Aslında baÅŸlığı biraz fazla abartılı bulacağınıza eminim. Ben ÅŸimdi bu baÅŸlık üzerinden bazı siteleri eleÅŸtireceÄŸim. Birileri çıkıp ”yahu tamam da emeÄŸe saygı be kardeÅŸim” diyecek. Hayır kardeÅŸim, ortada bir emek yoksa, emeÄŸe saygıdan da söz edemezsiniz. Klonlamanın da bir sınırı, bir etiÄŸi, bir ahlakı var.
Alaettin, günler önce zaten bu durumu eleÅŸtirmiÅŸ; daha çok Twitter’ın Türkiye uygulamalarının son durumları hakkında bilgiler vermiÅŸti. Ama insanlar hala durmuyor, birkaç gecede çıkardıkları Twitter kopyalarıyla pazarda yer edinmeye çalışıyorlar. İşin gülünç yanı; gerçekten de projelerine oldukça fazla güveniyorlar.
Fikir aşamasında olsun, geliştirme aşamasında olsun zerre emek harcanmayan, oldukça basit modüllerle kurulan bu siteler artık bakteri gibi türer kıvama geldi. Bunların isimlerini tekrar zikredelim; shuanda.net, nolyo.com, kolaygele.com ve son olarak da geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan nedurum.com. (Lütfen girip inceler misiniz? Geri dönüşlerinizi bekliyorlar)
DiÄŸerleri hakkında konuÅŸmayacağım, zaten yeterince konuÅŸuldu. Nedurum.com’dan bahsedelim biraz. GeliÅŸtiricileri gerçekten de piyasada varlıklarını hissettiren adamlar. Neden böyle ”boÅŸ” iÅŸler içerisine girdiklerini aklım almıyor. Hele bir de bu kiÅŸiler Friendfeed’de bu projeleri için geri bildirim almaya çalıştıkça, çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum. KardeÅŸim, neyin geri bildirimini istiyorsun? Ne temaya emek harcamışsın, ne sitene emek harcamışsın, fikir aÅŸamasından bahsetmiyorum bile. Tasarım felaket. BildiÄŸin Wordpress’imsi bir ÅŸey. Gerçi aldığım duyumlara göre geliÅŸtiricileri bayağı hummalı çalışıyorlarmış. Yeni eklentiler, özellikler olacakmış, bekleyip göreceÄŸiz bunları. Lakin ÅŸu an için konuÅŸuyoruz elbet, önümüzde bu var.
Türk kullanıcısının Twitter mantığını anlayamamasına; onu chat gibi kullanmasına zerre ÅŸaşırmıyorum. Zira bunun olacağı başından beri belliydi. Peki Twitter modellemeleri yapan bu kiÅŸiler de mi bu olayın farkında deÄŸil. Yahu her ÅŸeyi anladım, tamam yapın vazgeçtim her ÅŸeyden. Ama içine de biraz yaratıcılık serpiÅŸtirin, klasik chat yapılmasını önleyin. Zira Mirc’deki ana sayfada dönen toplu chatlerden ne farkı kaldı ÅŸimdi sizin yaptığınızın? Kullanıcılar ne verirseniz yiyen bir kitle olabilir - ki yemediler bunu, akıllanıyorlar yavaÅŸ yavaÅŸ - fakat sizin adınızı kirletmenizin, küçük duruma düşmenizin ne alemi var? 150-200 kiÅŸi kullansın bari diyerek site yapılırsa bu ülkede, ve bu sitelere de yeni bir startup gibi davranılırsa, nasıl ilerleyecek bu Türk interneti. Nasıl çöplük haline gelmeden büyüyüp, dünyada adından söz ettirecek? Kaldı ki midemin bulantısının nedeni sadece Twitter modellemeleri deÄŸil, bu tarz yapılan bütün iÅŸler.
Bu arada, söylediklerimden yanlış anlamlar çıkarılmasın. Ben yurtdışında başarıya ulaşmış bir modeli ülkemizde yapmayalım demiyorum. Zira bu, piyasada yapılabilecek en karlı işlerden biridir. Benim takıldığım nokta, bu modellerin uygulanacağı ülkenin kullanıcı kimliğinin, sosyal yaşamının, kısacası komple pazarın gözardı edilmesi.
