada olmasına bunun da bir anlam veremedim.

Soldaki 29 adetlik ikon grubunun altında bir soru daha gördüm ve artık şaşırmadım. ”Neredesiniz?” diyorlar ve altında da yine bizi şaşırtmayan ”nerede olduğunuzu bilmiyoruz” yazıyorlar. ”Yerinizi belirtin” kısmına tıkladığımızda ise seçmeli bir bölüm açılıyor. ”Alışverişteyim, dersteyim, toplantıdayım, kampüsteyim, evdeyim, işteyim, sinemadayım” gibi seçenekler konmuş. Yahu herkes taşınabilir cep bilgisayarı mı kullanıyor? Alışverişteyim, sinemadayım, kampüsteyim, dersteyim gibi seçeneklerin ne işi var orada? Bence oraya bir de ”isyanlardayım” seçeneği eklenmeliydi ki, kesin onu işaretlerdim. :) Ayrıca ”neredesin?” gibi özellikler, site çok çok kalabalıklaştıktan ve çok kullanıldıktan sonra koyulması gereken özellikler.
Yonja bile hala şu kullanım sıklığındayken, ben böyle bir özelliğin Yonja’nın bile işine yaramayacağını düşünüyorum. Doğru kullanım zamanı, insanların siteye her gün, her an girdikleri, sitenin bu popülariteye ulaştığı zamandır. Yani bir nevi geçtiğimiz aylardaki ”facebook etkisi” gibi. Yonja’nın eski halleri gibi. Bunun da ayrı bir bölüm olarak değil, Facebook’taki kişisel ileti şeklinde yapılması lazım. Veya aynı işi gören başka bir şekilde.

Gelelim ”neredesiniz?” kısmının altındaki arkadaşlarınızı davet edin bölümüne. Biraz fazla büyük olmuş. Bunun dışında da eleştirebileceğim bir yönü yok, diğer sitelerin hepsinde böyle zaten davet sistemi. Lakin ben Mondus’un davet sistemi konusunda inovatif bir sistem geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü buna ihtiyaçları var. ”Bunu öneriyorsun da bir bildiğin mi var?” diye soracak olursanız, evet, bu konuda da bir önerim olabilir. Biraz alışık olmadığımız bir davet sistemi, benim de aklıma şimdi geldi (bu konuda örnekler vardır belki bilemiyorum, araştırmadım). Kişiler arkadaşlarının yerine profil oluşturabilsinler. Örneğin ben Alaettin’in profilini oluşturabileyim, resmini, kişisel bilgilerini girebileyim. Bir de mail adresini gireyim, o mail adresine uyarı gitsin atıyorum ” Taci Yalçın, Mondus’ta sizin profilinizi oluşturdu. Profilinizi görüp, sahiplenmek için buraya; yok kardeşim bana ne olur mu öyle şey, iptal edeyim diyorsanız da buraya tıklayınız” gibi. Sonuçta her ihtimalde siteye gelecek kullanıcı, belki sever profilini sahiplenir, belki sevmez ama yine de gelir ve görür; kendisi oluşturmak ister profilini. Tabii benim oluşturduğum Alaettin Ayar profilini, Alaettin mailden gelip onaylayana kadar sadece moderatörler ve ben görebilmeliyim. Böyle bir sistemle hem klasik davet sisteminin kuralları yıkılmış olur, hem insanlar birilerini davet ederken eğlenirler (sonuçta babasının hayrına davet ediyor kullanıcılar birbirlerini şu anda), hem de siteye ciddi şekilde kullanıcı akışı sağlanmış olur. Yine kullanıcıların bu sistemi etkin kullanması açısından, her ay en çok ”arkadaş profili” oluşturan üyelere de çeşitli ödüller verilebilir. (Birçok somut ödülün yanında reklam yapma hakkı, moderatörlük hakkı verilebilir. Çünkü birçok bölüm var ve her bölüme bir moderatör tayin edilse 2 yılı rahat çıkarır 24 bölümden)

