Vebiki » Uncategorized

  Hepimizin de bildiÄŸi gibi, yapılan seçimlerden sonra ABD’nin yeni baÅŸkanı Barack Obama oldu. Rakibi John McCain ile girdiÄŸi yarıştan alnının akıyla çıktı. Yarış, ABD baÅŸkanlık yarışı olunca; her iki taraf da ÅŸeytani birçok stratejiden yararlanmak zorunda kaldılar. Lakin bunlardan birisi var ki, benim gerçekten de takdirimi kazandı.

  Seçim süreci baÅŸlamadan, fakat dedikoduları baÅŸlamışken (2007 baÅŸları) Barack Obama, internet üzerindeki yayılım ve tanıtım stratejilerini belirlemek üzere bir ekip kurdu. Bu ekibin başında da, Facebook’un kurucularından Chris Hughes‘u atadı. Hughes, Obama’nın seçim kampanyasında yer almak için ÅŸirketinden ayrıldı. İşe ilk olarak my.barackobama.com sitesini kurarak baÅŸladılar. Daha sonra Facebook üzerinde gruplar açılarak yaklaşık 2 milyon seçmene ”doÄŸrudan” ulaÅŸtılar. Ayrıca kendi siteleri üzerinden milyonlarca dolar bağış topladılar.

  ABD eski baÅŸkanı ClintonÂ’’ın internet danışmanı Peter Daou ise bir konferansta Obama’nın internet üzerindeki kampanyalarından övgü ile bahsetti ve gelecek seçimlerde her aday tarafından muhakkak incelenmesi gerektiÄŸini belirtti. Ben ise baÅŸlarda kiÅŸisel bir internet sitesi kurup, Facebook’ta grup açmanın klasik bir strateji olduÄŸuna inanırken; Twitter’dan kampanyanın her hareketini anlık olarak bildirdikleri profillerini görünce (ÅŸu an inaktif sanırım) ve bunun gibi birçok sosyal aÄŸda - Myspace vs.- çok ciddi çalışmalar yaptıklarını öğrendiÄŸimde, takdir etmekten kendimi alamadım.

  Umarım Obama’nın bu davranışı bizim devlet ”büyüklerimize” de örnek olur ve interneti zararlı mahluk gibi ve aç-kapa yaptıkları internet siteleri yığını olarak görmekten de vazgeçerler.

Yorumlar (1)

FriendFeed’de de dile getirmiÅŸtim. Siteyi Webrazzi‘nin ÅŸirket&servis indeksinde gördüm. Girip bir bakayım dedim. Sayfanın en üstünde yer alan fotoÄŸrafı gördüm ve hemen çıktım.

Üyelerinin gönderdiÄŸi fotoÄŸrafları denetlemeyen, hele Türkiye gibi bir ülkede daha dikkatli olmanın gerekliliÄŸi düşünüldüğünde bunu beceremeyen, sitenin tasarımını ve kodlamasını bitirdikten sonra hayata geçirip ”tüm iÅŸin bittiÄŸini” zanneden deÄŸerli fotoyolla.com yöneticileri. Yönetemiyorsanız, lütfen kapatın. Hayır çok kibar konuÅŸtum. Derhal kapatın! Yoksa o anasayfada en üstte yer alan fotoÄŸrafı bir tarafınıza giydirirler.

 

Not: İletişim bölümüne form koymayıp, mail adresi koymaları da güzel olmuş hani. PetArkadaş.com sitesinin kurucusu tarafından kurulduğunu da böylelikle anlamış oluyoruz.

Yorumlar (7)

Son yıllarda fazlasıyla moda haline geldi dot com şirketleri. Eline birkaç binlik sermaye geçenler, hemen internet markası yaratmanın peşine düşüyorlar. Lakin dot com şirketleri dünyası, tıpkı müzik dünyası gibi ilerliyor. Hem de birebir. Nasıl mı?

Çok güzel bir sese sahipsiniz, arkadaÅŸ toplanmalarında, doÄŸum günlerinde veya 2 bira içerek oturulan muhabbetlerde arkadaÅŸlarınız hep sizin ÅŸarkı söylemenizi istiyor. Sizde gerçekten de büyük bir yetenek var ve dinleyen insanlar sesinize hayran kalıyor. Siz de bu yola baÅŸ koymuÅŸsunuz, ÅŸarkıcı olmak için her ÅŸeyi bir kenara bırakabilirsiniz. Ama… Ne albüm çıkarıp kendinizi tanıtacak kadar paranız var, ne albüm çıkarmanıza aracı olacak saÄŸlam bir tanıdığınız var, ne de Popstar türevi yarışmalarda kendinizi helak edecek kadar enerji ve potansiyeliniz.

