Klasik medyanın da iÅŸin içine ciddi ÅŸekilde girmesiyle ve internet sektöründe ciddi ÅŸekilde atılımlar yapmasıyla Türk internet dünyası son zamanlarda büyük bir ivme kazandı. Yeni yeni projeler, yaratıcı fikirler, milyonlarca dolarlık yatırımlar, satın almalar, bloglamalar, meet up’lar, konferanslar, röportajlar, internet tv’leri vs.. Tüm bunlar olurken; belki de bu yazıyı okuyan herkesin bildiÄŸi ama pek de bahsetmediÄŸi, üzerine gitmediÄŸi bir ÅŸey oluÅŸtu Türk internetinde: ”Samimiyet”
Friendfeed’e giren Türk kullanıcı sayısı oldukça düşük. Haliyle bu düşük sayıyı oluÅŸturanların çoÄŸu da internetle iç içe yaÅŸayan, projeleri olan insanlar, yatırımcılar, ÅŸirket sahipleri, -çoÄŸunlukla- blog yazarları oldu. Biz blog kelimesinin Türkçesini mi bulalım, yoksa İngilizce kullanmaya devam mı edelim, bunu tartışa duralım; blog, aslında internet dünyamıza girerken çok ama çok önemli bir ÅŸeyi getirdi. ”Samimiyet”
Friendfeed’e fazla girmeyeceÄŸim. Orada çok güzel ÅŸeyler paylaşılıyor ve bunları bilen de biliyor zaten. Ama asıl samimiyetin yaÅŸandığı yeri, blogların ‘yorumlar’ kısmını unutmamalıyız. Orada dönen samimi yorumlardan, görüş-fikir-düşünce paylaşımlarından inanılmaz büyük haz alıyorum. Kendimden örnek vermem gerekirse; normal ÅŸartlarda hayatımda hiçbir yerde ulaÅŸamayacağım insanlarla, belki de normalde beni kaale bile almayacak insanlarla o kadar samimi oldum, o kadar güzel ÅŸeyler paylaÅŸtım ki, bazılarının telefon numarası bile var, bazılarının doÄŸum günlerini unutmuyor, not listeme ekliyorum. Bazılarının çocuÄŸu bu yıl okula baÅŸlıyor, onu tebrik ediyorum. Tüm bunlar olurken onlar da beni unutmuyor, ellerinden geldikçe hal hatır soruyorlar. Hatta inanır mısınız, bu normalde ulaÅŸmamın mümkün olmadığı insanlardan biri, dün ailemi sordu, durumları nasıl, saÄŸlıkları yerinde mi, bir sorun var mı vs. Bunun bana ne kadar büyük mutluluk verdiÄŸini ÅŸuraya yazdığım 3-5 cümleyle anlatabileceÄŸimi hiç sanmıyorum. Eminim birçoÄŸunuz bu duyguları yaşıyorsunuz. Eminim beni aranızda çok iyi anlayanlar var. Yazımın baÅŸlıca yazılma nedeni de bu zaten. Birçok blog yazarı/okuyucusu bu mutluluÄŸu yaşıyor. Ama sadece ”takip ettiklerim” listesine ekleyerek gösteremezsiniz bu duyguyu. Blogroll denen olay sadece ”beni beÄŸenen bunları da beÄŸenebilir” veya ”arkadaÅŸlarımın da blogu okunsun” zihniyetinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil. Sevginizi böyle gösteremezsiniz. Yazın, lütfen severek okuduÄŸunuz blogları yazın, yazarak anlatın. Bol bol teÅŸekkür edin. Yorumlarınızı bırakın, sizin için ne kadar önemli olduklarından bahsedin.
Klasik medya anlayışında bir yazara, köşe yazarına, gazateciye, program yapımcısına vs. ne kadar kolay ulaÅŸabilirsiniz? ÇoÄŸu, küçük bir mail adresi vererek insanlarla iletiÅŸim içinde olduÄŸunu sanır. Yıllardır köşe yazarlarına eleÅŸtirel veya beÄŸenimi dile getiren mailler atarım; daha bir -yazıyla 1- tanesinden geri dönüş aldığımı hatırlamıyorum. Peki internet medyasına bakalım, Türk internetine bakalım. Benim o insanlardan çok daha fikirlerine deÄŸer verdiÄŸim, ”büyük” adamlara ulaÅŸmam 5 dakika. Geri dönüş almam en fazla 1-2 gün. Ve iÅŸte bunu seviyorum ben. O samimiyeti yakaladığımızı görmek beni gerçekten heyecanlandırıyor, fazlasıyla mutlu kılıyor. Küçükken pazar sabahları fotomaç gazetesini açtığımda içimde müthiÅŸ bir mutluluk olurdu. Åžimdi her gün bilgisayarımı açıp, takip ettiÄŸim bloglarda aynı heyecanı yaşıyorum. Abartıyor muyum? Kim bilir, sonuçta herkes aynı ÅŸeyleri düşünmeyebilir. Ama ben bunları yaşıyorum ve Türk internetini gerçekten, ama gerçekten çok seviyorum.
Ve Türk internetine bu sevgiyi duymamı saÄŸlayan insanlar… Her gün blogunu ilgi ve sabırla takip ettiÄŸim insanlar… Aranızda isimlerinizi atlayabilirim, bu yüzden büyük özür dilerim ÅŸimdiden. Bağışlamanızı rica ediyorum. Aklıma geldikçe ve yeni bloglarla tanıştıkça eklemeye çalışırım. Hepinize büyük teÅŸekkürler ediyorum. Daha nasıl içten gelir bilmiyorum ama, sadece iki kelimeye sığdırabiliyorum. TeÅŸekkür ediyorum. Ve n’olur, yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin.