Oyunlar bölümüne gelince, önemli ölçüde geliştirilmeli. Bugün Yahoo’nun, Mynet’in ve büyük portalların en önemli kullanıcı yüzdesi, sadece oyun oynamak için geliyor (oyun.mynet.com’un verilerini bir incelemenizi öneririm). Mondus’un hitap ettiği kitle de düşünülürse, bence oyun kategorisine ”fazlasıyla” ağırlık verilmeli.
Çünkü Mondus’un hitap ettiği kitle, itiraf ve kabul edelim ki, çoğunlukla alt kesim gibi. Bu kötü bir şey değil, her sitenin kullanıcı portföyü vardır. Önemli olan sitenizi bu portföye göre düzenlemenizdir. Birçok oyun eklenebilir. Ayrıca Mondus’a özgü basit oyunlar da yapılabilir. Tamamen atıyorum, Monopoly’nin Mondus versiyonu Mondusopoly, tombalanın mondus versiyonu, çiz bakalım‘ın mondus versiyonu gibi birçok oyun geliştirilebilir.

Başka bir önerim de, Google reklamlarının kaldırılması yönünde olacak. Burası bir blog vs. benzeri bir site değil. Burası insanların çokça zaman geçirmesini dilediğiniz bir site. Onlara mümkün olduğunca rahat bir ortam sağlamalısınız. Google reklamlarından oldum olası nefret ettim. Siteye getirisi ne olursa olsun, bundan feragat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zaten öyle kullanıcıların rahatını bozmayı göze alacak kadar da büyük gelir getirmedikleri bilinen bir gerçek.

Hazır reklamdan konu açılmışken, bir önerim de bu alanda olsun. Tabii bunun için daha çok erken. Başar ve Çağan beylerin en az 1 tane daha ”niş” sosyal ağları olması lazım. (Bunun için de bir önerim olabilir, yalnız maalesef bunu da burada paylaşamayacağım). Ellerinde 3 sosyal ağ olduğunu düşünelim. Küçük bir reklam departmanı kurarak, bu 3 sosyal ağ arasında reklam trafiği organize edilmeli ve çok küçük fiyatlarla oldukça çok reklam alınması sağlanmalı bu yol aracılığıyla. Bunu da kullanıcının gözünü yoran ”banner” yoluyla değil, daha farklı bir sistem geliştirerek yapmalılar. Bunun birçok yolu olabilir. Hayır, kafamdaki şeyi sizlerle paylaşmayacağım sevgili okuyucular :)

Şu anda Mondus’a üye girişi yapmış durumdayım ve karşımda kocaman bir ”profil resminizi yüklemediniz” bölümü bulunuyor. Yüklemek istemiyor olabilirim, Mondus hayatım boyunca o şey karşımda mı duracak merak ediyorum. Bu alanda da bir düzenleme yapılmalı. Zira Mondus, gerek düzensiz özellikleriyle, gerek kötü tasarımıyla, gerek Google reklamlarıyla, gerekse bir sürü ikonuyla kullanıcıyı yeterince rahatsız ediyor zaten. Mondus.net’i Türkiye’nin en rahatsız edici sosyal ağı ilan ediyorum; tıpkı Profesyo.net’i Türkiye’nin en rahat ve kullanılabilir ”İş Sosyal Ağı” olarak ilan ettiğim gibi.

Doğum günü bölümünün de kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Zaten Mondus.net kullanıcılarının büyük çoğunluğunun Facebook’u var. Bu özellik orada zaten işlerine yarıyor. Bir de Mondus’ta olması anlamsız olur diye düşünüyorum. Zaten sitenin üzerinde ”kocaman” bir Facebook etiketi var. N’olur yaptığınız işlerle daha fazla alet olmayın, sadece ‘’sosyal ağ” kavramı yönünden Facebook ile benzer olmaya bakın. Örneğin network oluşturma sistemi, her sosyal ağda olduğu gibi Mondus’ta da ”bulunduğu yere” göre yapılmış. Artık çok sıkıldı kullanıcılar, bu alanda da bir değişiklik, inovasyon olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin kullanıcıların karakter özelliklerine göre networkler, dinlediği müzik tarzına göre networkler vs. oluşturulabilir. Oturduğu yer, sadece oturduğu yer olarak kalmalıdır kanımca. Hepimiz internetteyiz, kimin nerede oturduğunun tabii ki önemi var ama ”network kuracak kadar” bir önemi yok artık. Burası mirc değil ve biz de ”asl” sorabileceğimiz bir platformda değiliz. Mondus’un bir ‘’sosyal ağ” değil de tamamen bir arkadaşlık sitesi kimliği olsaydı kabul ederdim, lakin burası bir sosyal ağ, ya da yapılmak istenen şey bu.