Onu bunu bilmem, benim midem gerçekten bulanıyor artık. Yaratıcılıktan uzak projeler görmeye, bu klon iÅŸleri büyütüp onlara ”gerçek birer proje” gibi davrananlarla karşılaÅŸmaya daha fazla dayanamıyorum. Kekik suyu? Evet, iyi gelir…

Gördüğüm kadarıyla sistem identi.ca’nın sunduÄŸu kodlarla kurulmuÅŸ, henüz çevirilme aÅŸamasında. Hem identi.ca’nın geliÅŸtirilmesiyle hem de kurucuların uÄŸraşıyla yeni özellikler kazanacaktır. Ancak bu piyasada bir ÅŸeyler olacaksa o da exoin.com’dan olur. Sistem aktif FriendFeed tayfasından Türker Keskinpala’nın sanırım. Kolay gelsin diyelim…
Önce twitter’ın türk internet kullanıcısı tarafından iyice algılanması gerekiyor. Cloneların bu yüzden bence hiç ÅŸansı yok. Chat yapar gibi kullanan kullanıcılar, ne gerek var ki buna diyeceklerdir ve çekip gideceklerdir ilk fırsatta da. Bugün twitter kullanmamış birine twitterı anlattığınızda nasıl “ne ki bu ÅŸimdi? tuvalete gittim, yemek yiyorum flaan mı yazıcam kime ne ki benim ne yaptığımdan?” diyorsa, microblogging’in anlaşılması kolay bir model olmadığı açıktır.
Yazıda geçen tüm siteleri inceledim ve malesef bir orjinallik göremedim. Twitter modeli halbuki doğru yapılandırılırsa türk insanının çok rahat benimseyebileceği bir modeldir. Daha vakit var, zamanla güzel örnekler de göreceğimize inancım tam.
Mideler bulanmasin, twitter`in mantigini su ana kadar benimsemis ve yerinde kullanan Türkiyede tek bloggerler var. Birakin herkes istedigi kadar klon yapsin. Klon yapmakla is bitmiyor ve bakalim twitter gercekten “First Mover” miydi acaba?
Google´den önce hic arama motoru yokmuydu? Vardi..
Facebook´tan önce hic Social Network yokmuydu? Vardi.. hatta Facebook´ta bircok sey zamaninda baska sitelerden calindigi ortaya cikti. (Konudan fazla cikmadan, kutuplasmis medyamiz nasil olduda gecen sene hepbirlik köse yazilarina varasiya kadar facebook hakkinda yazdi? bence burda milyon dolarlik reklam var isin icinde. )
Yeni yazinizda Takasmerkezine deginiyorsunuz, peki sizce bu klon degilmi? amerikada ve avrupada bircok örnegi var, vaktim olursa bi arama yapip diger yazinin altina yorum olarak ekleyebilirim.
YemekSepeti ve eksisözlük haricinde basarili bir internet projesi göremiyorum türkiyede.
identi.ca aynı Wordpress gibi, kodları açılmış bir sistem. Amaç tüm dünyanın alıp kullanabilmesi ve sistemin bu şekilde daha da sağlam şekilde gelişmesi ve tüm nişlere yayılabilmesi.
Nasıl ki Wordpress’te farklı farklı konularla ilgili bloglar görüyorsak, identi.ca sayesinde de böyle “dikey” twitter sistemlerini daha da fazla göreceÄŸiz. Buna klon deÄŸil, planlanmış büyüme denir. Türker ile twitter veya ff dışında bir diyaloÄŸum olmadığından, neyi amaçladığını yüzde yüz bilmemekle birlikte, kuruluÅŸuna (yine FF üzerinden) canlı olarak ÅŸahit olduÄŸum nedurum.com’un çıkış noktasını üç aÅŸağı beÅŸ yukarı tahmin edebiliyorum. Tahminim, bir ÅŸekilde belli etkinlikler ve kanallar ile birbirlerinden sürekli olarak haberdar olan Türk webcilerin rahatlıkla ve Türkçe olarak kullanabilecekleri bir ortam oluÅŸturmak. İsmini birlikte koyduÄŸumuz, tasarımına, altyapısına vs. herkesin bir ucundan tutarak destek olacağı, bir projeden de öte, bir nevi ihtiyaç duyduÄŸumuz bir sistemi geliÅŸtirmek sanırım. Yani bu bir “iÅŸ” bile deÄŸil. Zaten yapısı vs. itibariyle olması mümkün de görünmüyor bana kalırsa. 20 milyon dolar yatırım almış twitter’ın bile nereden para kazanacağını hala kimse net olarak söyleyemezken, 100-200 kiÅŸi arasında kalması muhtemel (ve bana kalırsa daha faydalı) bir olayın ne tarz bir ekonomik deÄŸeri olacağı ortada.