Umarım hep yazmaya devam edersiniz ve biz, hep aynı iletişimde oluruz. Her ne kadar tümünüzle aynı iletişime sahip olamasam da, birilerinin her gün bir şeyler karaladığını bilmek beni ve inanıyorum ki birçok kişiyi inanılmaz rahatlatıyor ve mutlu ediyor. İşte bu samimiyet anlayışından bihaber olmasından dolayı, klasik medyanın ve buna bağlı uzantıların internet ortamında başarı şansını çok az görüyorum. Bütçeleri ve hitap ettikleri kitle ne kadar büyük olursa olsun.
Not: Lütfen bu yazı yanlış anlaşılmasın. Yani birilerinden yorum gelsin, teşekkür edilsin diye yapmıyorum. Öyle düşünenler olursa da hak verebilirim, çünkü -sanırım- ben olsam ben de aksini düşünebilirdim. Bu yüzden kimseyi suçlayamam ama bildiğim bir şey var. Bu kitlenin bunu gerçekten de hakettiğini düşünüyorum ve herkesin bunu yapması gerektiğini düşünüyorum. Eğer birilerinin yazdıklarına ve düşüncelerine, emeğine değer veriyorsanız; bunu yüksek sesle duyurmalısınız. Yoksa çok geç olabilir. Çünkü o kadar hızlı ilerliyoruz ki, ne zaman neyin olacağı belli olmuyor ve bu hız, benim gerçekten de başımı döndürüyor.

Teşekkürler Taci, fikirlerine ve heyacanına yürekten inanan biri olarak her zaman güçlü iletişimimizin devam etmesini dilerim.
Bu güzel yazının son cümlelerindeki -not kısmı- endişeni çok iyi anlıyorum.
Kısmen de haklısın,genele yayarsak bu blog dünyasında böyle bir düşünce yada önyargı yaygın.
Ancak ben buna değil senin samimiyetine inanmayı tercih ediyorum.
Zamanın yanılmadığımı göstereceğine de eminim.
Sevgi ve başarı dileklerimle.
Erhancım, teşekkürler.
Hülya hanım. Ben de zamanın çoğu şeyi doğru ve tarafsızca göstereceğine eminim. O yüzden hiçbir kaygım yok. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum lafı çok klişe olacak belki ama, ilgiyle takip ederken bunu söylemem lazım
Taci Bey;
Yazdıklarınıza kısmen katılmakla birlikte kafamdaki soru işaretleri şunlar.Blog dünyasında samimi iletişim olabildiği gibi sanal alemin bir unsuru olarak da suistimaller de mevcut.Bunları gözardı edemeyiz.Blog olayını hobi olarak devam ettiren de, ticari amaçlı kullanan da var.İşin içine ego tatmini ve ticaret de girinci seçici olmak gerekiyor.Ayrıca bu işe erken başlamış belli bir kesim var ki bana göre samimiyetleri şüpheli. Biz sevdiğimiz ve rutin takip ettiğimiz bloglara girip yazılara da gerçekten ilgilendiğimiz için yorum yapıyoruz.Ancak belli bir yol almış (Fikir atölyesi veya Selçuk Hoca gibi) samimiyetlerine inanıyorum ancak şimdiye kadar hiç bir bloga yorum yazdığını gördünüz mü? Bu arkadaşlar sadece yazarlar mı? Hiç beğendikleri blog yok mu? Çok ilginç. Herkes aynı taktiği izlerse sonuç ne olur.
Yine de iyi düşünmek istiyorum.
Okudukları takip ettikleri bloglar olmaması mümkün değil.Eğer Katılımda bulunmuyorlarsa bir izahı olmalı.
Merhabalar Orpen. Kesinlikle haklısın. Elbette işin bu yönünü göz ardı edemeyiz. Yazımda da belirtmiştim zaten bu yöndeki görüşümü. Belirtin sevdiğinizi, beğendiğiniz yazarları/blogları söyleyin çok geç olmadan demiştim ve ben de bu yüzden yazımın sonunda belirtmiştim beğendiğim kişileri, blogları.
Kişisel tercihlere saygılı olmak durumundayız. Başka da yapacak bir şey yok gibi görünüyor şimdilik. Keşke herkes bu sıcak iletişimin farkına varabilse ve bunun sürmesi için elinden geleni yapabilse. Teşekkürler değerli yorumun için..
Taci merhaba.
Orpen’in yorumunu çok beÄŸendiÄŸimi ve desteklediÄŸimi -ki benim desteÄŸime ihtiyacı yok kendisinin- belirtmek istedim…
Sevgilerimle.
[...] yazıların ardından diÄŸerleri; Büyü de gel çocuk Seni seviyorum Türk interneti! Bildirgeç’te Yorum Skorları ve Yorum Moderasyonu Yazı Kategorisinden Son [...]
Samimi duygularla yazılmış hoş bir yazı
Berlinden Selamlar sevgiler Iste yasamak bu……Tesekkürler hislerime tercüman olmussunuz…
[...] ve Türkçe olarak ayrı ayrı güncellediği harika blogu. Daha önce de yer yer kendisine teşekkür edip, blogunu [...]
Paşasın. Sağ ol. Hep birlikte güzeliz.