Dertler kısmı çok kötü olmuş. Ağlama duvarı türevi orjinal ve anlamı veren isimlerle daha farklı bir model yapılabilir. Ayrıca (hitap ettiği kitleyi göz önüne alarak söylüyorum, yoksa normalde nefret ederim), günlük fal olayının eklenmesi lazım. İsmi tamamen atıyorum ”Falcı Karı” modülü bir köşe yaparak, oraya da bot bir falcı karı koyarak herkesin günlük kahve vs. falı baktırması sağlanabilir. Falcı karı olmadı yalnız isim olarak:)

Diyelim ki Mondus’ta birini beğendiniz. Beğendim kısmına tıklıyorsunuz. Ama onun haberi olmuyor. Lakin o da sizi beğenirse, her iki tarafa da mail gidiyor. Ondan sonra da ”olanlar oluyor.” Lakin ”olanların olması” için TC kimlik no vermeniz lazımmış. Ne alaka anlamadım. Mondus.net, onların yerine nikah dairesinden gün mü alacak nedir?

Sinema bölümü de var Mondus’ta. Bu iyi bir şey. Lakin piyasada şu an birçok sitenin sinema sayfası var. Bunların yanında birçok sinema odaklı site var. Neden bu alanda ”tiyatro” da düşünülmüyor. Tamam, elbette kullanıcı çekmek açısından etkili olmaz ve site kullanıcılarının oldukça kullanacağı bir bölüm olmaz, lakin sitenin kaliteli olmasını ve en azından birkaç önemli yerde adının geçmesini sağlar diye düşünüyorum. En azından farklılık olur ve farklılık da iyi bir şeydir.

Kafamda kullanıcıları oldukça cezbedecek ve siteyi sevmesini, sitede kalmasını sağlayacak bir özellik var lakin onu da burada paylaşmak istemiyorum. Söylemek istediğim, kullanıcıya daha fazla kendini sevdirmek gerektiği.

Bir önerim de yatırım alanında. Hayvan dostluğuyla ilgili sitelerin inanılmaz kullanıcı kitleleri var. Böyle bir kategori yapılırsa Mondus’a pek etkili olmaz lakin piyasada var olan pet arkadaş sitelerinden birinin satın alınıp, bir bölüm olarak Mondus’a entegre edilmesi, çok ciddi bir kullanıcı potansiyeli sağlar. ”Pet arkadaş sitelerini kaç kişi kullanır ki?” gibi sorular kafanızda dönüyor biliyorum. İsterseniz bir tanesine girin, inceleyin ve hayret edin :) . Ayrıca bu sitelerin tek gelirleri de oldukça düşük fiyatlara sundukları banner reklamları ve Google reklamları. Çok az kazanıyorlar. Bu kadar büyük kullanıcı portföyüne sahip ama az kazanan bir sitenin de satın alımının zor ve pahalı olacağını hiç sanmıyorum. Böyle bir satın alım hem sitenin kullanıcı portföyünü genişletir, hem içeriği zenginleştirir, hem de Mondus’un bir satın alımı olarak medyaya yansır. Unutmayalım ki, bir sitenin bir siteyi satın alması, onun büyük bir site olduğu fikrini pekiştirir. Böyle ufak tefek satın alımlarla portföyü genişletmek lazım diye düşünüyorum.

Gelelim Mondus Sözlük olayına. Sözlük gibi artık terkedilmeye yüz tutmuş, eskisi kadar cezbetmeyen bir tarzı, sırf ‘’sözlük severler de gelsin diye” Mondus’un içine entegre etmek, markalaşma adına şu ana kadar yaptıkları en ölümcül hata. Derhal kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.