Sert eleÅŸtiri vebiki.com’un dili olacak, onu en başından beri görüyoruz ve ben sonuna kadar da destekliyorum, fakat bu yazı sert eleÅŸtiri deÄŸil, yanlış deÄŸerlendirme ve bundan kaynaklanan bir doz bozukluÄŸu arz ediyor bence. “Kopyalarken üstüne bir ÅŸey koyun da kopyalayın” argümanına katılmakla birlikte, nedurum.com bu önemli argüman için örnek teÅŸkil edecek bir site olamayacak kadar erken bir evrede diye düşünüyorum. Bu hataya düşülmemesi için siteyi kuran kiÅŸiye ulaşılabilir ve bilgi alınabilirdi ki bu zaten her yazıda yapılması gereken bir ÅŸey bence. Analiz yazısı yazabilmek için taraflardan bilgi almak kaçınılmaz bir zorunluluk. Yine de yazı sahibinin benim göremediÄŸim haklı bir sebebi varsa saygı duyarım.
Gelelim klon meselesine. Bence web ekonomisinde bu son derece ilginç ve çok çok ayrıntılı ÅŸekilde incelenmesi gereken bir konu. Almanya’da olmam sebebiyle takip ettiÄŸim Alman piyasasının ilk ve hala en büyük satışlarından birini gerçekleÅŸtiren StudiVZ.net isimli sitesi, Facebook’un erken evrelerinin birebir kopyasıdır ve 10-15 ay kadar önce 80 küsür milyon euroya bir medya grubuna satıldığından beri tek bir yeni feature eklememesine raÄŸmen (hala live feed veya video gibi özelliklerden yoksundur) toplam 10 küsür milyon üyesiyle Almanya’da bir numaradır. 80 milyonluk bir exit, bir kere neresinden bakarsanız bakın çok saÄŸlam. Avrupa’da e-commerce dışındaki exitlere bakınca, bu rakamın büyüklüğünü görüyoruz. Siz 3-5 arkadaÅŸ oturup bir sistem kuracakken, dünya üzerinde var olan bir ÅŸey yapacaksanız, dönüp diÄŸerleri ne yapmış diye baktığınızda, 100-200 kiÅŸinin kafa yorup geliÅŸtirdiÄŸi ve kullanım sırasında geliÅŸmiÅŸ sistemleri görürsünüz ve bu taslakların dışında çıkmak genel olarak hüsranla sonuçlanır. Sizin “büyük buluÅŸ” olarak nitelendirdiÄŸiniz bir eklenti, belki de sitenin tüm özelliÄŸini kaybetmesine yol açacak ve sizin umduÄŸunuz müthiÅŸ büyümeyi engelleyecektir… Bu yüzden var olan sistemleri kopyalarken, ÅŸablonun dışına çıkmak öyle “yaratıcılık ekleyin bakim” diyerek kestirilip atılamayacak kadar ince bir konu. Genel olarak süper paralar kazanan profesyoneller, halihazırda yürüyen bir sistemi geliÅŸtirmek veya durumunu korumak noktasında, 2-3 öğrenciden daha uzaÄŸa bakabiliyorlar.