Evet, internet dünyası da tıpkı bu şekilde işler. Çok sağlam bir fikriniz/projeniz vardır. Gösterdiğiniz güvenilir kişilerin hepsi de bunun muhteşem olduğunu söylüyor, bir an önce gerçekleştirmeniz konusunda sizi yüreklendiriyorlar. Fakat sizde bunu gerçekleştirecek ne para var, ne bu piyasada söz sahibi olan bir tanıdığınız var, ne de risk sermaye şirketlerinin iletişim bölümüne yazıp yollayacak kadar gözü karalığınız. Sonuç itibariyle askıya alınan projeniz, bir süre sonra geçerliliğini kaybediyor, artık size eskisi kadar heyecan vermemeye başlıyor, bir süre sonra da unutup gidiyorsunuz. Vazgeçiyorsunuz. Normal yaşamınıza dönüyor, belki derslerinize, belki işinize odaklanıyorsunuz.

Eminim düşünmüşsünüzdür. O projeyi ilk aklınıza geldiÄŸi anda bir sihirli deÄŸnek olsaydı da yapsaydınız, ÅŸu an milyonlar içinde yüzüyor olurdunuz. Bunu projesi olan herkes düşünmüştür. Evet ama, gerçekten de bu iÅŸ biraz böyle. İnternet aleminde o kadar büyük paralar dönüyor ki, sizi ve çevrenizdeki bilgisine güvendiÄŸiniz arkadaÅŸlarınızı heyecanlandıran bir proje, emin olun, en basit örnekle Çember.Net‘in 4 milyon $ ettiÄŸi bir dünyada hiç yoktan birkaç milyon ederdi, edebilirdi. Ama siz, yapmadınız, zorluklarla baÅŸa çıkamadınız. Tipik üşengeçlik sendromlarına girdiniz ve projenizi bilinçaltınıza ittiniz. Hayır bana küfür etmeyin, tam olarak da böyle oldu. Savunmanızı duyar gibiyim, para, sermaye, tanıdık, çevre vs. olmadan nasıl gerçekleÅŸtirebilirdiniz bu projenizi deÄŸil mi?

Sanıyorsunuz ki, her proje sağlam desteklerle yola çıktı. Her projenin arkasında büyük adamlar vardı. Yanılıyorsunuz dostlarım. İnternet dünyasını sallayan projelerin büyük yüzdesi, kendi yağıyla kavrulan projelerdi. Bunların çoğu bazı bloglarda yazıldı zaten. Bunları tekrar tekrar yazmak istemem. Söylemek istediğim de onlar değil zaten. Siz! Siz ve sizin ne kadar istekli olduğunuz!

İnsanlar projelerini hayata geçirmek üzere okullarını bırakıyor, ailelerinin yanlarından ayrılıyor. Her şeyi bir kenara bırakıyorlar. Size okulunuzu, işinizi bırakın; ailenizin yanından ayrılın diyen elbette yok. Ama bir şeyler başarmak için, hepimiz bir şeyler feda etmek zorundayız. Açıkçası durum tam olarak da böyle. Eğer uğruna bir şeyler feda ettiğiniz bir amacınız varsa, ona daha bir istekle ve hırsla bağlanıyorsunuz.

Evet, diyelim ki projeniz var ve gerek tasarım, gerek kodlama namına hiçbir ÅŸey bilmiyorsunuz. Projenizi anlatacağınız ‘’saÄŸlam” adamlar da yok yanınızda. Hiçbir codera güvenemiyorsunuz. Tek başınıza da yapamazsınız. Bunun bir yolu olmalı.

Yazımın ikinci bölümünde projenizi nasıl hayata geçireceğinize dair bazı alternatif fikirler vereceğim. Bu fikirlerin gerçekten de işinize yarayacağını düşünüyorum. Sevgiler, görüşmek üzere.