Sonuç olarak birçok yeni özellik önerdim. Birçok da özelliğin çöpe atılması gerektiğini söyledim. Çünkü bir sitede çok fazla özellik olması iyi bir şey değildir. Başar ve Çağan beyler üslubumu bağışlasınlar, daha farklı yazamıyorum ama emin olsunlar ki en seyreltilmiş halde yazdım :) . Bana kalırsa Mondus.net, çok başarılı olabilir bu alanda çünkü Türkiye’de sosyal ağ kavramı halen tam oturmadı. Oturmaya başladığı zamanda da birçok sosyal ağ türeyecek, şu anlarda da türediği gibi. Elbette en başarılısı da, o ana kadar belli bir kullanıcı portföyü oluşturmuş; belli geçmişi olan siteler olacak. Tıpkı Mondus.net gibi, tabii doğru yolda giderlerse. Ben biraz sıkıldıklarını düşünüyorum Mondus konusunda. Çok eleştirildi çünkü. Ama sorunların üzerine gidilirse sorunlar hallolur. Mondus.net’in şu anki hali onları tatmin ediyorsa bir şey diyemeyeceğim lakin çok daha iyi yerlere gelebilecek bir platformun da önündeki engelleri kaldırmak gerekiyor.

Başarılar Mondus.net! Yoksa başka bir isim mi demeliydim :)

Yorumlar (8)

Standart bir arkadaşlık sitesi ( sosyal ağ diyemiyorum, nedenini açıklayacağım ) formatını ( misal Yonja ) müzik ile buluşturursanız ne olur ?

Goldenhorn Ventures destekli Soundklan olur.

Geri sayım sona erdi ve müzik tabanlı sosyal ağ fikri üzerine kurulan Soundklan beta yayınına başladı.

İki büyük ilgi alanım olan müzik ve internet dünyası üzerine bir proje olduğundan dolayı, ilk duyduğum zamandan beri ilgimi çekiyordu bu proje. Açılması ile birlikte, hemen üye olup keşfe başladım.

Sitenin sistemi için yapımcıları tebrik etmek isterim, kullanımı oldukça kolaylaştırmışlar. Üyelik işlemi yeterince basit, gerekli yerler ajax ile desteklenmiş, hoş olmuş. Sitenin arayüzüde aynı şekilde kullanıcı dostu. Özellikle diğer sitelerde arayıp genelde bulamadığınız bir özellik olan üye sonlandırma gibi hesabınız ile ilgili işlemlere kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Belirlediğiniz favori gruplara göre sitenin üst kısmında yer alan oynatıcıdan şarkıları dinleyebiliyorsunuz. İsterseniz bu oynatıcıyı tam ekran yapıp, siteyi sadece bir radyo olarak kullanmak da mümkün. Sitedeki sanatçılar/gruplar da oldukça çeşitli. Metal’den tutun Arabeske, Türk Sanat Müziği’ne kadar her çeşit tarz eklenmiş.

Projenin çok çeşitli diller ile yayınlanması da, hedef olarak sadece Türkiye yerine dünya’nın seçildiğinin göstergesi.

Buraya kadar her şey güzel ve etkileyici. Ama…

Yukarıda da belirttiğim gibi, siteye sosyal ağ yerine arkadaşlık sitesi demek daha doğru olur. ” İlişki durumu, profilime kim baktı, ” gibi özellikler sosyal ağ yerine arkadaşlık üzerine yoğunlaşmış sitelerde sık rastlanır özellikler.