Tabi dikkat edilmesi gereken nokta, bunun yaratmakla yani var olmayan bir ÅŸeyi var etmekle ilgili olmadığı. Sosyal medyanın yönünü deÄŸiÅŸtirecek bir buluÅŸunuz varsa, tabi ki bunu uygulamalısınız, ama bunu ayrı ve yeni bir ÅŸey olarak yapmalısınız, yoksa üzerine eklediÄŸiniz klonun içinde yok olup gidecektir. Bu yüzden klonlamak denilen iÅŸ modelini tercih etmiÅŸ insanlara “biraz da yaratıcı ol” demek mantıklı deÄŸil bence. Kanıtlanmış bir iÅŸ modelini, yerinde, zamanında ve iyi uygularsanız, tutar. Bunu hedefleyen birinin amacı da, uygulama noktasında mükemmelliÄŸi kovalamak olmalı, yaratıcılık deÄŸil. Sıfırdan bir format yaratmaya çalışan ve bu iddia ile yola çıkan insanlar için ise tam tersi geçerli tabi ki, akıllardaki tüm ÅŸemaları ÅŸablonları yerle bir etmek gerekiyor. Evet, o zaman bence de yaratıcılık bir zorunluluktur.
Harika yorumlar gelmiş. Uzun zamandır bir yorumu düşünerek okumuyordum. Çok teşekkür ediyorum Şekip Bey, ve cevaplarıma geçiyorum.
İdenti.ca - Wordpress örneğinize katılıyorum. Nişlere yayılabilirse eğer, işte o zaman klon değil, niş olur ve söylediğiniz gibi planlı büyüme denir buna. Dolayısıyla böyle ağır eleştiriler almaz, niteliğine göre övgüler de alabilir hatta. Lakin ben projenin niş bir twitter örneği olduğuna dair bir özelliğini göremedim ve bu konuda söylediklerimin hala ve ısrarla arkasındayım. İlerleyen zamanlarda bu yönde özellikler görürsem de, bunları da yazmaktan çekinmem elbette.
”Sert eleÅŸtiri, Vebiki.com’un dili olacak” görüşünüze de katıl(a)mıyorum. Zira Vebiki’de birden fazla kiÅŸi yazıyoruz. Herkesin dili, görüşleri farklı. DiÄŸer arkadaÅŸlarımın dilleri, görüşleri ne yönde olur, düşüncelerini nasıl ifade ederler, bunları ancak zamanla görebiliriz. Bu görüşünüzü kendi adıma elbette kabul ediyorum. Zira başından beri söylüyorum, eleÅŸtirinin makbulü ve en deÄŸerlisi, sert olanıdır, kötü/eksik yanlarını söyleyendir. Ancak böyle bir eleÅŸtiri etkili ve faydalı olabilir diye düşünüyorum. Aldığım geri bildirimlerden de bu görüşümde haklı olduÄŸumu düşünüyorum. Bu ÅŸekilde eleÅŸtirdiÄŸim projeler/kiÅŸilerin hepsi geri döndü ve teÅŸekkür ettiler, fikirlerimin üzerinde yoÄŸunlaÅŸacaklarını söylediler ve bazı projeler de kendilerini bu ÅŸekilde eleÅŸtirmemiz için bize mail attılar. Onları da ilerleyen zamanlarda deÄŸerlendirmeyi düşünüyorum.
Siteyi kuran kiÅŸiye ulaÅŸmak konusuna gelince. Ben bu görüşünüze katılmıyorum. Ben, önümüze konan ÅŸey üzerinden konuÅŸuyorum ve o kiÅŸilere de ulaÅŸmak zorunda olmadığımı düşünüyorum. Kısa süre önce edindiÄŸim tecrübelere göre, iÅŸ sahipleriyle önceden tanışıp, konuÅŸunca onların iyi niyetlerini görüyoruz ve bu da yazının karakterine yansıyor. Çünkü konuÅŸunca herkes iyi niyetli, herkes yaptığı iÅŸin ”büyük” iÅŸler olduÄŸuna inanıyor. Analiz yazısı yazabilmek için bence kiÅŸilere ulaÅŸmaktan ziyade, projenin asıl anlatmak istediÄŸi noktalara ulaÅŸabilmek daha önemli diye düşünüyorum. DediÄŸim gibi, diÄŸer türlüsü yazınızı çok farklı yerlere götürüyor.