Yorumlar (0)

Geçenlerde bir gazetenin insan kaynakları ekinde küçük bir yazıyla karşılaÅŸtım. Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konuyu aynen araÅŸtırma konusu yapmışlar. Sevindim, lakin fazla zamanım olmadığından dolayı, yazıya ”şöyle” bir göz gezdirdim ve daha sonra inceleyip, blogda paylaşırım diye de kestim cebime koydum. Yazıyı cebime koymamın nedeni, yazıdaki isimleri ve ÅŸirketleri sizlere doÄŸru aktarabilmekti. Lakin bugün o yazıyı kaybettiÄŸimi görüyor, sizlerden özür dileyerek baÅŸlıyorum yazıma :)

Yazıda, Wikipedia’nın Google aramalarını kirletmesinden bahsediyordu. Kirletmesinden ziyade, ÅŸirketlerin imajını ne ÅŸekilde etkilediÄŸinden. Yazıya konu olan araÅŸtırma ÅŸirketi, 40 büyük ÅŸirketin isimlerini Google’da aratarak bir istatistik yapmışlar ve gerçekten de vahim durumlarla karşılaÅŸmışlar. Bu 40 ÅŸirketin büyük çoÄŸunluÄŸunun resmi web sitesinden önce, Wikipedia’da o ÅŸirketle ilgili madde çıkıyor. Bu da o ÅŸirkete ulaşılabilirliÄŸi zorlaÅŸtırdığı gibi, o ÅŸirketin imajını da zedeliyor. Zedelemek derken?

Wikipedia, bilindiÄŸi gibi bağımsız kullanıcıların oluÅŸturduÄŸu bir nevi sanal ansiklopedi. Bu kurum, kullanıcılarını öyle bir kimliÄŸe bürüyor ki, mahalledeki bakkal Osman yazsa bile siz Wikipedia editörü yazmış gibi hissediyorsunuz. Yani Wikipedia, her kullanıcısını bir editör gibi görüyor ve gösteriyor. Yani burada yalan yanlış bilgilerle karşılaÅŸmak çok olaÄŸan. Yalan yanlış bilgilerle karşılaÅŸabildiÄŸiniz gibi, bunları kolay kolay sildirip; deÄŸiÅŸtiremiyorsunuz. Bu tarz mahkeme olayları olmuÅŸtu Wikipedia’nın. Kolay kolay da sonuçlanmadığını hatırlıyorum. Ee ne de olsa EkÅŸi Sözlük deÄŸiller, orası da Türkiye deÄŸil.

İşin ilginç yanı, bu önemli 40 ÅŸirketin büyük çoÄŸunluÄŸunu arattıklarında ilk sırada Wikipedia çıkması deÄŸil. Wikipedia’da o ÅŸirketler hakkında yazan yazılar. ÇoÄŸunluÄŸu yanlış olan bilgileri, sıralamada ilk sırada olduklarından dolayı insanların okumaması, görmemesi mümkün deÄŸil. Yani siz bir ÅŸirket hakkında bilgi almak için Google’a yazıyorsunuz, ilk sırada ÅŸirketin web sitesi deÄŸil de Wikipedia geliyor, aÅŸağılara inip ÅŸirketin web sitesini aramaya üşeniyorsunuz ve Wikipedia’dan bakıp çıkıyorsunuz. Sonra da o ÅŸirketlerle ilgili yanlış bilgi alıyorsunuz.

Facia! Gerçekten de büyük facia. Dünyanın en değerli şeyinin bilgi olduğu aşikar. 40 büyük şirkette böyleyse durum, diğer şirketleri ve kurumları düşünemiyorum bile!

Evet, baÅŸlıktan da anlayabileceÄŸiniz gibi, Türkiye’de de aynı durum EkÅŸi Sözlük için geçerli. EkÅŸi Sözlük de sonuç olarak kullanıcılarının oluÅŸturduÄŸu bir platform. Yalan yanlış bilgilerin sayısı da azımsanmayacak derecede. Düşünün, (VereceÄŸim örneÄŸi evlerinizde denemeyin) Vebiki‘yi bir yerlerde duydunuz ama ne olduÄŸunu hatırlamıyorsunuz. Google’a yazıyorsunuz, Türkiye’nin sanal ansiklopedisi olan EkÅŸi Sözlük ilk sırada çıkıyor. Orada da Vebiki’yi anlamamış veya beÄŸenmemiÅŸ biri, sırf geyiÄŸine (zaten EkÅŸi’nin büyük yüzdesi geyik olduÄŸundan) ”Çok ÅŸahane bir porno blogu” yazıyor. E ne oldu ÅŸimdi pardon? Bok oldu afedersiniz.

Bu gibi durumlar eminim birçok ÅŸirketin, kurumun, kısacası markanın başına geliyordur ve gelmeye de devam edecektir. Bir önlem almak lazım, yoksa insanlar sırf Wikipedia‘nın ve EkÅŸi Sözlük‘ün yüksek ratinglerinden dolayı ve Google zaferlerinden dolayı yanlış bilgiler öğrenmeye devam edecekler, tabii ki tüm doÄŸrularının yanında…

Yorumlar (0)