Ancak asıl dikkat çekmek istediğim nokta, arama bölümü. Sayfanın hemen sağında bulunan arama bölümünden, ” profilinde resimi bulunan, 18 - 25 yaş arası, Ankara’da oturan, ilişki durumu ” Çok yalnız ” olan, bayanları bul ” şeklinde bir arama yapmanız mümkün. Bununla birlikte ” Ankara’da klasik rock türünde çalan amatör gruplar ” veya ” Anathema ile ilgilenen üyeler ” şeklinde bir aramayı, ne kadar uğraşsam da yapamadım. Müzik üzerine olduğunu umut ettiğim bir sitede böyle bir durumun olması ise beni oldukça şaşırtmış durumda. Proje müzik üzerine sosyal ağ şeklinde duyurulmuş, e bende haliyle müzik zevkim üzerinden paylaşım yapabileceğim, kendi müzik çalışmalarımı paylaşabileceğim bir site bekliyordum. Ancak bulduğum site Anatolianrock ve Yonja’nın yeni birleşip yeni bir arayüz ile sunulması. Yahu böyle bir arama özelliğinin, müzik üzerinden yola çıkan bir sitede ne işi var ?

Buradan şu sonucu çıkarıyorum ki, sitenin yapımcıları, müzik ile yeterince kullanıcıyı çekemeyiz, abaza kesime de hitap etmemiz gerekiyor şeklinde bir yol izleyip projeyi oluşturmuşlar. Zira bu şekilde, müzik ile ilgilenen insanlardan daha çok, eş (!) arayan insanları kendine çekecektir bu proje. Bu da, sadece müzik ile ilgilenmek isteyen kişileri Soundklan’dan soğutacaktır zannımca.

Eğer ki projenin sahiplerinin hedefleri müzik üzerinde paylaşım sağlayarak ilerlemek ise, birkez daha düşünmelerini tavsiye ediyorum. Ha eğer arkadaşlık sitesi formatından giderek müzik ile alakalı alakasız herkese ulaşmak ise niyetleri, kesinlikle doğru yolda gidiyorlar. Tabi bu bahsettiklerim Türkiye için. Dünya genelinde proje popüler olur mu, olursa bu bahsettiğim durum nasıl karşılanır bilemiyorum.

Yorumlar (6)

Bugün tesadüf eseri denk geldim Google’da bir linke. Girip baktığımda, şu yazımın Başar Başaran tarafından link verildiğini gördüm profesyo.net‘te. Elbette hoşuma gitti, zira daha çok yeni bir bloguz. Neyse, daha önceden adını çok duyduğum ve sadece ”ne işe yaradığını bildiğim”  profesyo.net’i de eleştirmek için gün doğdu bu bağlamda. Bizi az çok okuyan okuyucularımız, internet adına her projenin, oluşumun, startup’ın, ne kadar iyi olursa olsun daha çok kötü yönlerini söylediğimi/(onları) eleştirdiğimi bilirler. Zira eleştirinin de en güzelinin bu olduğunu düşünürüm hep. Pohpohlamak, yolun başındaki bir projeye yapılabilecek en kötü şeydir çünkü.

Hemen kılıçlarımı çektim ve profesyo.net‘e üye oldum. İlk izlenimlerim; tasarımın sade ve hoş durduğu, üyeliğin zorlanmadan, basitçe yapıldığı yönünde oldu. Yalnız bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ben Türkiye’de hiçbir sitede bu kadar kolay ve düzenli profil ayarları yaptığımı hatırlamıyorum. Birçok özelliğin (genel, fotoğraf, profesyonel, üniversite, lise, rss içeriği, ayarlar) tek bir bar üzerinden yönetilmesini sağlamışlar.

Sitedeki ilgi çekici özelliklerden biri de, ”övgü” özelliği olmuş. Kişilere övgü yapabiliyorsunuz. Bu çok güzel bir uygulama, lakin bununla birlikte bir de ”yergi” türevi bir özelliğin olması lazım. Yoksa sadece övgü özelliği olursa, sitedeki ciddi havayı bir nebze olsun bozar, ki bozuyor da zaten. ”Professional Social Networking” kavramını ciddi şekilde yansıtmış bu övgü özelliği, beğendim de, lakin dediğim gibi; bir de yergi özelliği olması lazım. Umarın sevgili Başar Başaran ve Çağan Şentürk, bu uyarımı dikkate alırlar.

Sitenin tasarımı, dediğim gibi adına yaraşır bir şekilde ”profesyonel” olmuş. Kişi profilleri de birçok ayrıntı barındırıyor içinde; lakin o kadar ayrıntı barındırmasına rağmen yine aynı sadelik ve profesyonellikte.