Alıntı: ”Sizin “büyük buluÅŸâ€? olarak nitelendirdiÄŸiniz bir eklenti, belki de sitenin tüm özelliÄŸini kaybetmesine yol açacak ve sizin umduÄŸunuz müthiÅŸ büyümeyi engelleyecektir… Bu yüzden var olan sistemleri kopyalarken, ÅŸablonun dışına çıkmak öyle “yaratıcılık ekleyin bakimâ€? diyerek kestirilip atılamayacak kadar ince bir konu. Genel olarak süper paralar kazanan profesyoneller, halihazırda yürüyen bir sistemi geliÅŸtirmek veya durumunu korumak noktasında, 2-3 öğrenciden daha uzaÄŸa bakabiliyorlar.”
Burada söylediklerinizi ise ciddi anlamda ÅŸaÅŸkınlıkla karşıladım. Başından beri Vebiki.com’a yorumlarınızla gerçekten ayrı bir hava kattınız Åžekip Bey, ve gerçekten de önemli bilgiler verdiniz çoÄŸu zaman. Fakat bu yorumunuz, isminize hiç yakışmadı diye düşünüyorum. Nedenine gelince, ben uygulanılacak pazarın niteliÄŸine uygun ”ufak tefek yaratıcı eklentilerden” bahsederken; siz bunu ”büyük buluÅŸ” olarak deÄŸerlendiriyorsunuz ve bunu klon veya niÅŸ projede harcamaktan ziyade, ayrı bir proje olarak deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini söylüyorsunuz. Çok ham bir görüş olmuÅŸ, orada ne demek istediÄŸimi, neyi kastettiÄŸimi tam olarak anlayamamış olduÄŸunuzu kabul ediyorum. Aksini düşünmek bile istemiyorum. ”2-3 öğrenciden daha uzaÄŸa bakabilmek” konusundaki görüşlerinize cevap bile vermek istemiyorum. Belki bundan sonraki yazılarımdan birinde, bu konuya da deÄŸinirim. Aslında ”Åžekip Can Gökalp” gibi bir ismin böyle düşündüğünü görünce, tam anlamıyla bu konu hakkında bir yazı yazmaya karar verdim ÅŸu an. Bir sonraki yazım, sanıyorum bu görüşünüz üzerine olacak.
Son paragrafınız da önceki yazdıklarınızla aynı ÅŸeyi söylüyor. O konudaki görüşlerinize cevap vermiÅŸtim sanırım. ”Klonluyorsan yaratıcılık olmaz içinde, yaratıcılık olacaksa da o ayrı bir proje olur” görüşünüz, oldukça sığ bence. Burada yaratıcılığın boyutunu iyi anlamak gerekiyor. Çok da mantıklı olmasa da, somut bir örnek vermek adına şöyle düşünelim: FriendFeed’in olmadığını ve ÅŸu anda Facebook’u eleÅŸtirdiÄŸimizi kabul edelim. Ben tutup da ”bilmem ne sosyal networkünü taklit ediyorsun, içinde biraz yaratıcılık olsun” dersem ve burada yaratıcılıktan kasıt olarak ”friendfeed” gibi uygulamaları(application) kastedersem, iÅŸte o zaman sizin dediÄŸiniz olur. Bunun ayrı bir proje olarak deÄŸerlendirilmesi lazımdır. Fakat burada kastedilen yaratıcı unsurlar, az önce de söylediÄŸim gibi pazarın niteliÄŸine ve kullanıcıların kimliÄŸine uygun uygulamalar/eklentileri içeriyor. Tasarımına ve geliÅŸtirilmesine fikren de olsa birebir ÅŸahit olduÄŸunuz, katıldığınız bir proje olduÄŸundan dolayı da, yorumunuzu biraz duygusal buluyorum ve duygusal yaklaÅŸmakta da haklı olduÄŸunuzu düşünüyorum. Çok güzel ”yorumlaÅŸmalar” bunlar. İşte bu tip yorumlar, Türk internetini, Türk projelerini daha ileriye götürecek, buna eminim. Sevgiler Åžekip Bey…
Yazına katılmıyorum. Bir kaç kısa soru:
- İngilizce bilmeyen insan çok Türkiye’de. O sitelerin türkçe versiyonlarını fikrin orijinal sahiplerinin yapmasını mı beklesinler? Ya o siteler hiç türkçe versiyonunu yapmazsa? İngilizce bilmeyenler bu tarz siteleri kullanmasın mı?