Örnek olarak Başar Başaran’ın profilini verdim, umarım telif sorunu falan çıkmaz bu yüzden :) Profilde de görebildiğiniz gibi, birçok şey yapabiliyorsunuz. Yaptığı şeyleri kısa kısa linkler üzerinden görebiliyorsunuz. Verdiği linkleri, rehbere ekledikleri, takip ettiği rss’ler -keşke Vebiki de olsaydı orda :) - sorduğu sorular, aldığı övgüler, daha önce çalıştığı şirketler vs. Gerçekten de bu network feed olayının eklenmesiyle, ciddi bağlamda çember.net’e üstünlük sağladıklarını düşünüyorum. Gerek site kullanılabilirliğiyle, gerek sade tasarımıyla, gerek iş dünyası sosyal network olayına getirdikleri inovatif özelliklerle, kısa zamanda çok büyük yol alacaklarını düşünüyorum. Gerçi çember.net ile büyük benzerlikler göstermiyorlar yapı olarak, lakin sonuç itibariyle hitap ettikleri kitle aynı. Bu yüzden Profesyo.net’in adını ilerde daha sık duyacağımızı düşünüyorum.

Başar Başaran ve Çağan Şentürk‘ü gerçekten tebrik ediyorum. Bu alanda zaten çok büyük potansiyel var hala, hele çember.net’in satışından sonra. Tebrik etmemin asıl nedeni, Mondus.net‘teki amatörlükleri Profesyo.net’te yapmamış olmaları. Lakin hala neden Mondus.net’teki fikirleri üzerinde ısrar ediyorlar, anlayabilmiş değilim. Mondus.net’in ciddi şekilde birçok özelliğini (en başta tasarımı) değiştirmesi lazım. Yakın zamanda Mondus.net’in yapması gerekenler başlıklı bir yazı yazmayı düşünüyorum. O yazıda daha ayrıntılı değineceğim bu konuya. Çünkü gerek yazılı, gerekse görsel basında bu kadar tanıtımı (reklam değil) yapılmış bir projenin harcanıp gitmesine de gönül razı olmuyor gerçekten.

Son olarak birkaç not: Profesyo’nun tasarımının güzel ve etkili olduğundan bahsetmiştim. Lakin profesyo logosu biraz daha büyük yazılabilirmiş. Genelde ”net” uzantılı sitelerin logolarına ”net” i eklemediklerini gördüğümde verir veriştiririm onlara lakin com uzantısı da profesyo.net’e yönlendiğine göre, bu konuda bir sorun yok :) Ayrıca davetiye gönder kısmından, Alaettin ve Hakan’ı davet edeyim dedim. Bu konuda da bir önerim olacak. Sağ sütundaki alt alta olan ”Outlook Listenizdekileri Davet Edin” ve ”Ya da email adreslerini kendiniz belirtin”  bölümlerinin yerlerinin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha çok kullanılacak olan ”ya da email adreslerini kendiniz belirtin” kısmının, diğerinden daha üstte olması gerek bence. Bir de etiket sisteminin çok fazla kullanılmadığını düşünürüm hep, neden bilmiyorum. Bu kadar az kullanılan bir özelliğin de görselliği bozmak adına bu kadar fazla yer kaplaması da iyi olmamış. Daha düzenli ve görselliği bozmayacak bir şekilde yerleştirilirse her şey tamam olacak gibi.

Edit: Link ekleme olayına bayıldım. Profesyo’nun P’si şeklinde olan bir ikonu farenizle taşıyarak tarayıcınızın bookmark bölümüne sürükleyip bırakıyorsunuz. Sonra internette gezerken o siteden hiç çıkmadan sadece bookmark’ınızdaki ”profesyo’ya ekle” butonuna basıyorsunuz. O kendiliğinden ekliyor. Gerçekten çok hoş. Vebiki’den birkaç link ekledim, görmek isteyenler profesyo.net’e buyursun. Ayrıca networkunuze de ekleyebilirsiniz beni, iş ilişkilerimizi genişletelim değil mi ama :)

Yorumlar (3)