- İş dünyası bir pastadır. Herkes pay ister. Tofaş ne gibi bir yenilik getiriyor otomobil sektörüne. Yada Arçelik beyaz eşya sektörüne. Kapatalım mı o fabrikaları?
- Konuyu biraz zorlarsak şu sonucu da çıkarabiliriz. Senin blogunun da benzerleri çok. Blog kelimesi bile ingilizce. Sen neden orijinal bir fikir bulmadın da benzer türkçe bloglar varken bile böyle bir blog yaptın.
Okan Bey, birkaç kısa sorudan ziyade, yazıma neden katılmadığınızı belirtseydiniz daha anlaşılır olabilirdiniz sanırım. Sorularınıza gelince, ilk sorunuzda bahsettiÄŸiniz ”ing. bilmeyenler kullanmasın mı?” gibi sığ bir düşünceyle yaklaÅŸtığınız için; yazımın ana mantığını anlayamadığınızı kabul ediyor, size yazımı bir daha okuyarak tekrar düşünmenizi öneriyorum.
”İş dünyası bir pastadır. Herkes pay ister.” Bilgilendirmeniz için çok müteÅŸekkirim. Böyle önemli ve kimsenin bilmediÄŸi bir görüşü bizimle paylaÅŸtığınız için çok mutluyuz. TofaÅŸ’ın ne gibi yenilikler getirdiÄŸini bilemem, ama Arçelik’in getirdikleri yenilikleri görmezden gelmek bence olsa olsa ”bilgisizlikten” kaynaklıdır. Ayrıca fabrikaları kapatmak kanısına nerden varıyorsunuz anlayabilmiÅŸ deÄŸilim. Yenilikçi olmayan firmaların kapanması gerektiÄŸi gibi bir sonuç çıkıyorsa yazımdan, bu benim ayıbımdır özür dilerim. Fakat öyle bir sonuç çıkmıyor ve siz, bir tarafınızdan uyduruyorsanız sırf düşüncenizi desteklemek adına; bu da sizin ayıbınızdır.
Son sorunuza gelince. Ciddi manada bir ilkokul çocuğuyla tartışıyormuşum gibi hissettim kendimi. Önceki sorularınızı bir nebze kaldırabilirim ama bu soruyu nasıl sizin seviyenize inerek cevaplarım, bilemiyorum. Deneyeceğim.
Bloglar, tıpkı gazeteler gibidir Okan Bey. İçindeki yazarlar farklı olduÄŸu sürece, aynı konularda yazsalar bile bir görüş farklılığı, bir içerik farklılığı vardır. Bu yüzden insanlar web alanında birkaç blog, spor alanında birkaç blog, ekonomi/iÅŸ dünyası alanında birden fazla blog okuyabilirler. Yazılı basında önemli olan ”uçan gazete,blog” icat etmek deÄŸil, benzerlerinden bir farklılık yaratabilmektir. Sizin önerinize gelecek olursam, hayır efendim ”Aborijinlerin nasıl çiftleÅŸtiÄŸi” konusuna odaklı bir blog deÄŸil; web dünyasına odaklı bir blog yazarak bu alanda farklılaÅŸmayı savunuyorum.
Blog kelimesinin ”bile” ingilizce olduÄŸuna dair eleÅŸtirinize ise yine cevap veremiyor, sizi konuyla ilgili yazıma yönlendiriyorum.
http://vebiki.com/bloga-turkce-karsilik-bulma-cabalari
@Taci Yalçın
Açık bir şekilde yorum yapan kişilere hakaret ediyorsunuz.
Hayatımda gördüğün en aptalca site fikri diyebilirim. Yazida soylendigi gibi Mirc’den forumlardan ne farki kalmis ? ustelik bu tarz siteler globellesemez 3-5 kisinin kullandigi yerel siteler olarak kalmaya devam eder..Arkadaslar kopyalama konusunda masallah Cin’e bile kafa tutarlar, benim onerim birsey uretemiyorsaniz ve illa kopyalayacaksaniz bari ise yarar seyler kopyalayin…!